Sevgili dostlarım,
Bir çoğunuzun bildiği gibi, 2005 yılında Büyük Usta Suat Atalık, talebi üzerine, ülkemize dönmüş, kendisine, Dünya satrancında görülmemiş olanaklar sağlanarak Başkanlığım süresince destek olunmuştu.
Adı geçen zat, 2008 yılında yapılan seçimler öncesinde, şahsıma ve yönetimdeki arkadaşlarıma yönelik olarak müteaddit defa eleştiriyi aşan ithamlarda bulunmuş, yurtdışında katıldığı turnuvalarda bu asılsız ithamlarını tekrarlamıştı. Bunun üzerine, Federasyonumuz tarafından adı geçen sporcunun sözleşmesi iptal edilmişti.
Bu kez, Atalık, Federasyona karşı dava açmış, sözleşmenin iptaliyle doğan haklarını talep etmişti. Ankara 16.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın sonucunda Yüce Mahkeme tarafından, davacının talepleri kısmen kabul edilerek tazminat ödenmesine karar verilmişti.
Federasyonumuz, karara karşı Yargıtay'da temyize gitti.
Temyiz sonucunda, 18 Nisan 2011 günü verilen karar ile 16.Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı bozuldu. Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin kararı aslında bir hukuk dersi gibi.
Yargıtay Kararı aynen şöyle:
'.....
....
1- Davacı, davalı federasyon ile milli takımda oynaması karşılığı imzalanan sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi sonucu sözleşme gereğince tazminata hükmedilmesi için eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacı satranç sporcusunun sözleşme ile bağlı olduğu kurum ve yöneticilerine karşı haksız isnatlarda bulunduğu, bu durumu yurt dışında yabancı sporcu ve yöneticilere de yansıttığını, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini, kaldı ki yabancı bir takım liginde de faaliyet göstererek disiplin kurulundan ceza aldığını bildirerek davanın reddini savunmuş, Mahkemece davacının gerek internet ortamında ve gerekse yurt dışında yabancı yöneticilere yapmış olduğu söz ve söylemeler eleştiri mahiyetinde değerlendirilerek sözleşmenin haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle tazminata hükmedilmiştir. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden davacının gerek internet ortamında ve gerekse yabancı sporcu ve yöneticiler nezdinde federasyon aleyhine beyanlarda bulunduğu sabit olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ne var ki bu beyanların mahkemece eleştiri niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu söz ve söylemler "federasyonun maddi sıkıntı içinde olduğu, federasyon yöneticilerinin yüksek harcırah aldıkları, kendilerine araç tahsis edilip yakıt giderlerinin karşılandığı, federasyonun sadece para harcamak için FİDE toplantılarına ev sahipliği yaptığı" vb. gibidir. Sporculuk ve sportmenlik etiği içinde düşünüldüğünde, davacı sporcunun sözleşme ile hizmet verdiği kurum ve yöneticilerine karşı gerek internet ortamında ve gerekse yabancı sporcu ve yöneticiler nezdinde yapmış olduğu bu ve benzeri demeç ve söylemlerin kabulün aksine eleştiri boyutları içinde kabul edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, davacı sporcunun talmatnamedeki açık hükme nazaran izin almaksızın yabancı bir ligde de faaliyet gösterdiği açıktır. Her ne kadar davalı tarafından bu husus fesih ihtarnamesinde belirtilmemiş ise de, yargılama sırasında ileri sürülmüş olması nedeniyle nazara alınmalıdır. Bu husus Dairemizin istikrar kazanmış içtihatları ile de kabul edilmektedir. Hal böyl olunca davanın reddi gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: 1.bentte yazılı nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2.bentte yazılı nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 668,25 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.....
'
Diğer taraftan, Cengiz Özdemir Keleş, şahsıma karşı haksız suçlama ve disipline yollama nedeniyle maneviz tazminat davası açmış, bu talebi mahkemece reddedilmiş, bunun üzerine Yargıtaya temyize gitmişti. Yine bu temyiz talebi de, lehimize reddedildi.
Yargıtayın ilgili kararları aşağıda taranmış olarak verilmektedir.
Camiamıza yorumsuz olarak duyurulur!
Atalık davası
(büyük görmek için imgelere tıklayınız...
Keleş Davası








