Doğrusu ben de beklemiyordum. Son derece ani oldu. Tam “Yahu yoksa ben Avrupa Satranç Birliği’nin yönetim kuruluna mı giriyorum” derken, ilk dersimi aldım. Dünyam yıkıldı.

“FİDE seçimlerini bekliyorduk, bu ECU seçimleri de nereden çıktı” derseniz yanıtım hazır. Avrupa Satranç Birliği Genel Kurulu, FİDE Genel Kurulu öncesi bugün, (1 Haziran 2006) sabah saatlerinde bir araya geldi ve bana bir kez daha satranç oynamakla, satrancı yönetmenin ne kadar birbirine benzediğini gösterdi.

ECU Başkanını tanıyorsunuz. Boris Kutin. Çok kısa bir süre öncesine kadar Türkiye’yi ve TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı’yı satranç adına yaptıkları için benim yanımda öve öve bitiremeyen ve (tabii bu o zamandı), mevcut FİDE yönetimine tabiri caizse “metelik” vermeyen Boris, bir kez daha ECU Başkanlığına seçildi.

Ardından üç yönetim kurulu üyeliği için seçime geçildi. Hemen belirteyim, başkalarından duysam inanmazdım ama üç üyelik için tam 14 aday vardı ve bunlardan biri de Türkiye’yi temsilen , bendim.

“Yahu seni kim tanıyor sen daha yeni girmedin mi bu ailenin içine” dediğinizi duyar gibiyim. Zaten tam ben de Başkan Yazıcı’ya böyle demeye hazırlanıyordum ki, Ali Bey’in “Murat Bey, burada bizim adımıza birinin olması gerekli. Kazanırsanız çok iyi olur. Kaybederseniz de insanlar sizi tanımış olur” cevabıyla ağzımın payını aldım.

Önce 14 aday kendini tanıttı ardından da 52 ülkenin katıldığı iki turlu seçimlerin ilk bölümüne sıra geldi. En çok oyu alan ilk altı kişi ikinci tura yükselebilecekti. “Yahu ben bu ilk turda garanti ilk altıya giremem ama bari bir iki oy alabilseydim” diye kara kara düşünmeye başladığımı tahmin edebilirsiniz herhalde.

Hayır hayır mucize falan olmadı. Sadece TSF Başkanı Yazıcı’nın, bu kadar kısa bir süre de nasıl bu kadar organize bir seçim çalışması yapabildiğine şaşmakla kalmadım, aynı zamanda 15 oyla (buraya dikkat) 3. en yüksek oyu toplayan aday sıfatını da kazandım.

Eh, dünya satranç ailesini yeni tanımaya başlayan kavruk Anadolu delikanlısı olarak, bu sonucun ardından adeta Büyükusta mat etmeye hazırlanan keyifli halimi de aklınıza getirin artık.

Lakin ben tam “işte veziri de alıyoruz şimdi de mat geliyor” derken ikinci turun sonucu bana “evdeki hesap çarşıya uymaz, satranç aleminde önceden hesap olmaz” özlü sözünü hatırlatmakla kalmadı ilk seçim yenilgimi de almış oldum.

Bana oy vereceği önceden belli olan Hırvatistan Federasyon Başkanı eğer geç kalmayıp oyunu kullanabilseydi de sonuç değişmeyecekti gerçi ama 14’ü, uğursuz sayılan 13’e tercih ederdim doğrusu.

Neyse, sırada daha FİDE seçimleri var. Kendim için değil, Başkan Yazıcı için endişeleniyorum tabii.

Endişemin nedeni seçim sonuçları değil. Ali Bey bu aralar o kadar çok Afrikalı, Asyalı, Latin Amerikalı ve Ortadoğulu ile konuştu ki pek yakında Türkçe için özel bir hoca tutması gerekebilir.

Peki ama seçimlerde son durum ne. Önce şunu belirteyim. Seveni olduğu kadar eminim sevmeyeni de vardır ama yiğidi öldür hakkını vercilerden olan ben, çalışkanlığı, diplomasi ustalığı ve enerjisi ile bu seçimin asıl galibinin sonuç ne olursa olsun Ali Nihat Yazıcı olduğunu düşünüyorum.

Sandık sonuçlarına gelince. Dün siyasi parti kongrelerine benziyor demiştim ya, hayır yanılmışım. Daha çok sendika yada konfederasyon seçimlerini hatırlatıyor burası. Eminim ne demek istediğimi çok iyi anladınız.

Ah ben o seçimi kazanacaktım ki siz asıl beni o zaman görecektiniz.

Murat KUL

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler