Hayır hayır, yanlış anlamaya gerek yok.

Kastettiğim şey, yalnızca 20.yüzyılın değil, tüm bir edebiyat tarihinin, gelmiş geçmiş en büyükleri arasında yer aldığını düşündüğüm Vladimir Nabokov’un da, satranç ve satranççılarla ilgili tanıdık bir önyargıyı benimsemiş olması.

Nasıl yani ? Dediğinizi duyar gibiyim. İsterseniz şöyle açıklayayım.

Satrancı ve satranç oyuncusunu temel alan en önemli eserlerden biri hiç kuşku yok ki, Nabokov’un “Lujin Savunması” dır.

1929’da yazılan ve ilk kez 1930’da Berlin’de kitap olarak yayınlanan “Lujin Savunması” 1.Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sında geçer.

Zengince bir Rus burjuva ailesinin, tek ve epeyce içine kapanık oğlu olan Lujin, bir gün satrançla tanışır ve o zamana kadar hayatta hiçbir şeye ilgisini yöneltemeyen evin “sorunlu” oğlunun aslında “bir satranç dahisi” olduğu ortaya çıkar.

Ancak, ilerde “Büyükusta” olarak adından çokça söz ettiren Lujin’in trajik kaderi değişmeyecektir.

Kitap, ismini, bu traji-komik Büyükusta’nın kendi hayatıyla ödediği, içsel mücadelesinden alır.

Tıpkı Stefan Zweig’ın “Satranç” adlı uzun öyküsünde olduğu gibi, Nabokov’un satrancı, çok uğraşılırsa insanı içinden çıkılamaz, ölümcül ve tuhaf bir dünyaya çekebileceği yönündeki yargısı bu iki önemli eser arasındaki tek benzerlik değildir.

Nabokov’un Lujin’i de Zweig’ın Dr. B’si de daha önce ya hiç tanımadıkları yada çok az bildikleri satrançla tanışır tanışmaz hayatları değişmiştir.

Her ikisi de, (birbirinden farklı gerekçelerle de olsa temel de aynı nedenle : Dış dünyanın baskısını hafifletmek için), o kadar çok oyunla ilgilenirler ki bir süre sonra “satrançla zehirlenir” ve hastaneye kaldırılırlar.

Her ikisinin de yeniden satranç oynamaları yasaklanır ancak yasağı bir şekilde delerler. Ve bunun sonuçları da epey “ağır” olur.

Zweig’ın Dr. B’si kıl payı gerçek hayata geri dönerken, Nabokov’un Lujin’i savunmasının kırıldığını anlayınca oyunu “terk” eder.

Tüm bu olaylar sırasında hem satranç hem de satranç ustaları tuhaf, anlaşılmaz ve farklı bir dünyanın “yabancı” ve “trajik” kahramanları olarak resmedilirler.

Haksızlık etmeyelim. Çok iyi biliyoruz ki, bu iki büyük yazar da, (Ki benzer yaşam tecrübeleri ve ilgilerine sahiptiler), satranca ve satranç ustalarına büyük saygı duyuyorlardı.

Ancak bu büyülü oyun, hayatı edebiyatla yeniden kurgulamak için o kadar benzersiz olanaklar sunuyordu ki onu kullanmaktan kaçınmadılar.

İyi ki de kullanmışlar doğrusu.

Satrancı ve hayatı, Nabokov’un dünyasıyla görmek için “Lujin Savunması” kaçırılmayacak bir fırsat.

Murat KUL

Lujin Savunması, Vladimir Nabokov, İletişim Yayınları, 228 Sayfa, 15 YTL

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler