Kuvay Sanlı'nın ifadelerinden hangisine inanacağız: asbaşkanlıktan alınmadan önce yazdıklarına mı? Yoksa alındıktan sonra yazdıklarına mı?
Sanlı'nın 2008'den bu yana yazdığı tam 37 adet yazı var.
Hiçbirisinde içinde bulunduğu yönetimi eleştirmemiş.
Tam tersine, başta TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı olmak üzere yönetime övgüler yağdırmış, yere göğe koyamamış.
TSF'ye "fenomen" demiş örneğin, "marka" demiş. Yönetimine "şeffaf" demiş "katılımcı" demiş.
Daha düne kadar muhalif olarak gördüklerine ise "uçucu gaz" demiş.
TSF'nin hem ülke içinde hem ülke dışında ne kadar saygın bir yerde olduğunu, ne kadar başarılı olduğunu anlatmış durmuş.
Sadece anlatmakla kalmamış, yazmış da bunları.
Üstelik bu tavrını yönetime girdiği ilk günden, yani Kasım 2008'den başlayarak en son güne kadar, yani 16 Nisan 2010'a kadar sürdürmüş.
Bu arada tam 30 adet yönetim kurulu ve yürütme kurulu toplantısına katılmış.
Bu toplantıların birinde dahi, "ben şu konularda sizinle aynı görüşte değilim, karşıyım" diyerek, toplantı sonrası karar defterine "muhalefet şerhini" düşmemiş.
Hepsini imzalamış. Tek bir muhalefet şerhi koymamış.
Yani hiçbir konuda Başkana ve yönetime karşı açıkça itirazı olmamış.
Peki ama hangisine inanacağız o zaman?
Bir buçuk yıla varan uzun bir süre boyunca yazıp, söyleyip, imza attıklarına mı? Yoksa Başkan Yazıcı tarafından asbaşkanlıktan alınması sonrası yazıp, söylediklerine mi?
Dün "doğru" ve "başarılı" diye gösterip, "fenomen" "marka", "saygın" diye nitelediklerine mi?
Yoksa bugün yazıp, söylediklerine mi?
Daha dün yazıp, söylediklerini bu kadar hızla ve keskin biçimde değiştiren birinin, bugün yazıp söylediklerini de aynı hız ve keskinlikte değiştirmeyeceğini nereden bileceğiz?
Bu kadar keskin biçimde taraf değiştiren, adeta savrulan birinin, yarın kimin tarafında olacağını bilebilecek miyiz?
İşin doğrusu, aşağıdaki ifadeleri aylarca, yıllarca ve sürekli biçimde yazan birine, bugün sırf, bazılarımızın işine öyle geliyor diye inanmış gibi, samimi biriymiş gibi mi davranacağız?
Hala okumayanlar varsa onlar için, o ifadeleri aşağıda yeniden, hem vicdanlara hem akıllara sunuyorum.
Karar sizin.
"2700 + iki oyuncu, biri batıdan biri doğudan, bizzat bana Türkiye Federasyonu için oynamak istiyoruz dediler. Başkaları da var. Daha düşük ELO'lu, GM'ler, WGM'ler. Neden bunu istiyorlar? Elbette satranç adına ürettiğimiz imkan fazlalığından yararlanmak istiyorlar. Yurt dışına yansıyanları dikkate alıyorlar." 16 Nisan 2010
"FIDE ve ECU'da seçim havasına artık girildi. İçeride varlık gösteremeyenler, dışarıya malzeme taşıma eylemi içerisine büründüler. Tanıdık isimler, bildik kişiler. Tanıdık üslup, bildik yaklaşım. Malzeme dediğime de bakmayın; katı desem değil, sıvı desem değil. Uçucu gaz. Ali Nihat Yazıcı'nın bu yola çıkarken, ayağına dolak doladığını da biliyor olmalılar esasen. Zira geçiremediler dişlerini, evvel ısırma teşebbüslerinde."16 Nisan 2010
"Yazıcı, ECU Başkanlık yarışından zaferle çıkar mı? İbre ondan yana. Hak ettiğine de gönülden inanıyorum. Ama çok da önemli değil hani: Biz biziz. Yaptıklarımızla değerliyiz. Eksiklerimiz yok mu? Var. Nasıl sert tartışıyoruz kimi zaman kendi aramızda bilemezsiniz. Mükemmel olduğumuz iddiasında hiç değiliz. Ancak eksiklerimizin beraberinde, şu küçük Dünya'nın önde gelen satranç federasyonlarındanız." 16 Nisan 2010
"Avrupa Okullar Birinciliği'nde bireysel sonuçlarda, 4 altın, 3 gümüş ve 3 bronz aldık. Aynı zamanda yaş gruplarında 4 adet en başarılı sporcu ödülünü sporcularımız aldılar"Az ülke katılımının olduğu okullar birinciliğinde, takım halinde de başarılı sonuçlar aldık: 1 altın, ve 1 bronz. Sporcularımız, bireysel olarak 8.3 sıra ortalaması ile başladıkları kategorilerinde, 5.2 ortalama sıra derecesi yaparak turnuvayı tamamladılar. En genel anlamda bu veri dahi başarılı olunduğunun göstergesidir." 12 Nisan 2010
"Marka olabilmek bir süreç işidir. Bir anda marka olamazsınız. Türkiye Satranç Federasyonu da bir markadır" Gazetecilere, bir yıl kadar önce BİSSE ile sponsorluk sözleşmesi imza töreninde şöyle seslenmiştim sözü Ali Nihat Yazıcı'ya verirken: Satrancı ülkemizde bir değer ve Türkiye Satranç Federasyonu'nu Dünya'da bir marka haline getirmeyi başarmış federasyon başkanımız Sayın Ali Nihat Yazıcı" 31 Mart 2010
"Bu modern devirlere ilişkin bir ufak eleştiri: Aceleci, tahammülsüz, sonuca hemen varmak isteyen nesiller yetişiyor. Tahsin Aktar gibi kamil insan zor çıkıyor" 31 Mart 2010
"Mavikale'nin benim için bir başka önemi daha var. Daha önce belirttim mi bilemiyorum. Dergi fikri ortaya atıldığında benim itirazım olmuştu. Henüz erken, düzenli yayın zordur, içini dolduramayız "diye. Yanılmışım. Hem de nasıl yanılmışım. Neyse ki eylem adamı Başkanımız Ali Nihat Yazıcı var. Murat Kul var. Tahsin Aktar var. " 27 Mart 2010
"Bu en genç Türkiye Şampiyonası bir kırılma noktasını ifade ediyor. Belli olgunluğa erişen her konu, bir zaman sonra, kırılma noktasını aşarak yeni bir evreye girer. 2010 finalleri, Türk satrancının fidanlarının yavaş yavaş gelişip, kök vermeye başladığının resmidir." 27 Mart 2010
"TSF olarak bizim açımızdan düşünülebilecek bir alternatif değildir küçülmek. İş hayatı dinamiklerinin dışında olmasak da; bir ticari uğraş içerisinde değiliz" Satranç aşama kaydetti. Türkiye'de adeta yoktan bir satranç fenomeni yaratıldı." 25 Ocak 2010
"Federasyon Başkanımız Ali Nihat Yazıcı, Avrupa Satranç Birliği Başkanlığı'na adaylığını açıkladı. Avrupa Kıta Başkanlığı'nı fazlasıyla hak ettiği, yerli ve yabancı hemen herkesin ortak kanaatı. Daha da önemlisi: Avrupa satrancının Yazıcı ismine ihtiyacı olduğudur." 1 Kasım 2009
"Dev organizasyonlara ev sahipliği yaptık. Hemen önünde yapacaklarımız " Ve biliyorsunuz 2012 Satranç Olimpiyatı İstanbul'da." 1 Kasım 2009
"Eksiklerimiz mi? Mutlaka var. Lütfen iletin. Daha önceden de değindiğim bir düşünceye dikkat ederek ama: İhtiyaç ihtiyacı doğurur. Bu tür çalışmalar verdikçe ister. Doğası gereği böyledir. Tablo ortaya çıktıktan sonra değerlendirmek görece kolaydır. Geriye dönük elinizde veri vardır. Ancak yarın için atılım yaparken bu veriden o an için yoksun hareket ediyorsunuzdur." 1 Kasım 2009
"Efendim müsadenizle arz edeyim: Ben birçok STK'da görevler alıyor, çalışıyorum. Böylesi yapılanmaların rutin çalışmalarını takip ediyorum. TSF olarak genelden birkaç adım öndeyiz. Art arda büyük organizasyonlar gerçekleştiriyoruz ve her birine eksiksiz hazır oluyoruz. Bir çok kurumun yılda bir gerçekleştirirken zorlandığı organizasyonları, biz ayda 4-5 kere yapabiliyoruz: Aynı heyecan ve başarıyla." 5 Ekim 2009
"Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı sayın Bayatlı bildiğimiz kadarıyla bir satranççı değil. Ancak TSF kurum olarak üye kabul edildi biliyorsunuz. Ali Nihat Yazıcı ise şahsen Milli Olimpiyat Komitesi üyeliğine kabul edildi. Değerli satranççılar, bu komiteye üye olarak kabul edilmenin pek kolay olmadığını, az sayıda kişinin bir, iki ancak yıllar içerisinde kabul edildiğini bilmiyorum belirtmeme gerek var mı? Başkanlık bizde değil bugün ancak, kabul gördüğümüz ve saygınlık uyandırdığımız bir gerçek." 1 Mayıs 2009
"Yanlış bilgilere dayandırılan, marazi duygu hallerinin itici gücüyle yapılan eleştiriler; bir haksızlık yapar nitelikte ve yanıt hak eder durumda değiller. "Eleştiri" başlığına sığınılarak yapılan böylesi değerlendirmeler; doğru eleştirilerin önüne geçerek, onlardan yararlanılmasını engellemektedir. Olumsuzdan beslenen ve kendi tezi olmayan kişiler, umarım haklı eleştiri sahiplerinin bu kirlilikte ortaya çıkmamaları gibi bir sonuca sebebiyet vermiyorlardır." 28 Şubat 2009
"TSF Yönetimi; şeffaf ve katılımcı bir yapıda. İş Bankası Halkla İlişkiler Müdürü, Milli Takımlar Menajeri, tüm kurul başkanları Y.K. toplantılarına katılıyorlar. İllerde yapacağımız Y.K. toplantılarına il temsilcisi de davet ediliyor." 8 Ocak 2009



