Mobile menu

''Karakteri Zayıf Olan Partiyi Kaybeder''

Mikhael Gurevich, Ukrayna asıllı Türk Büyükusta. 47 Yaşında. 2643 Elo derecesiyle FİDE listesinde 63. sırada. 6 Yaşından beri satranç oynuyor. Geçen yıl Türkiye Şampiyonu oldu. 37. Satranç Olimpiyatlarında Türk Milli Takımı’nın birinci masasındaydı ve en son İstanbul Açık’ı eş puanla birinci bitirdi. Ancak daha önemlisi, Dünya Satranç Şampiyonluğu aday karşılaşmalarına katılma hakkı kazanan 16 isimden biri olması.

Tüm hayatı satrançla geçmiş, daha doğrusu, hayatını satranca adamış, unvanı ve deneyiminin yanında insanı şaşırtacak kadar “mütevazı” ve kelimenin tam anlamıyla bir “satranç emekçisi”.
Gurevich ile söyleşi Uluslararası İzmir Açık Turnuvası öncesi Başkan Vekili Murat Kul tarafından yapıldı. Söyleşi için haberin devamını tıklayınız.

Murat KUL : Satranç serüveniniz nasıl başladı ?
Mikhail GUREVICH : Sovyetler Birliği döneminde, Ukrayna’nın ikinci büyük sanayi kenti olan Kharkov’da, altı yaşındayken. İki ayrı öğretmenden satranç dersleri almaya başladım.


KUL : Nasıl bir aileniz vardı ? Mesela babanız ne iş yapıyordu ?
GUREVICH : Babam elektrik mühendisiydi. Annem ise ünlü Tupelov yolcu uçaklarının inşa edildiği fabrikada çalışan bir uçak mühendisiydi. Her ikisi de mühendistiler yani.


KUL : 6 Yaşında satranca başladınız sonra ne oldu ?
GUREVICH : Doğrusu başlar başlamaz bulunduğum kentte kendi yaşıtlarım arasında bir numaraya çıkmıştım. 1984’te Ukrayna Şampiyonu, 1985’te de Sovyetler Birliği Şampiyonu oldum. Riga’da yapılan karşılaşmalarda, turnuvaya katılan iki unvansızdan biri de bendim. 16 GM ve 2 IM vardı. Toplam 20 aday katılmıştı ama ben birinci oldum.


KUL : Ne zaman Büyükusta oldunuz ?
GUREVICH : 1986’da. Bunun ardından Sovyet Satranç Federasyonu bana, Olimpiyatlara katılacak genç takımın antrenörlüğünü teklif etti. 1988’de İsviçre’de Dünya Şampiyonluğu için karşı karşıya gelen 6 milli takımdan birinde, eski Dünya Şampiyonu Karpov’un da yer aldığı Sovyet Milli Takımında birinci yedek olarak bulundum. İkinci yedek ise halen FİDE sıralamasında 7. durumda bulunan Vassily İvanchuk’tu.

KUL : Bugünlerde sıkça karşımıza çıkan şeylerden biri de satranca başlama yaşının giderek düşmesi ve neredeyse çocuk yaşta Büyükusta olanların çoğalması. Bu gidiş nereye ?
GUREVICH : 1978 ile 1985 arasında Ukrayna’da Lvıv’deki satranç akademisinde, o dönemde, 4 ile 5 yaş arasında bir grup çocuğa ders veriyordum. Bu yaşta çocuklar kendilerine öğretilen şeyi, eğer iyi bir eğiticiden alıyorlarsa son derece başarılı olabilirler. Ancak bu yaştaki çocuğun dikkatini uzun süre tutamazsınız. Teorik bilgiyi, görsel malzeme ile desteklemeniz yani dersi eğlenceli hale getirmeniz gerekir. Bu arada şu anda bir “bilgisayar çağı nesli” ile karşı karşıyayız. Magnus Carlsen gibi çocuk yaşta GM olanlar, bu neslin temsilcileri. 

KUL : Antrenörlük ve eğiticilik konusunda son derece deneyimlisiniz, efsanevi “Botvinnik Okulu”nda da çalıştınız mı ?
GUREVICH : Evet. 1989 – 1990 Yılları arasında, Dünya Şampiyonu Garry Kasparov ile okulun kurucusu Botvinnik arasındaki ilişki malum nedenlerle bozulunca Kasparov, bana kendi yerini teklif etmişti. O dönemde orada bir simültane de vermiştim. Kramnik ve Tiviakov gibi isimlere karşı. Botvinnik Okulu’nun esprisi şuydu, ülkenin her yerinden en yetenekli çocuk ve gençler yılda birkaç kez burada bir araya getirilir ve kısa süreli dersler verilirdi. Sürekli bir okul düzeninde değildi. Öte yandan Anand’a da 1991 ve 92’de ders vermiştim. Anand aslında bir satranç dahisiydi ancak oyun sonu tekniği zayıftı.

KUL : Siz satranç eğitiminin özellikle çocuklara, eğlendirerek, görsel malzemelerle verilmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Burada en önemli nokta sizce ne ?
GUREVICH : Önemli nokta şu, satrancı öğretemezsiniz, satrancı sevdirebilirsiniz. Eğer çocuk satrancı sever ve oynamaktan keyif alırsa oyunu ve inceliklerini çok daha iyi öğrenir.

KUL : Sizin gibi deneyimli ve üst düzey bir GM’den tam bu noktada satrancın ne ifade ettiğini, aslında masada neyin mücadelesinin yapıldığını öğrenmek iyi olurdu doğrusu. Nedir bu işin sırrı ?
GUREVICH : Satranç insanın kişiliğini tıpkı bir ayna gibi yansıtır. Oyuncunun oyun tarzı aslında karakteridir. Satranç karakterlerin savaşıdır. Büyük oyuncuların tamamı “güçlü” karakterlere sahip olan, kendilerine ait bir tarzları bulunan kişilerdir. Özellikle bu düzeyde zayıf karakterli birinin güçlü karakterli bir satranççıyı yenmesi beklenemez. Ustanın görevi, öğrencisinin güçlü ve zayıf yanlarını bilerek buna uygun bir eğitim planı hazırlamaktır. Karakterin zayıf yanlarını bilen kişi kendini geliştirebilir. Ancak bundan sonra güçlü bir hale gelebilir.

KUL : Botvinnik, Kasparov, Karpov muhteşem isimler. Tüm bu görkemli oyunculardan en çok hangisini kendinize yakın hissediyorsunuz.
GUREVICH : Özellikle şunu beğeniyorum diyemem çünkü hepsi çok ama çok iyi oyuncular. Geçmiş şampiyonların hepsi benim için çok önemliler. Ancak belki Kasparov’u bu isimler arasında biraz ayrı tutabilirim. Gerçekten ben de satrançta “oyunun dinamiklerini” ondan öğrendim diyebilirim.


KUL : 21 Eylül’de Kalmukya – Rusya’da başlayacak Dünya Şampiyonluğu unvan maçı için artık çok az bir zaman kaldı. Adayların her ikisini de yakından tanıyorsunuz. Ne dersiniz kim kazanacak ?
GUREVICH : Kramnik ve Topalov mevcut en büyük iki oyuncu. Ancak benim favorim Topalov. 2000 Yılında ona asistanlıkta yapmıştım. Kramnik’te son derece güçlü bir isim. Botvinnik Okulu’ndan. Ama oyun tarzını Kasparov’a yaklaştıran Topalov daha şanslı gibi.

KUL : Siz de, Dünya Şampiyonluğu adaylık karşılaşmalarına katılacak 16 isimden birisiniz. Rakibiniz de çok güçlü bir oyuncu, sıralamada 6. durumda bulunan 2738’lik Peter Leko. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz ?
GUREVICH : Evet, Leko güçlü bir oyuncu ancak bana karşı henüz hiç kazancı olmadı. Birkaç yıl önce onu, üstelik siyahlarla, yenmeyi başarmıştım. Zor bir maç olacağı kesin.

KUL : Türkiye’de pek çok turnuvaya katıldınız, Türkiye adına oynuyorsunuz, yani bizi artık “içerden” tanıyorsunuz. Türk satrancı gelişiyor mu ?
GUREVICH : Hiç kuşku yok. Satrancın okullara girmesi tam bir devrim. Büyük bir ilgi görüyorum. Herkes şunu çok iyi bilmeli, satranç bir eğitim aracı olarak tahmin edilenin, beklentilerin çok ötesinde bir etkiye sahip. Ben de temel olarak bu nedenle buradayım. İnsanlara satranç öğretmek istiyorum.

KUL : Genç oyunculara tavsiyeleriniz var mı ?
GUREVICH: Çok okusunlar, sadece bilgisayarda çalışmasınlar. Satrancın tarihini, geçmiş Büyükustaların, Şampiyonların oyunlarına baksınlar. Kasparov’un saldırı tarzı, Karpov’un savunması. Bunlar olmadan olmaz.

KUL : Son sorum unutamadığınız bir an. Hangisi ve neredeydi ?
GUREVICH: 2000 Yılında Fransa’da bir hızlı satranç turnuvasında eski Dünya Şampiyonu Karpov’a karşı oynamıştım. İzleyicilerin tamamı beni destekliyordu. Ancak nasıl bir destekleme, salon “Mişa”, “Mişa” diye inliyordu. Karpov’un çok kızdığını hatırlıyorum. Tabii ki karşılaşmayı ben kazanmıştım.

KUL : Çok teşekkürler sayın Gurevich.