Bir Telefon Etti Hayatı Değişti
Bir kez daha anladım ki ne sinema ne edebiyat, hiçbir şey hayatın o eşsiz kurgusunu aşamaz. Olsa olsa taklit edebilirler yalnızca. “Nasıl yani ?” demeyin. Hollandalı bir avukatın neşeli ve şaşırtıcı hikayesini okuyunca inanın siz de bana hak vereceksiniz.
Sözünü ettiğim kişi, bugünlerde pek sık olduğu gibi, TSF’yi ziyaret eden yabancı federasyon başkanlarından biri. Hollanda Kraliyet Satranç Federasyonu Başkanı Joop Roozeboom.
Sayın Roozeboom TSF ile birlikte gerçekleştirilmesi düşünülen ortak bir proje için birkaç gündür misafirimizdi. Atatürk Satranç Merkezi’ni gezdikten sonra satranç ve Türkiye adına son derece mutlu olan Hollandalı Başkanla gitmeden önce kısa da olsa sohbet imkanı bulduk.
Kim Bu Hollandalı?
Joop Roozeboom bir avukat. 55 Yaşında. Hollanda’nın Haarlem kentinde oturuyor. 1980’li yıllarda Hollanda Rugby Federasyonu’nun başkanlığını yapmış. (Bu rugby’de nerden çıktı demeyin. Amerikan Futboluna benzeyen oldukça sert bir anglo-sakson oyunu.) Temel uzmanlık alanı şirketler ve ürünler için pazar araştırmaları yapmak ve stratejiler belirlemek. Satrancı seviyor ve keyif için oynuyor. Asla profesyonel olarak ilgilenmemiş, yarışmalara katılmamış. GM İvan Sokolov hayranı Evli, biri kız biri erkek iki çocuğu var ve Türk mutfağına bayılıyor.
Bir Telefonla Satranç Alemine Girdi
Sayın Başkan, profesyonel bir satranç oyuncusu değilsiniz. Hatta hiçbir yarışmaya katılmamışsınız. Nereden çıktı bu Federasyon Başkanlığı. ?
Roozeboom ; Doğrusu hiç aklımda yoktu. Her şey birden bire oluverdi. Satranç Federasyonu’nun merkezi karımın ofisinin hemen yanındaydı. Yerel bir gazeteden Federasyonun mali sorunlar yaşadığını ve binayı satmak istediğini belirten bir haber okumuştum. Hollanda’da komşu binayı satın alma fırsatınız hayatınız boyunca yalnızca bir kere olur. Ben de arayıp sordum. Bu arada telefonumu ve adresimi de vermiş bulundum. Aradan bir iki ay geçti ve bir gün Federasyondan beni aradılar. Federasyonun mali sorunları için benim uzmanlığıma ihtiyaç duyduklarını, hatta eğer istersem Başkan olabileceğimi söylediler. “Yahu nasıl olur. Ben seçim işinden anlamam” dedim ama dinletemedim. Üç, dört adayın daha olduğu seçim sonrasında ve o telefon görüşmesini yapmamın üzerinden beş ay geçmişti ki 2005 yılının ortalarında kendimi Hollanda Kraliyet Satranç Federasyonu Başkanı olarak buluverdim.
Nasıl bir Federasyon buldunuz. ?
Roozeboom ; Epey sıkıntılı bir durum vardı. Mali açıdan çok kötüydü. Federasyonda 13 – 14 kişi çalışıyor ancak hiç verim alınmıyordu. Öncelikle çalışanların sayısını yarıya indirdim. Kısaca söylemek gerekirse Federasyonun durumu tam olarak, hız limitinin 120 – 130 olduğu bir otobanda saatte 15 – 20 kilometre ile gitmeye çalışan bir arabaya benziyordu.
Hollanda’da sporu kim yönetiyor ? Devlete mi bağlısınız ? Parayı kimden alıyorsunuz ?
Roozeboom ; Hollanda’da spor tamamen özerk bir alan. Devlet kontrolünün dışında. Satranç Federasyonu da öyle. Spordan sorumlu bir Bakan var. Ancak sporun kontrolü Ulusal Olimpiyat Komitesi ile Ulusal Spor Federasyonları Birliği’nin bir araya gelmesiyle oluşan ve başında tek bir ismin bulunduğu ortak bir yapıda. Şu anda bu isim hem eski bir politikacı hem de eski bir milli yüzücü olan bir bayan. Eski Dışişleri Bakanı ve yüzmede eski bir şampiyon olan Erika Terpstra. Bayan Terpstra’yı Hükümet atamıyor. Federasyonlar seçiyor.
Bu yapı size para veriyor mu peki ?
Roozeboom ; Hollanda’da piyango ve bahis oynatan herkes devlete pay veriyor. Bu biriken paylar da Ulusal Olimpiyat Komitesi ile Ulusal Spor Federasyonları Birliği’nden oluşan yapıya aktarılıyor. Ancak federasyonlara para verilirken bazı kesin ölçütler var.
Nedir o ölçütler ?
Roozeboom ; Birincisi ya uluslararası bir başarınız olacak bireysel yada takım anlamında yada yatay olarak, lisanslı sporcu sayısı olarak gelişme kaydedeceksiniz. Eğer bu ikisi de yoksa kimseden para isteyemezsiniz.
Hollanda’da satrancın bulunduğu yerden memnun musunuz ?
Roozeboom ; Hollanda’da çok sayıda GM’miz var. Üst düzeyde satranç oyuncuları açısından çok iyiyiz. Ancak satrancın bir “seçkin” sporu, oyunu olduğu inancı elimizi kolumuzu bağlıyor. Örneğin 12 yaşındaki kızım satrancı biliyor ve oynuyor ancak asla bir satranç kulübüne gitmiyor. Oraları biraz seçkinci, eski tip buluyor herhalde. Zaten genel olarak bayanlarda sayısal olarak bir yetersizliğimiz var. Şimdi amacımız tıpkı sizin yaptığınız gibi satrancı kitlelere yaymak, çocuk ve gençlerin oynamasını sağlamak. Yatay gelişme artık daha önemli.
Peki ama ne olacak bu satrancın hali. Dünya satrancında popülerlik açısından uzun zamandır bir gerileme yok mu ?
Roozeboom ; Olmaz mı ? Var tabii ki. Kasparov ve Fischer gibi satrancı popüler hale getiren yeni isimlere ihtiyacımız var. Ancak daha önemlisi medyayı kullanma biçimimiz. Hollanda’da her gazetenin günlük satranç köşeleri bulunuyor. Ancak bunlar heyecansız köşeler. Sadece oyun veriyor. Oysa insanı anlatmamız, hikayeler bulmamız gerek. İvan Sokolov örneğin. Yenilmek üzere olduğu bir karşılaşmada onu izliyordum. Rakibine o kadar öfkelenmişti ki her an bir kavga çıkacak gibiydi. İşte onu o halde çekmek ve o anı yazmak gerekiyor. Böyle olursa insanlar sizi okur yada izlerler. Heyecan şart.
TSF’nin “eşsiz” Forum ortamında bir süredir satranca başlama yaşı tartışması yapılıyor. Sizce ne olmalı. Bir fikriniz var mı ?
Roozeboom ; Kızım 4 yaşında satranç öğrenmişti. Ve hala keyifle oynuyor. Sanıyorum burada şöyle bir ayrım var. 4 Yaşında çocuğunuza satranç öğretebilirsiniz, ancak onu bu yaşta profesyonel bir çalışma ortamına sokamazsınız. Tabii bu biraz da çocuğa kalmış. Eğer çocuğunuz yaptığından keyif alıyorsa bırakın yapsın.
Türk satranççılardan tanıdıklarınız var mı ?
Roozeboom ; Ne yazık ki yok. Aslında Hollandalıları bile çok iyi bilmem. Yine de İvan Sokolov hayranı olduğumu söylemeliyim. (GM Sokolov Hollanda adına yarışan güçlü bir satranççı.)
Son olarak TSF’nin yeni merkezini nasıl buldunuz ?
Roozeboom ; Burası gerçekten harika. Sayın Başkan Ali Nihat Yazıcı’ya dediğim gibi, başarı başarıyı getirir, para parayı. Türk satranççılar için olağanüstü bir yer olmuş. Kutluyorum.





