Bodrum, 31.07.2006
Hepinize en içten duygularımla sımsıcak bir merhaba!
Bir haftadır Bodrum Yalıkavak'ta yılın yorgunluğunu çıkarıyorum. Az ye - az uyu- çok çalış
programını uyguluyorum. Sıcak havalarda da iyi oluyor doğrusu.
Pek çok dost, ahbap soruyor. Bu ölü böcek neyin nesidir kuzum? diye. Anlatıyorum, karşılıklı kahkahalarla gülüyoruz. Efendim, böcekler bir tehlike, bir olumsuzluk durumunda olduğu yerde kalır ve hareketsizce dururlar. Ola ki bir saldırı olursa, ölü böcek sanılsın ve dokunulmasın diye öylesi dururlar. Sonra birden hareketlenir zıplar ve kaçarlar, ya da yaşamlarını sürdürecek bir tutunacak dal ararlar. Ölü böcek taklidi de buna benzer bir şey. Zaman zaman ortadan kaybolmak, işe güce karışmamak, suskun ve kendi dünyasında kalmak da böyle bir şey diye yorumluyorum. Bazen ölü böcek taklidi yapmak da doğru bir yöntem gibi geliyor, ne bileyim?
Eski defterleri karıştırırken, Şeyh Edebali’nin, Osman Gaziye yazdığı müthiş vasiyetini buldum. Heyecan ve hayranlıkla yeniden okudum. Öylesi güzel ve güncel ki. Sizlerin de beğeneceğinizi sanıyorum.
Ey oğul, beysin
Bundan sonra öfke bize
Uysallık sana
Güceniklik bize, gönül almak sana
Acizlik bize, yanılgı bize,
Hoş görmek sana
Geçimsizlikler, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize
Adalet sana
Kotu söz, şom ağız, haksız yorum bize,
Bağışlama sana
Ey Oğul,
Bundan sonra, bölmek bize,
Bütünlemek sana
Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek,
Şekillendirmek sana
Ey Oğul
Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz
Şunu da unutma:
İnsani yaşat ki devlet yaşasın
Ey Oğul
Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı
Allah yardımcın olsun.
Bodrum’da her yer beyaza boyalı. Öylesine beyaz ki, mavi ve yeşilin kucaklaştığı ortamda, süzülen bir kuğu gibi. Ama eski yeşil değil o, şimdiki yeşil.
Kahraman OLGAÇ



