Sözü eğip bükmeye hiç gerek yok. Türkiye Satranç Federasyonu’nun yeni büroları ile, ülkemizin en büyük satranç kütüphanesi ve Atatürk Satranç Merkezi’nin açılış töreni kelimenin tam anlamıyla “muhteşem” oldu.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun’un, Yunanistan, Suriye ve Bulgaristan Satranç Federasyonu Başkanlarının yer aldıkları açılış töreni, TSF’nin çevresine yaydığı pozitif enerjiyle, nereden nerelere geldiğinin de açık bir göstergesiydi.

Suriye Satranç Federasyonu Başkanı Dr. Hani Al Bitar’ın yeni merkezimizi gezdikten hemen sonra “Burası harika olmuş. Suriye’de bırakın satrancı, hiçbir spor federasyonunun bu çapta ve kalitede yeri yok.” dediğini duyunca, ülkem ve satranç için ne denli gururlandığımı tahmin edersiniz sanıyorum.

Eh, “Suriye ne satranç birikimi, nede kişi başına gelir olarak Türkiye ile karşılaştırılamaz” diyenleriniz olabilir. Peki ama o zaman Bulgaristan yada Yunanistan’a ne demeli.

1982’den bu yana Yunanistan Satranç Federasyonu Başkanlığını yapan, yedi defa ülkesinde satranç şampiyonu olan, 1996’dan bugüne FİDE Başkan Vekilliğini yürüten Uluslararası Usta Georgios Makropoulos, TSF’nin olanaklarını görüp, öğrenince, yalnızca “Sizin imkanlarınız çok iyi” demekle yetinmedi, sitemizde yer alan haberde olduğu gibi TSF’yi, “dünyanın en hızlı büyüyen federasyonu” olarak da niteledi.

İşin ilginç yanı Makropoulos ile Ali Nihat Yazıcı’nın bir ay öncesine kadar “kıran kırana” birer rakip olmalarıydı.

FİDE Başkanlığı için Torino Olimpiyatları sırasında yapılan genel kurul seçimlerinde, her ikisi de farklı listelerden, (Kirsan – Makropoulos, Kok – Yazıcı), aday olan bu iki isim, seçimin hemen sonrası kucaklaştıklarında doğrusu bunu yalnızca bir “diplomat nezaketi” olarak değerlendirmiştim.

Ancak FİDE Başkan Vekili’nin en güçlü rakibine karşı, üstelik Türkiye’de ve iki Bakanın önünde övgü dolu sözlerini duyunca, bir gerçeğin de farkına vardım. İyi niyetle çalışanın ve başarıdan kaynaklanan gücün önünde kimse durmak istemiyor.

Şimdi sırada bu üç ülkeyle birlikte gerçekleştireceğimiz ortak projeler var.

Çok sevdiğim “Sandman” serisinin birinci kitabında, “umutla” ilgili çok güzel bir öykü vardı. Tam böyle değil ama ben yine de vurgulayayım. Umudu olmayanın cesareti, cesareti olmayanın hayali, hayali olmayanın zaferi olmuyor.

Farkında mısınız bilmiyorum, ancak Türk satrancı bugünlerde "umut dolu".

Murat KUL

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler