Doğrusu, başkalarının yapıp ettiklerini kıskanmak gibi bir huyum pek olmasa da, değerli bir büyüğümüzün dediği gibi ben de şu bahsi geçen “muhteşem kahvaltı”yı duyunca itiraf etmeliyim ki biraz kıskandım.
Hayır hayır, kıskandığım şey kahvaltının muhteşem olması değil, “acaba birileri fena halde keyifli bir gün geçiriyor da ben mi kaçırıyorum” diyebileceğimiz türden bir “his” aslında.
Evet, bildiniz. Türkiye İş Bankası ile TSF’nin birlikte düzenlediği “8 Yaş Altı Satranç Şampiyonası”ndan söz ediyorum.
İstanbul’un en güzel köşelerinden birinde, Çamlıca’da, adeta “gizli bir bahçe” gibi kalan İş Bankası sosyal tesislerinde gerçekleştirilen şampiyonaya, aileleri ile birlikte 160 civarında satranç tutkunu katıldı.
Hem “Forum” köşelerine konu olan kahvaltının “muhteşemliğini” yerinde denetlemek, hem de genç arkadaşlarımızla tanışıp, satranç bilgilerini ölçmek için Genel Sekreterimiz Hakan Aktaç ile birlikte olay yerine intikal ettik.
Önce şunu vurgulamalıyım, yani bu kadar katılım beklemiyordum.
160 sporcu ve ailelerini görünce “acaba yabancı Büyükustalar katılıyor da benim mi haberim yok” duygusuna kapılmadım desem yalan olur.
Lakin tüm “Rusça ve İngilizce” seslenmelerime rağmen karşılık alamayınca herkesin yüzde yüz “yerli” olduğuna hükmettim.
Ancak beni asıl üzen şey gençlerin, özellikle de bir gencimizin bir büyüğüne karşı son derece saygısız bir biçimde davranması oldu.
Bu gencimizin ismi İzge Bayyurt. Bakın resmi burada.
Kendisi 6, (Altı), yaşında olduğunu iddia etse de doğrusu bana pek inandırıcı gelmedi. Benimle hazır buradayken bir karşılaşma yapmak istediğini böylece satranç bilgisini de test edebileceğimi söyledi.
Genel Sekreterimiz Hakan Beyin olumlu referansı üzerine, (ki kendisini de kınıyorum ‘tabii tabii çok iyi olur’ dediği için), oturduk masanın başına.
Siyahlardan hiç hazzetmediğimi söylemiş miydim bilmiyorum. Tahmin edeceğiniz gibi siyah taşlar bana düştü.
Ben tam Dünya Kupası’nın da etkisiyle “Fransız Savunması mı yapsam İspanyolla mı başlasam” diye düşünürken bu saygısız genç arkadaşımız önce merkezi ele geçirdi ardından da Vezirimi tehdit etti.(Düşünebiliyor musunuz durumu. İnsan önce bir sorar)
Oyun ilerleyip siyahların, (yani benim) durumum “perişan bir hal” arz etmeye başlayınca, bu genç arkadaşımıza isterse beraberlik yapabileceğimizi henüz kimsenin görmediğini bu durumun her ikimiz için de daha iyi olacağını, TSF Başkan Vekilini yenmesinin kariyeri için pek de iyi olmadığını hatta bir dondurma da alabileceğimi belirttim ama itiraf etmeliyim ki beni dinlediğini sanmıyorum.
Evet, evet siyahlar mattan kurtulamadı ama daha kötüsü, olaya zemin hazırlayan başta Hakan Bey olmak üzere diğer görevlilerin de “hezimetime” tanık olmasıydı. İşte burada benim ona son bakışımı görüyorsunuz.
Altı yaşında olduğunu iddia eden İzge adlı genç arkadaşımız bana üzülmemem gerektiğini, kendisinin bir süredir satranç dersleri aldığını, (Ustası Hasan Kılıçaslan, ki kendisini de kınıyorum), devam ettiği okuldan da tam burslu olduğunu sözlerine ekleyerek beni hüsran dolu hamlelerimle baş başa bıraktı.
Neyse, tek tesellim hiç olmazsa diğer ailelerin ve Türkiye İş Bankası personelinin olayı duymamasıydı.
Ama haklı değil miyim. İnsan bir büyüğüne böyle yapar mı. Neymiş efendim akıl yaşta değil baştaymış.
Sen bugün Başkan Vekiline böyle yaparsan yarın hangi Büyükustaya neler yapmazsın sayın İzge. Bu mudur büyüğe saygı.
Esefle kınıyorum demiş miydim?
Murat KUL





