Kübra Öztürk ve Geleceğimiz!!

Yıllar öncesine gidiyorum, 1980’li yıllardı. Rahmetli Nevzat Süer ile sohbet ederken, daha doğrusu o anlatır biz dinlerken, Hoca bize, ‘Çocuklar şöyle soyadı Öztürk ya da Türkoğlu olan birisi çıkacak, Dünya çapında sporcu olacak, Türk Satrancını tanıtacak, Ne güzel olur!’ derdi.

O zamanlardan beri ukteydi içimde, ülkemiz satrancının makus talihini değiştirmek.

İnanıyordum! Bir gün federasyon yönetimini alıp bu makus talihe son vermek gerektiğinde.

Bu onuru yaşamak ne parayla ne zamanla ölçülebilir. İnsanın kendisini adaması için en güzel ideallerden birisi bu.

1 Ekim 2004, Çeşme....

Kasparov ile Basın Toplantısındayız.

Gazeteci: ‘Bizde ne zaman Kasparov’lar çıkar?’

Büyük Usta şöyle yanıtladı...

‘Bu yetenek tüm Dünyaya coğrafi olarak demokratiok şekilde dağıtılmıştır. Kimbilir ne Kasparov’lar var bu ülkede... Onlar Satrancı tanımıyor, siz de onları...

Yapacağınız şey basit.

Okula satrancı sokun. Altyapınızı kurun.

Gerisini onlar halleder...’

Aslında, yalın ama o kadar retorik bir açıklama ki....

Şimdi bu ülkede yetişen yeteneklerimize bakalım. Suat Atalık, Cankut Emiroğlu, Mustafa Yılmaz, Oğulcan Kanmazalp, Kübra Öztürk... Yaşı ne olursa olsun hepsi, okullarda bulunmuş yetenekler.

Geleceğimiz Umut veriyor...

Bu çocuklar Herceg Novi’de Kapanış Töreninde miniklerimiz. Yüzlerine bakın.

Çok şey söylemeye gerek yok. Gözleri çakmak çakmak... Zeka fışkırıyor. Satranç var olan zekalarını daha da işliyor.

Onlar gibi olabilirsiniz.

O yüzden diyoruz ki....

Satrancı Seçin!

Kübra Öztürk

İlk kez 90’lı yılların sonlarına doğru karşılaştım Kurbişle...

Her zaman akıllı, hanım hanımefendi, örnek bir çocuktu...

Yeteneğini tartışmaya hiç kimsenin hakkı olamaz. O özel birisi.

Tanrı vergisi satranç yeteneği ve kişiliğiyle...

2003 yılında Budva’da Avrupa Yaş Grupları Şampiyonasındaydık.

O kadar istiyordu ve istiyorduk ki madalya almasını..

Çok iyi gidiyordu. 5nci turda Anastasia Bodnaruk ile oynuyordu beyazlarla. İnanılmaz bir maçtı. Maçı baştan sona seyrettim 1 metre öteden. Kalbim duracaktı. Kübra yapamadı.

Kübra’nın sorunu keşfeden öğretmeninin onu bırakmamasıydı. Kübra, inanılmaz zeki bir kız, inanılmaz yetenekli, ama kuramsal bilgisi çok zayıftı. Ama 'vermeyince mabud neylesin Mahmut' derler ya...

Hoca bulamıyor, bütçenizden para harcayıp sporcuya yatırım yapamıyordunuz. Eğitim olmadan ne olabilir?

2004 yılında özerklikten sonra bu konuyu çözdük. Bu arada Kübra’da bir düşüş başladı. Daha doğrusu herkes öyle diyordu. Ben bu filmi, Betül’de, Aslı’da, Zehra’da gördüğüm için bekledim. Kızlarımızın çocukluktan, genç kızlığa geçişlerinde bu tür handikapları olabiliyor. Önemli olan bu süreci çabuk atlatmaları için destek olmak.

Kübra’yı sonunda Teoman Ulucan’a teslim ettik. Teoman Hoca, Ali İpek ekolünün de verdiği deneyimle kısa sürede Kübra’nın eksikliklerini giderdi.

Kübra’dan aslında Torino Olimpiyatlarında madalya bekliyordum. Ama orda da yabancı hocanın eksikleri oldu. Açıkçası, biz de ne yapmamız gerektiğini öğrendik.

AYGEG Grubunun kurulmasının sonuçlarını almaya başladık. Cankut Emiroğlu, Kübra Öztürk ve ardından bakın görün neler olacak.

Bence tüm kutlamaların ve mutlulukların arasında iki çok önemli mesaj var.

Birisi, Sevgili Nizamettin İrem beyefendiden Kendisine Kübra’nın Şampiyon Olduğunu ilettiğimde nasıl sevindi, ama nasıl sevindi bilemezsiniz.

Nizamettin İrem, Ankara’da bir işadamı. Mamak’ta Satranç Eğitim Merkezi açıp, Kübra Öztürk ve Mustafa Yılmaz’ı Türk Satrancına kazandıran kişi. Serap Keskin ve diğerleri de onun merkezinden geldi sporumuza...

Nizamettin Bey gibi bir insan çıkmadı Türk Satrancında o tek!!

İkinci mesaj bence çok anlamlı, foruma atılan bir mesaj.

Minik Büşra Arığ’dan söz ediyorum. Bakın ne yazmış!

‘tebrikler kübra abla hedefimiz seni yakalamak geçmek büşra arığ’

Evet çocuklar artık hepinizin önünde bir engel yok.

Burs veriyoruz. Eğitici veriyoruz. En iyi olanaklarla yarışıyorsunuz. Bilgisayarlarınız oluyor. Türkiye Bir Satranç Ülkesi.

Artık siz de Kasparov olabilirsiniz.

Katya, Cankut, Kübra... Bizi nasıl mutlu ettiniz bilemezsiniz.

Türk Satrancı emin ellerde, aydın ufuklara doğru gidiyor. Daha iyilerini yaşamak temennisiyle...

En anlamlı fotoğraf....

Sevgili Hasan Kılıçaslan'la geçmişimiz 28 yıla dayanıyor.

Onun şu resimdeki halini o kadar iyi biliyorum ki.

Ayakları yere basmıyor. Kendisinin yapamadığını onlarca çocuğa yaptırmanın mutluluğunu yaşama şansı, ve yakalama sevinci.

Bravo Teoman Hoca, Bravo AYGEG!!

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler