Gelişmeler 24 Kasım 2011

Bugün 24 Kasım 2011! Öğretmenler Gününü kutluyoruz. Babası,

annesi, kayınvalidesi, kayınpederi öğretmen olan, üstelik Köy Enstitüsü mezunu

olan bu insanların çocuğu olarak, bugünün anlamını daha da farklı şekilde idrak

ediyorum..

Ailelerimizin bize verdiği en önemli unsur; asla para, at,

araba, kat, yat olamaz. Bir anne ve babanın çocuklarına bırakacağı en önemli miras

terbiye ve eğitim olmalıdır.

Bizlerin bugünleri yaşamamıza neden olan tüm öğretmenlerimizi

kutluyorum.

'Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!'

Gelişmeler...

Tabii, bu yazının girişinde satır arasında çok mesaj var

aslında! 'Okumak cehaleti alır, Eşeklik baki kalır' diye bir söz de var ve çok

da doğru. Mesela, 'Oğlum ben sana vali olamazsın demedim' diye başlayan bir söz de var.

Gelin isterseniz, satır aralarında laf gideceği yeri bulmaya

devam etsin, ben size gündemi anlatırken.

2011 Avrupa Takım Şampiyonası

Avrupa Okullar Şampiyonasında madalya yağmuru devam etti.

Ardından önemli bir organizasyon, Avrupa Takım Şampiyonasıydı.

Avrupa Takım Şampiyonasına, açık kategoride 16,5, kadınlarda

17,5 yaş ortalamalı takımlarla katılıyorduk. 'oğlum ben sana büyük usta

olamazsın demedim' demediyse de birileri birilerine, onlar dışarıdan gazel

okumaya devam ettiler. Türk Satrancının, çok başarılı geleceğinin tohumlarını

bu şampiyonada attığımıza inanıyorum. Yakındır, herkesin parmaklarını ısırtacak

bir A milli takımın başarıları, çok yakın, yarından da yakın!

Başkanlığa seçildiğim 20 Kasım 2000 tarihinden bu yana geçen

on bir yılda, ekibimle birlikte hep inandığımız şeyleri imzaladık, hayata

geçirdik.

Dün siyah, bugün beyaz demedik, kıvırmadık, dik durduk,

eleştirilere açık olduk.

Neden böyle bir takımla katıldık? Nasıl bu noktaya geldik?

Malum bulutların efendisi tekrar ceza aldı, zaten satrançla

çok ilgisi olduğunu söylemeye gerek yok. Kendisi, yazdığı köşede bugüne kadar

tek bir başarımıza yer vermedi. Verir mi? Köşesi, o gazeteye ait değil,

satranca ait değil zaten! Kendisi ve eşinin maçlarını yayınladığı bir günlük.

Satranç düzeyi de tartışılır. En azından ben tartışırım!

Ülkemizin bir numaralı sporcusu Mişa'nın görevi, alt yapı ve

artık milli takımlarda oynamıyor. Barış Esen'in milli takımda oynamamasının

başka nedenleri vardı. Kendisini olimpiyatta göreceğiz kuşkusuz. Haznedaroğlu'nun

askerlik sorunları vardı. 5 büyük ustamızdan, milli takımlarda oynayabilecek

durumda olan bir tek Emre Can vardı. Aslında, bu durum ekmeğimize yağ sürdü

diyebilirim. Doğal olarak, genç bir takımı, yatırım amacıyla deneme şansımız

oldu ve çok da başarılı olduğunu düşünüyorum bu testin.

Diyelim ki, 5 büyük usta ile oynasaydık, ne olurdu? Sanırım,

12-20 arasında bir yer alırdık. Biz bunu başarı olarak görmüyoruz. Bizi ancak

madalya doyurur, madalya! O da gelecek yakında.

Kızlarımızla övünüyorum. Çok çok başarılıydılar. Kardelen'i

kazandık, Kübra geri döndü, Betül her zamanki Betül! Nezihe, en gurur duyduğum

sporcularımızdan birisi. Çok önemli bir satranççı olacak. Benim kızım Eylem

Ekin ile aynı yaşta ve bu olgunlukta ve ahlakta bir çocuk yetiştirdikleri için

anne ve babasını kutluyorum. Keza, Emel! Her ne kadar, satranç kariyeri

düşünmese de, görevini fazlasıyla yaptı diyebilirim.

Dediğim gibi, beklentilerimiz farklıydı, kırk yıllık

yıkılmak üzere olan ağaçlar yerine, sorunsuz, örnek, ülkesini, milletini seven, madalyaya doymayan, 'Zeki, Çevik ve ahlaklı' bir milli takım istiyoruz.

Bizim yönetime geldiğimizde 10 yaşında olan çocuklar bir

yıldır büyük usta! Soranlara selam olsun!

Kasparov Olayı!

Bazı forum köşelerinde, 29 Ekim 2011 yazımda da değindiğim

şekilde, yüce önderimizin dediği gibi, 'iç ve dış mihraklar' bize tuzaklar

kurmaya çalışıyor.

İnsan vardır, gerçekten de var, ailesinden terbiye

almamıştır. Bugün beyaz dediğine yarın siyah der, tabiri caizse dansöz gibi

döner. Yazar, çizer. Dedim ya okumak her şey değil. Küçük adamdır, karakteri

küçüktür, kişiliği zayıftır, oturmasını kalkmasını bilmezler, konuşmasını

bilmezler.

Bizler bu tür adamları dışlıyoruz. Aramızda yerleri yok.

Satrançta da yerleri olamaz zaten. Olmayacaktır da.

Kasparov, büyük bir satranççıydı zamanında, hala da büyük

bir efsane! Yukarıdaki iki paragraf onun için değildi. O sözler gideceği yeri

bilir.

Ama Garry, son 3-4 yılda, politikada para kazanma umudunu

kaybedince, satranç sporunun politik çelişkilerinden para kazanma yolunu seçti.

Bu kendisinin bileceği şey. İstanbul'a geldiğinde, sonrasında yaşanan

gelişmeleri, basın açıklamamdan takip edebilirsiniz. Ama bana iç

mihraklarımızla birlikte kazdığı çukura düşmedim. Büyüklerin sırtını

pohpohladığı zaman sırıtan, aklı henüz başında olmayan küçük çocuklar vardır

bilirsiniz. Basit hesaplar yaparlar. Ben düşününce midesi bulanan birisi

olarak, bu tür kişilerin yazdığı çizdiği senaryoları çok fazla dikkate almamanızı

önereceğim. Daha önce de söylemiştim, seslerini duyunca kulaklarınızı kapatın, gördüğünüzde yolunuzu değiştirin, mide sağlığınız için...

Kasparov, satranç sporunda bir efsane, ama politikada, spor

yönetiminde, 1100 UKD'si bile olmayan bir işadamı. Biz işimize bakalım.

Bilir misiniz?

Bazı insanlar vardır satrançta, öz güvenleri yoktur. ELO'su

yüksek olan herkesin 'doğrudur' dediği, art niyetli bazı şeylerin, yanlış olduğunu anlamazlar. Onlara göre, küçük-büyük, doğru-yanlış, sadece satrançta ELO, unvan ve isimdir. Oysa ne kadar yanlış. Kuşkusuz, tüm başarılara ve onları kazanan sporculara şapa çıkartmak ve alkış tutmak gerekir. Ama onlar da sonuçta insan. Oysa satranç insana doğruyu

bulmayı öğreten bir araçtır, asla amaç değil. Bu dünyada olan binlerce güzel

olgudan biridir, eşsiz bir spor, mükemmel bir öğreti, değişmez eğitim aracı,

zevk veren bir sanat, binlerce yıllık bir kültürdür. O kadar önemlidir satranç.

O kadar! Daha fazla değil yani :)

Kasparov, İstanbul'dayken neden gitmediğimizi, sonrasında

Tiflis'teki davetine neden icabet etmediğimizi böylece yanıtlamış olayım. Ya da siz, Tiflis'te yanında sırıtan eski dostlarımıza bakın, anlayın niyetini...

Kendisine bir efsane olarak saygımız çok, o kadar çok ki- göreceksiniz,

kendisinden daha iyi bir satranççıyı biz yetiştireceğiz.

2012 Satranç Olimpiyatları

27 Ağustos - 10 Eylül 2012 tarihlerinde, Dünya Satranç

Olimpiyatları İstanbul'da düzenleniyor. Ülkemizde düzenlenecek en büyük spor

organizasyonlarından birisini gerçekleştireceğiz. Bunun için ihaleye çıktık ve

süreç devam ediyor. Ama bir de ne görelim; kılı kırk yardığımız, kırk kere

düşünüp bir kez harekete geçtiğimiz, biz!, yine 'laf olsun kese dolsun' hesabı

daha ihaleye çıkarken, fol yokken yumurta yokken, topa tutuluyoruz. Birileri,

kalkıp yazıp çizip, saldırmaya başlıyor. Bunlar öyle işte! Öyle olmasalardı, bu

ruh halinde de olmazlardı zaten.

Açık söylüyorum. Öyle bir devlet, öyle bir hükümet var ki bu

ülkede, inanılmaz bir destek var spora. Başka bir ülke var mıdır bilmiyorum,

ama Türkiye var işte. Bakanıyla, Genel Müdürüyle, teşkilatıyla, valisiyle,

kaymakamıyla, belediye başkanıyla, zamanında bize hasıl olmayan bu şansı

çocuklarımıza vermek için her türlü desteği sunuyorlar. Bu destekle, Dünya

Satranç tarihinin en başarılı olimpiyat organizasyonunu gerçekleştirmek

istiyoruz.

O 'iç mihraklar' varsın konuşsunlar, biz işimizi yapalım,

sonucunu göreceğiz hep birlikte. Kervan yürümeye devam edecek...

2011 Dünya Kadınlar Takım Şampiyonası

2011 Dünya Kadınlar Takım Şampiyonası, 17-28 Aralık 2011

tarihlerinde, Mardin Valimizin desteği ve sponsorluğunda, Mardin'de

gerçekleştirilecek. Yine Türkiye, dört dörtlük bir organizasyon düzenleyecek.

Bildiğiniz gibi, 2009 yılı başında Bursa'da Dünya Takımlar Şampiyonası

düzenlemiştik. Bu organizasyona ait düşüncelerimi daha önce belirtmiştim. Şimdi

Dünya Kadınlar Takım Şampiyonasıyla bir ilki gerçekleştiriyoruz. Mardin'de bir

Dünya Şampiyonası!

Emeği geçen herkese şimdiden teşekkür ediyorum.

Şimdilik hoşça kalın!

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler