Adana, 02 Nisan 2014IO&IA Tahsin Aktar
Hızlı Satranç
Değişikliğin Öyküsü (3)
Temmuz 2014 de uygulamaya girecek değişen FIDE kuralları üzerine yazmaya devam ediyorum. Temel değişiklik 'Hızlı Satranç' olgusunu ortaya koyan tanımda gerçekleştirildi.A1. 'Hızlı Satranç', sabit süre ile her bir oyuncuya oyunun tümü için 60 dakikadan az, ama 10 dakikadan fazla zaman verilen ya da eklemeli tempoda, sabit süre ile ekleme süresinin 60 katının toplamı ele alındığında her bir oyuncu için 60 dakikadan az, ama 10 dakikanın üzerinde zaman verilen bir oyundur.Hızlı Satranç temposu artık bu tanımda yer aldığı gibi 10 dakikanın üzerinde ancak 60 dakikadan az olan süreleri kapsayacak. Mevcut durum ile karşılaştıracak olursak bu tanıma göre sürenin alt sınırının oyun temposunun dışında bırakıldığını görürüz. Hakemlerin ve özellikle sporcuların, oyun temposunun hangi tanıma uyduğunu denetlemeleri yerinde olacaktır. Kısa hesaplama yolu ile tempoyu görmek çok kolaydır. 25 dakika+15 saniye eklemeli tempo 'Hızlı Satranç' temposu mudur?
Sabit Süre=a | 25 dakika
Eklenen Süre=b | 15 saniye
Katsayı=c | 60 (sabit hamle sayısı)
Toplam Eklenen Süre=d | ?
d=b.c | d=15.60=900 saniye=15 dakika
Toplam Süre=t | t=a+d=25+15=40 dakika<60
Bu tempo bir Hızlı Satranç temposudur.
A3 de küçük bir değişiklik var. Bir hakem en fazla üç oyunu yönetiyor ise ve her oyun bir hakem ya da yardımcısı tarafından yazılıyor ise oyunlar elektronik ortamda kayıt altına alınıyor ise yarışma kuralları uygulanacak. Bu tanıma göre elektronik ortamdan kayıt işlemi (canlı yayın yapan satranç tahtalarından elde edilen veriler...) belge olarak kullanılabilecek. Yukarıdaki hesap örneğini ele alarak, oyunların, oyuncu başına 25 dakika+15 saniye ekleme temposu ile oynandığını düşündüğümüzde, tempo her ne kadar 'Hızlı Satranç' temposu olarak görünse de ana kurallar içerisinde 6. Maddeden itibaren yer alan yarışma kurallarının geçerli sayılacağı unutulmamalıdır. Böylesi bir durum varsa, yarışma yönergesini hazırlayan teknik adamlar, organizatörler, hangi durumun geçerli olduğunu yarışma yönergesine yazmalıdırlar. A3 de anılan durum yönerge aşaması sonrası ortaya çıkmış olabilir. (Başvuru yapan oyunculardan bir kısmı teknik toplantı öncesi gelmemiş olabilir, hakem sayısı bu kapsamda uygun biçimde değerlendirilebiliyor olabilir...) uygulamada hangi kuralın geçerli olacağı oyunculara mutlaka duyurulmalıdır.Önceden (şu anda hala geçerli) her iki oyuncu da ilk üç hamleyi tamamladıktan sonra taşların yanlış dizilişi, tahtanın ters konulması, saat kurulumunun hataları gibi durumlarda sav ileri süremiyorlardı. Bu bölüm "... başlangıç pozisyonundan itibaren her iki oyuncu da on hamleyi tamamladıktan sonra..." biçiminde değiştirildi. İlk on hamle geçildikten sonra şahın yanlış yerleştirildiği durumda oyuncunun rok yapma olanağı ortadan kalkıyor. Olası durumda kale yanlış yerleştirildiğinde o kale ile rok yapılmasına izin verilmiyor. Önemli bir değişiklik de A.4.b de 'Geçersiz Hamle' durumunda karşımıza çıkıyor. Bilindiği gibi geçersiz hamle oyuncunun kendi saatini durdurması ile (yani hamle tamamlandığında) gerçekleşiyor. Geçersiz hamleye hakem karışmıyor, oyuncuların görmesi, bir sav olarak ileri sürmesi bekleniyordu. Bu maddede çok radikal sayılabilecek bir değişiklik yapıldı. Hakem geçersiz hamlenin gerçekleştiğini gördüğünde, ayrıntıya dikkat lütfen, rakip oyuncu da sonraki hamlesini henüz yapmamış ise oyuna karışarak geçersiz hamleyi yapan oyuncu için oyunu kayıp ilan edecek. Bu çok önemli. Hakem oyuna müdahale etmedi, (görmedi, başka bir masada başka bir konu ile ilgileniyor ve benzeri durumlar...) rakip de bir savda bulunmadı ise geçersiz hamle tahtada kalacak ve oyun bu şekilde devam edecektir. Ancak, bu durumda, oyuncuların aralarında anlaşmaları halinde geçersiz hamle düzeltilebilecek.A4.d Hakem, her iki şahın da tehdit altında olduğunu veya başlangıç konumundan en uzak yatayda bir piyon olduğunu görürse (yani terfisi tamamlanmamış bir piyon söz konusu ise piyon yeni bir taş ile değiştirilmemiş ise) sonraki hamle tamamlanıncaya kadar bekleyecektir. Ardından, 'Geçersiz Konum' hala tahta üzerinde ise oyunu berabere ilan edecektir.
Bu karar kestirme bir karardır bana göre. Mevcut uygulamaya göre hakem durumu olanaklı ise oyuna karışabiliyor. Eğer durumu görmemiş ise oyun öylesine devam ediyor. Yani son yatayda bir piyon duruyor ve hiç bir etkisi olmayan, oyunda yabancı bir figür gibi durarak devam ediliyor. Bu süreç böyle gidemezdi ve kural koyucu kestirme bir karar ile artık bu pozisyonda beraberlik kararının verilmesini öngördü.
Hakem, uygulamada, her iki şahın tehdit altında olmasına veya terfisi tamamlanmamış piyonun varlığına tanık olduğunda, o anda hamlede olan oyuncunun hamlesinin tamamlanmasını bekleyerek son durumu gözleyecektir. Hamle tamamlandığında hâla her iki şah da tehdit altında ise veya terfi taşı ile değiştirilmemiş bir piyon son yatayda duruyor ise oyunu durdurarak berabere ilan edecektir. Dikkat edilirse A.4.b de geçersiz hamle vurgusu öne çıkartılırken burada geçersiz pozisyondan söz ediliyor. İlk bakışta dikkat çekmeyen bu ayrıntıyı ben de fark etmemiştim önce, IA Uçarkuş'un uyarısına kadar. Önce 'hamle' olan söz konusu durum, o anda hamlede olan oyuncunun hamlesini tamamlaması beklendiği için artık başka bir durumu ortaya çıkarttığındandır ki şimdi 'pozisyon' olarak tanımlanmış oldu. Yani ilk durum ortadan kalkmış, yeni bir pozisyon ortaya çıkmıştır. Bu durumun hakemin oyunu izlemeye aldığı hamlede oluşmasının gerekmediğini ayrıca belirtmek istiyorum. Hakemin oyunu izlemeye aldığında, söz konusu durumun önceden oluştuğunu saptaması üzerine de oyunu berabere ilan edecektir.Sağlıkla kalınız



