Ankara, 31.08.2006
Hepinize en içten duygularımla sımsıcak bir merhaba!
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
İstanbul Türk Satranç Kulübünün yıllık genel toplantısı 10 Haziran 1944 de, Tokatlayan’ın büyük salonunda yapıldı. Toplantıda azaların çoğu hazır bulunuyordu. Başkanlığa Bay Hamit Saraçoğlu, katipliğe Bay Muhittin Gençaslan ve Bay Sadi Güveniş seçildikten sonra müzakerelere başlandı.
Önce Kulüp Reisi Bay Opr.Dr. Emin Erkul İdare Heyetinin yıllık raporunu okudu. Kulübün kuruluşundan beri yapılan değerli işleri kısaca anlattı. Turnuvalar, simültaneler, dersler tertip edilerek elde edilen başarıları saydı. Geçen yılın bilançosu ile gelecek yılın masraf ve irat cetvelinin tasdikini istedi, İdare Heyetinin istifa ettiğini ilave ederek yeni İdare Heyetinin seçilmesini diledi.
Bay Emin Erkul’dan sonra söz alan Bay Ahmet Yücesoy saatlerce süren yazılı uzun beyanatını okudu. Osmanlıcanın en ağdalı üslubu ile kaleme alınmış olan bu beyanat, Fars kaidesine göre yapılmış izafet terkipleri ile basma kalıp eski klişelerle, edebiyat tarihine karışmış bir takım köhne mısralarla dolu idi. Fikir ve vaka namına incir çekirdeği doldurmayacak kadar değersiz olan bu beyanat can sıkıcı bir kelime şakırtısından başka bir şey değildi.
Bir kabus tesiri yapan bu bitmez tükenmez dedikoduyu dinleyenler, kah gülümseyerek kah uyuklayarak sadece bir nezaket eseri olarak dinlediler. Ahmet Yücesoy’un tevazu denilen şeyden haberi yoktu. Kendi karinasının genişliğinden, satranç da heba olan mevrut dahiyane bilgisinden, muvaffakiyetlerinden uzun uzadıya ve kendini göklere çıkaracak tarzda överek bahsetti ve bu sözleri her kes hayretle ve tebessüm ile karşıladı.
Ahmet Yücesoy’un şikayetlerinin hülasası şudur:
1. Nizamnameye aykırı hareket edilmiştir,
2. Kulüp mutemedi Karlo’ya elli lira avans verilmiştir,
3. Üstat Selim Palavan’a elli lira avans verilmiş,
4. Poker gibi bir oyunun oynanması kulüpde yasak edilmiştir,
İşte Bay Ahmet’in tenkitleri.
Kulüp Reisi Bay Emin, bunlara hemen kısa kısa ve nükteli cevaplar verdi ve dedi ki: “…… 1. Nizamnameye mugayir hiçbir şey yapılmamıştır. 2. Kulüp mutemedi Bay Karlo’nun kayınvalidesi ölmüştü. Cenaze masrafları için parası yoktu. Aylıklarından tutulmak üzere kendisine elli lira verilmiştir. Bunun bir suç mu, yoksa bir fazilet mi olduğunun takdirini sayın arkadaşlarımın vicdanına havale ediyorum. 3. Bay Selim Palavan’a, Türkiye Satranç Mecmuasının başyazıcısı olduğundan, yazacağı makalelere mahsuben elli lira avans verilmiştir. Bu da suç mu? 4. Pokere gelince: Arkadaşlar, bu mesele üzerinde biraz duracağım. Kulübümüz bir satranç kulübüdür. Kumarhane değildir. Poker, kumarların en müthişidir. Esasen, nizamnamemizde, kulüpte poker oynanmasına müsaade veren bir madde yoktur. Bu oyunu kulüpte Ahmet Bey terviç etti. Bu günkü beyanatında yine terviç ediyor. İşte aramızdaki anlaşmazlık bundan çıktı. O poker taraftarıdır. Biz ise değiliz. bir aralık Ankara’ya gitmiştim. Onbeş gün sonra İstanbul’a gelince hayretler içerisinde kaldım. Poker almış yürümüş. Gece yarılarına kadar Ahmet bey’in müsaadesi ile oynanıyor. Hemen men ettim. Bu hareketimi İdare Heyeti memnuniyetle tasvip etti. Poker neden bu kadar müdafaa ediliyor bilir misiniz? Her seansta kulübe irat namı altında üç-beş lira alındığı için. Böylece alınan paraların kulübe varidat kaydedilmediği maalesef görülmüştür. Kulüp defterine ve kasasına yalnız sekiz lira altmış kuruş geçirilmiş. ……….”
Dinleyiciler bu hikâye karşısında şaşa kaldılar. Bu sözler üzerine Ahmet Yücesoy’un feveran edeceği, yüksek ses ile protestoda bulunacağını zannettiler. Bilakis sükut! Mutlak sükut!..
Müzakereler kafi görüldü. Hesaplar tasdik olundu. Yeni İdare Heyetinin seçimine geçildi. Neticede: Bay Hamit Saraçoğlu 24, Emin Erkul 23, Em. General Selahattin Adil 20, Behiç Besler 20, rey alarak İdare Heyetine seçildiler. 20 rey alan Bay Yusuf Osman ve 11 rey alan Bay Nedim Mazhar yedek aza oldular. Ahmet Yücesoy 2 rey aldı.
Arada bir kaybolur inzivaya çekilirim. Telefonum açılmaz. Nerede olduğum bilinmez. Arkadaşlarım bu huyumu bilirler. “ Hoca yine ölü böcek taklidi yapıyor” diye gülümserler. Oysa ben kitaplarımla baş başa kaldığım o mutlu saatlerde, kendimden geçer, acıyı, tatlıyı, sıcağı, soğuğu unutur okumaya, araştırmaya dalarım. 10 Haziran 1944. 62 yıl önce, Tokatlıyan’ın büyük salonunda, bir Genel Kurul Tutanağını, Atatürk Satranç Merkezinde ki Olgaç Kitaplığının düzenlenmesi sırasında yeniden buldum. Okudum ve sizlerle paylaşmak istedim, geçmiş zaman olur ki diyerek….
Kahraman OLGAÇ



