Adana, 09 Nisan 2012

tahsinaktar@tsf.org.tr

Uzun İnce Bir Yol

Bu köşede, ilkesel olarak, satranç, kurallar, uygulamalar ve etkinlikler üzerine yazmaya alışkın olduğumu tüm ailemiz bilir. Aldığım e-postalarda köşenin sıkça izlendiğini, bilgilendiklerini dile getirirler. Bu yazıda da bir bilgi notu sunacağım, gerçeğin ne yönde oluştuğunu, esasın ne olduğunu bilmek hakkıdır diye düşündüğüm değerli ailemize. Polemik oluşturmayı, defalarca konunun üzerine gitmeyi de hiç ama hiç yeğlemiyorum.

Bir yargı kararından söz edeceğim. 27 Kasım 2010 tarihinde gerçekleştirilen Federasyonumuzun Mali Genel Kurulu için yargıya başvurulmuştu. Bu başvuruda, mahkemeden, genel kurulda alınan kararların iptali, Başkan, Yönetim ve Denetim Kurullarının görevlerinin genel kurul başkanlık divanına devri istemi vardı. İleri sürülen en önemli sav da Yönetim Kurulu etkinlik raporunun oylamasında aranacak karar yeter sayısı idi. Denetim Kurulunun raporunun da oy birliği ile kabul edildiğini ayrıca anımsatmak isterim. Söz konusu yargılama süreci yerel mahkemede tamamlandı. Mahkemenin kararı aynen şöyle. "... davanın kısmen kabulüne, 27.11.2010 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulunun ibrasına ilişkin alınan kararın iptaline, diğer taleplerin reddine, ...... Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere...." Karar budur. Bu karar üzerine çeşitli ortamlarda fikir yürütülür olması, hukukun ve kararın dilinin ailemize yanlış yorumlanarak kafaları karıştırmaya yönelik açıklamalarda bulunulması üzerine henüz devam eden yargı sürecinde, yönetim sorumluluğu anlayışı ile bir yorum yapmadan ama önümüzdeki sürecin neler getireceğini açıklamayı uygun görüyorum.

Önce, duruşmadaki iki avukat ve bir yargıcın üzerinde anlaşamadıkları karar sayısı konusunda yargıç, tek bir kişinin, bilirkişinin, görüşüne göre kararı oluşturmuştur. İleri sürülen sava göre, oturum açılırken aranan en az üye sayısı, alınacak kararlarda da geçerli olmalıdır. Bu konuda söylenecek söz ve savunulacak yanlar vardır ama bu benim işim değil, Yargıtay aşamasında hukukçu dostlarımız bunu üstleneceklerdir.

Peki, nedir durum? İleri sürüldüğü gibi yönetimin ibra edilmediği görüşü doğru değildir. Mahkeme ibra işlemine ilişkin kararı iptal etmiştir. Mahkeme genel kurula ait bir yetkiyi kullanarak ibra konusunda bir karar oluşturmamıştır. Yönetim ibra edilmemiş dememiştir. Üstelik daha gerekçeli karar yazılmamış, taraflara tebliğ edilmemiş ve üzerinde fırtınalar koparılan karar henüz kesinleşmemiştir. Sonuçta, ancak temyiz aşamasından sonra, verilen kararın hukuka uygun olup olmadığı anlaşılacaktır.

Federasyon Başkanının, Federasyon Kurullarının bu karar doğrultusunda görev yapmalarının hiçbir olumsuz yanı yoktur. Bunun yargılama sürecinin devam etmesi ile de bir ilgisi yoktur. Yargıya güveneceğiz, böyle bir kararın yerel mahkemeden çıkması karşısında görevlerimizden ayrılmamızı gerektiren ne hukuki ne de onursal bir yan vardır. Ulusal ve uluslar arası etkinliklerimiz, eğitim programlarımız her türlü iç-dış temaslarımız hızla devam etmektedir ve devam edecektir. 2012 Olimpiyatının gerçekleştirilme sürecinde hiçbir sorun yoktur, kurullarımız, komisyonlarımız, Devletimizin ilgili organları olimpiyat süreci üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir. Hiç kimsenin, bu etkinliğin, layığı ile yerine getirilmesi konusunda kuşkusu olmamalıdır. Bu kuşku salt olimpiyat için değil tüm federasyon etkinlikleri için taşınmamalıdır.

Yönetimin, seçilmiş ve atanmış tüm kurulların bu güne değin aldığı ve alacağı her karar hukukidir. Çünkü mahkeme ihtiyati tedbir istemini reddetmiştir.

Böylece, mahkeme kararına göre, kısaca ve tekrar olarak;

Yönetimin ibra edilmediği gibi bir durum, bir sonuç yoktur,

Sadece ibra işlemine ilişkin karar ortadan kalkmıştır,

İş başında olan yönetim ve organlarının bu gün görev yapmalarına, yarın yeniden seçilmelerine hiçbir hukuki ve onursal engel yoktur,

Alınmış ve alınacak kararların yok sayılması hukuken olanaklı değildir,

Yargı süreci Yargıtay katında devam etmektedir.

Sağlıkla kalınız.

Tahsin AKTAR

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler