Doğrusu, eğer satrançla özel olarak ilgilenmiyor, yahut oyuncu, yönetici yada antrenör olarak bulunmuyorsanız, Torino’da, 37. Satranç Olimpiyatlarının yapılmakta olduğunu öğrenmeniz epey güç.

Nem, yakan bir güneş ve klasik İtalyan mimarisiyle birleşen Kuzey İtalya’nın ve Fiat’ın başkenti Torino, her ne kadar satranç olimpiyatlarına ev sahipliği yapsa da, bunu kendi hemşerilerinin bile bildiğinden kuşkuluyum.

Hayır hayır, Torino’nun yerel gazetelerinden söz etmiyorum. La Stampa, İl Giornale, Corriera Della Sera gibi tüm İtalya’ya yayın yapan büyük gazeteler de dahi, 37. Satranç Olimpiyatlarıyla ilgili, (örneğin bugün, yani 30 Mayıs Salı günü), tek bir habere rastlamadım.

Eh, İtalyanlar bugünlerde yerel seçimlere dalmışlardır, yahut yaklaşan FİFA Dünya Kupası’nın heyecanı içindelerdir diye de düşünebilirsiniz ama hayır, Herald Tribune, The New York Times gibi, dünya çapında yayın yapan, internet edisyonları her kıtadan, her ülkeden milyonlar tarafından ziyaret edilen, küresel medya da bile yer bulamamış, Torino Satranç Olimpiyatları.

Beni asıl üzen, 2008 Pekin Olimpiyatlarında, Çin’in kendi başkentine sigara yasağı getireceğinin haber konusu yapıldığı, (http://sport.guardian.co.uk/news/story/0,,1785576,00.html), The Guardian’ın spor sayfasında dahi yer bulamayan satranç olimpiyatlarının, kendi evinde bile pek ortalarda görünmemesi. Tıpkı 2000 yılında İstanbul’da gerçekleşen 34. Olimpiyatlardan ilgililer dışında kimsenin haberinin olmaması gibi.)

Hiç kuşkusuz satranç, futbol yada Formula 1’in popülerliğine ve medya etkisine sahip değil. Ama isminde “olimpiyat ve satranç” geçen dünya çapında bir organizasyonun bu denli gözden uzak kalması gerçekten yürek sızlatıyor.

Peki ama nasıl oluyor da, satrançta dünya çapında devrim yaptığını iddia eden mevcut FİDE yönetimi, 12. yılında yeniden aday olabiliyor.

Benim gözlemim şöyle ; Kirsan İlyumzhinov , elinde tuttuğu mali güç ve Rusya’nın satrançtaki küresel ve tabii ki ülkesel etkisiyle bunu yapabiliyor. Bir de tuhaf bir korku var doğrusu.

“Korku” diyorsam, daha çok, “korku filmlerindeki” gerilimli, endişeli bir “korkudan” söz ediyorum. Açıklayayım.

“The Right Move”, yani mevcut FİDE yönetimine karşı başkanlık için yarışan Kok – Yazıcı ekibi ile konuşan bazı ülke federasyon temsilcilerinin, eğer oylama açık yapılırsa, kendilerini (üzülerek) destekleyemeyeceklerini söylediklerini duyuyorum.

Tuhaf değil mi, işleyen, gelişmiş demokrasinin merkezi Avrupa’da. Avrupa’nın etkili demokrasilerinden İtalya’da, onun önemli bir şehrinde, Uluslararası Satranç Federasyonu’nun başkanlık seçimlerinde “açık oylama” olabileceği “bile” tartışılabiliyor ve olursa bunun sonuçlarından bazı temsilciler “endişe” edebiliyor.

Neyse, sizi bu sıcak yaz gününde seçim havasıyla boğmak istemem.

Bitirirken, bir eski TSF yöneticisi ile ilgili, son kez yazmak durumundayım.

Önce şunu vurgulayayım.

Kendisini bilmem, ama ben bu işe satrancı tutkuyla sevdiğim için girdim. Birisinin beyninin yarısı olmak için değil.

Türk siyasetini ve medyasını çok uzun zamandır izleyen biri olarak şu gözlemimi de aktarmama lütfen izin verin.

Çalıştıkları yerlerde genellikle birinci adamın beyninin yarısı olmayı tercih etmiş ikinci adamlar, orta ve uzun vadede, hep çatışmayla sonuçlanacak sorunlara yol açtılar ve hiç şaşmayan biçimde birinci adamla “ebedi düşmana” dönüştüler.

Sayın eski yöneticiye naçizane tavsiyem “kaybetmeyi hazmetmesi”.

Eğer yenilgiyi kabullenemiyorsak hiç kimseye de “demokrasi dersi” veremeyiz değil mi ?

Siyaset, demokrasi ve siyasi tarih konularına gelince. Doğrusu sayın eski yöneticinin yazdıklarını okuyunca bunlara girmeye gerek bile görmüyorum.

Yalnız isterse bazı kitap ve yazar isimleri verebilirim.

Öyle görünüyor ki epey ihtiyaç var.

Murat KUL

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler