Adamın biri 'satranç çocuk oyunu değil' diyor. Bizim çocuklar satrancın nasıl oynandığını tüm dünyaya gösteriyor. Önce Krakow'da alınan madalyalar, Demre Kerigan'ın aldığı IM Normu, ardından CC'nin (bu kısaltma ileride satrançta bir efsaneye dönüşebilir) yaşına göre mükemmel bir satrançla aldığı sonuncu IM Normu. Yazık, çok yazık! Bu güzel sonuçları getiren mükemmel maçları köşesinde analiz edemeyen zihniyete!

Satranç kimin için? Bir araç mı? yoksa amaç mı? Niye biz uğraşıyoruz tüm ülkeye satranç oynatmak için? Bu sorularının yanıtını verdiğimizde, aslında bir çok şeyi daha iyi görebiliyoruz.

Aslında soru başka bir soru ile yanıtlanıyor: Sanat için mi sanat? Yoksa halk için mi sanat?

Bu ülkenin aldığı 100 madalyadan birini bile yazmazsan bunun hesabını sana bir gün bu camia sorar! Soracak da.... Köşende oynamaya devam et sen! Bulutların efendisi! Aslında kabahat yalnız onda değil, onu o köşeye koyanda!

Neyse ilahi adalet dünyada var, tecelli eder... Yüreği yeten bu çocuklarla karşılaşır, satrancı kim oynuyor, nasıl oynuyor görür. Az kaldı!

Bundan yaklaşık 2 düzine yıl önce, bir zatı şahane (hah), kendini bir şey sanıp, 'Çocuklarla, kadınlar satranç oynayamaz' dedi. Kısa bir süre sonra; önce Kamsky (o zaman çocuk yaştaydı) sonra Polgar, kendisine satrancın nasıl oynandığını gösterdiler.

Forum köşelerinde gerçek kimliğiyle yazamayan insanlar, gerçeklerle yüzleştiklerinde, yüzleri turnosol kağıdı gibi renk değiştirip, kızaracak. Az kaldı, izleyin görün.

'Rabbena hep bana!' dediklerinde, olmaz kardeşim diyen yürekli ve başarılı yönetimi al aşağı edemeyen bu zihniyet, kabahati; ekmeğini yediği, eğitimini aldığı, kendine vücut veren bu ülkenin Devletine kesip, 'zavallı devlet' diyebilecek kadar kötü kalpli olabiliyor.

Biz devam ediyoruz çalışmaya!

Olağanüstü Genel Kurulumuz toplandı ve çocuklarımızın geleceğine yönelik olağanüstü bir karara imza attı. Ankara'da açmayı düşündüğümüz 'Türkiye Satranç Akademisi' hizmet binasının alımı konusunda Yönetimimize yetki verildi.

Mangaldaki külü üfleyip içine çeken muhalefetimiz, 3-5 kişiyle buna bile karşı çıkmaya kalktılar. Nasıl bir duygudur ki, doğru şeylere sırf bize olan husumet nedeniyle karşı çıkar insan?

İftihar ediyorum! bize olan güvenini haykıran, sergileyen sizlerle!

Rusya Devlet Sosyal Üniversitesi yetilileriyle bir araya geldik, konuştuk. Buna göre Eylül ayında, Burak Fırat ve Mustafa Yılmaz, Moskova'ya gidiyorlar. Yanlarında Demre Kerigan da olacak büyük olasılıkla.

Bu 3 özel delikanlıyla başlayan bu iş birliği Cemil Can, Vahap, Batuhan gibi olağan üstü onlarca yeteneğimizin eğitimine kadar devam edecek.

Moskova'da, tamamen sporcuya özel bir eğitim alacak bu çocuklarımız. Olması gerektiği gibi; onlar derse değil, ders onlara gelecek. Hem tüm dünyaya 'Türk gibi satranç oynuyor' dedirtecekler, hem de on yıl sonra Dünyanın en güçlü satranç ülkesi olacak olan Türkiye'nin Üniversitelerinde, Beden Eğitimi ve Spor Branşlarındaki akademik satranç kadrolarının iskeletini de kuracaklar.

Bir gün olacak! Yakın bir günde olacak!

Harika bir şey: hayali bile güzel olan şeyleri gerçek yapmak!

Sizlerin kocaman kocaman güvenine mazhar olan bu yönetim, buna layık şekilde imkansızı gerçekleştirecek.

İyi ki varsınız!

Ali Nihat YAZICI

Al-Ain

Birleşik Arap Emirlikleri

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler