Gaziantep, 8 Haziran 2006

asbaskan@tsf.org.tr

Baklava ve Fıstık

225 km. lik otobandan, 3 YTL bedel ile, konforlu bir yolculuk sonunda “Gavur Dağlarını” aşarak yeşil, yemyeşil bir örtü ile kuşatılmış Gaziantep’e ulaşıyoruz. Bir milyonu aşan metropol kentin merkezine doğru, çok iyi bir peyzaj uygulaması yaratılmış, geniş bir bulvar ile ulaşıyorsunuz. İlk durağımız Gaziantep Gençlik Spor İl Müdürümüz sayın Nuri Öcal oluyor. Müdür bey beni çok şaşırtıyor. Sevgili kızı bu sabah acil hastaneye kaldırılmış ve hastanede yatıyormuş, bana randevu verdiği için belirlenen saatte makamındaydı. Olur değil. Duyarlılığa bakınız. Tabi aynı duyarlılığı biz de gösterdik, kısa bir nezaket ziyaretinden sonra O’nu hastaneye, sevgili kızının yanına uğurladık.

Bu kısa ziyarette Gaziantep için düşündüğümüz, Gaziantep Satranç Eğitim Merkezi (GASEM) için destek istedim. 2 ay sonra hizmete girecek olan Güreş Eğitim Merkezinin giriş katında bu iş için yeteri kadar odayı tahsis edebileceğini, satranç sporu için düşüncelerini, bakışını, kendisi için özel bir yanı olduğunu bir solukta anlattı. Gaziantep 2-3 ay sonra merkezine kavuşuyor. Öylesine meraklı ki, 21 branşta lisans akışını gün be gün izliyor.15 bin sporcularının olduğunu, 1050 satranç sporcusunun bu sayı içinde oransal ve sayısal olarak en büyük olduğunu sözlerinin arasına sıkıştırıyor. Sağ olasın sevgili müdürüm.

İkinci durağımız, Metropol İlçe Şehit Kamil Belediye Başkanlığı. Özel kalem Müdürü, satranç sevdalısı, Fatih Ekinci karşılıyor. Merhaba derken ne yapacağız satranç adına ? diyor. Şaşırmamak elde değil. Halbu ki bu soruyu ben soracaktım. Atatürk Spor ve Kültür Kompleksinde 100 m2 bir salonu Satranç Merkezi yapabilmek için hemen proje hazırlıyoruz. Bu arada pek çok kişi dışarıda bekliyor Fatih beyi. Yerinde keşif yapıyoruz. Bu iş tamam diyorum İl Temsilcimiz Ahmet beye. Sıra sayın Başkan Metin Özkarslı ile görüşmeye ve öneriyi, projeyi anlatmaya geliyor. Bu iş de bana düşüyor. Başkan Gaziantep’li. 27 yıldır Y.İnş.Mühendisi olarak ülkemize hizmet etmiş. Öneriyi duyduğunda tamam, neden olmasın diyor ve başdanışmanı ve başkan yardımcısına “….bu konuyu çalışın getirin….” diyor. Şu işe bakın Gaziantep’e 3 ay içinde 2. merkez. Neler oluyor kuzum?

Şahinbey, ikinci metropol ilçe. Her ikisi de 500 bini aşan nüfusa sahip. Ama sayın Başkan Ömer Can’a ulaşamıyoruz. Hemen diyorsunuz ki, Gaziantep’e üçüncü merkez de mi geliyor? Neden olmasın?

Her iki belediyemiz 27 mahalleye Belediye Sosyal Tesisi kurmuşlar. Buralarda emekliler için lokaller oluşturmuşlar. İçilen çaylar da başkanların ikramı. Dama ve domino oynanıyor. Başka oyun yok. Şimdi bu tesislere satranç takımı göndereceğiz, domino oynayanlar satranç da biliyormuş. Başkan diyor ki "...siz gönderin, bilenler bilmeyenlere öğretir." Hemen başkanım.

Bu kadar mı? Hayır bitmedi. Yerleşik bir yarışmamıza ev sahipliği yapmak istiyorlar. Projelendireceğiz ve sunacağız hemen. Hedefleri uluslar arası bir organizasyon. Bu da tamam.

Bitti mi? Hayır taze bir haber var. İl Milli Eğitim Müdürü yeni atanmış, henüz 20 günlük. Sayın Müdür Süleyman Şişman bir satraççı, satranç hakemi 20 yıldır. Müdürümüz ile hafta içinde görüşeceğiz. Neler yaparız neler, müdürüm ile.

Sırada ne var? Sıkı durun. Baklava. Enfes. Şu sıralar baklava konusunda çok duyarlılar. Yunanistan’a bırakır mıyız diyorlar, baklavayı. Acaba diyorum bir baklava turnuvası mı düşünsek uluslar arası.

Gaziantep’te her şey güzel olacak, hem de fıstık gibi…

2002 yılı. Satranççı ağabeyimiz ile Gaziantep’teyiz. Seminer var.

Akşam, yemek zamanı.

--- Ağabey sen yememişsindir. Sana “ Cartlak Kebabı” yedireyim mi? diye öneriyorum.

--- O ne yahu ?

--- Hayvanın gırtlağını kuşbaşı doğruyorsun, içine de kuyruk yağı doldurup şişe takıyorsun, mangal başında pişirip çıtır çıtır yiyorsun.

Yüzünü buruşturup dudakların büzerek ve midesi ile diyaframını şişirip tuhaf bir gırtlak sesi çıkardıktan sonra

--- O da yenir mi Allah aşkına? Diyerek hayretini dile getirdiğinde restoranın “Antep’li” şefi,

--- Sen cartlak yemisen, Antep’e gelik demisen eamm ( “Antep” ağzı ile okuyunuz lütfen – cartlak kebabı yemeden Antep’ten gidersen, Antep’e geldim mi diyeceksin beyim anlamına geldiğini anlatmadan geçemem) diyerek tepkisini olanca sevimliliği ile ortaya koyan şefin ve benim ısrarlarıma karşın yediremedik cartlak kebabını.

Ama “Mırra” ya bayılmıştı. Kulakları çınlasın.

Sağlıcakla kalın

Tahsin Aktar

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler