Değerli arkadaşım Özgür Solakoğlu dikkat çekmese çoktan unutmuş olacaktım. Eski asbaşkanımız Kuvay Sanlı'nın bizzat kendisi tarafından silinen köşe yazılarını sayesinde bir kez daha okuma fırsatı buldum.
İstedim ki bugün, ben değil, onun yazıları size yol göstersin, ufuk açsın. Neyin ne olduğunu anlamamıza vesile olsun.
Aşağıda yer alan ifadelerin yazıldıkları tarihlere dikkat edildiğinde inanıyorum ki sayın Sanlı'nın asbaşkanlığı dönemi boyunca, herhangi bir değişim geçirip geçirmediği de, bugünkü pozisyonuna nasıl geldiği de ortaya çıkacaktır.
Ne demişler; söz uçar, yazı kalır.
"2700 + iki oyuncu, biri batıdan biri doğudan, bizzat bana Türkiye Federasyonu için oynamak istiyoruz dediler. Başkaları da var. Daha düşük ELO'lu, GM'ler, WGM'ler. Neden bunu istiyorlar? Elbette satranç adına ürettiğimiz imkan fazlalığından yararlanmak istiyorlar. Yurt dışına yansıyanları dikkate alıyorlar." 16 Nisan 2010
"FIDE ve ECU'da seçim havasına artık girildi. İçeride varlık gösteremeyenler, dışarıya malzeme taşıma eylemi içerisine büründüler. Tanıdık isimler, bildik kişiler. Tanıdık üslup, bildik yaklaşım. Malzeme dediğime de bakmayın; katı desem değil, sıvı desem değil. Uçucu gaz. Ali Nihat Yazıcı'nın bu yola çıkarken, ayağına dolak doladığını da biliyor olmalılar esasen. Zira geçiremediler dişlerini, evvel ısırma teşebbüslerinde."16 Nisan 2010 (Sizce kim ya da kimlerden söz ediyor acaba. Ben çıkaramadım. Ya siz?)
"Yazıcı, ECU Başkanlık yarışından zaferle çıkar mı? İbre ondan yana. Hak ettiğine de gönülden inanıyorum. Ama çok da önemli değil hani: Biz biziz. Yaptıklarımızla değerliyiz. Eksiklerimiz yok mu? Var. Nasıl sert tartışıyoruz kimi zaman kendi aramızda bilemezsiniz. Mükemmel olduğumuz iddiasında hiç değiliz. Ancak eksiklerimizin beraberinde, şu küçük Dünya'nın önde gelen satranç federasyonlarındanız." 16 Nisan 2010 (Katılmamak mümkün mü?)
"Avrupa Okullar Birinciliği'nde bireysel sonuçlarda, 4 altın, 3 gümüş ve 3 bronz aldık. Aynı zamanda yaş gruplarında 4 adet en başarılı sporcu ödülünü sporcularımız aldılar"Az ülke katılımının olduğu okullar birinciliğinde, takım halinde de başarılı sonuçlar aldık: 1 altın, ve 1 bronz. Sporcularımız, bireysel olarak 8.3 sıra ortalaması ile başladıkları kategorilerinde, 5.2 ortalama sıra derecesi yaparak turnuvayı tamamladılar. En genel anlamda bu veri dahi başarılı olunduğunun göstergesidir." 12 Nisan 2010
"Marka olabilmek bir süreç işidir. Bir anda marka olamazsınız. Türkiye Satranç Federasyonu da bir markadır" Gazetecilere, bir yıl kadar önce BİSSE ile sponsorluk sözleşmesi imza töreninde şöyle seslenmiştim sözü Ali Nihat Yazıcı'ya verirken: Satrancı ülkemizde bir değer ve Türkiye Satranç Federasyonu'nu Dünya'da bir marka haline getirmeyi başarmış federasyon başkanımız Sayın Ali Nihat Yazıcı" 31 Mart 2010 (Nereden nereye değil mi? Doğrusu böyle bir ifade nasıl açıklanır bilemiyorum.)
"Bu modern devirlere ilişkin bir ufak eleştiri: Aceleci, tahammülsüz, sonuca hemen varmak isteyen nesiller yetişiyor. Tahsin Aktar gibi kamil insan zor çıkıyor" 31 Mart 2010 (Tahsin Hocam eminim gülümsüyorsunuz.)
"Mavikale'nin benim için bir başka önemi daha var. Daha önce belirttim mi bilemiyorum. Dergi fikri ortaya atıldığında benim itirazım olmuştu. Henüz erken, düzenli yayın zordur, içini dolduramayız "diye. Yanılmışım. Hem de nasıl yanılmışım. Neyse ki eylem adamı Başkanımız Ali Nihat Yazıcı var. Murat Kul var. Tahsin Aktar var. " 27 Mart 2010 (İnanın, bu yazıyı okuyuncaya kadar bu ifadeden haberim yoktu.)
"Bu en genç Türkiye Şampiyonası bir kırılma noktasını ifade ediyor. Belli olgunluğa erişen her konu, bir zaman sonra, kırılma noktasını aşarak yeni bir evreye girer. 2010 finalleri, Türk satrancının fidanlarının yavaş yavaş gelişip, kök vermeye başladığının resmidir." 27 Mart 2010
"TSF olarak bizim açımızdan düşünülebilecek bir alternatif değildir küçülmek. İş hayatı dinamiklerinin dışında olmasak da; bir ticari uğraş içerisinde değiliz" Satranç aşama kaydetti. Türkiye'de adeta yoktan bir satranç fenomeni yaratıldı." 25 Ocak 2010 (Ne yazık ki böyle. İfade aynen bu.)
"Federasyon Başkanımız Ali Nihat Yazıcı, Avrupa Satranç Birliği Başkanlığı'na adaylığını açıkladı. Avrupa Kıta Başkanlığı'nı fazlasıyla hak ettiği, yerli ve yabancı hemen herkesin ortak kanaatı. Daha da önemlisi: Avrupa satrancının Yazıcı ismine ihtiyacı olduğudur." 1 Kasım 2009 (Ne demeli, nasıl etmeli bilmem ki.)
"Dev organizasyonlara ev sahipliği yaptık. Hemen önünde yapacaklarımız " Ve biliyorsunuz 2012 Satranç Olimpiyatı İstanbul'da." 1 Kasım 2009 (Bu ifade, 2012 Satranç Olimpiyatlarının 2008'de Dresden'de kazanılmasından tam bir yıl sonra kaleme alınmış.)
"Eksiklerimiz mi? Mutlaka var. Lütfen iletin. Daha önceden de değindiğim bir düşünceye dikkat ederek ama: İhtiyaç ihtiyacı doğurur. Bu tür çalışmalar verdikçe ister. Doğası gereği böyledir. Tablo ortaya çıktıktan sonra değerlendirmek görece kolaydır. Geriye dönük elinizde veri vardır. Ancak yarın için atılım yaparken bu veriden o an için yoksun hareket ediyorsunuzdur." 1 Kasım 2009
"Efendim müsadenizle arz edeyim: Ben birçok STK'da görevler alıyor, çalışıyorum. Böylesi yapılanmaların rutin çalışmalarını takip ediyorum. TSF olarak genelden birkaç adım öndeyiz. Art arda büyük organizasyonlar gerçekleştiriyoruz ve her birine eksiksiz hazır oluyoruz. Bir çok kurumun yılda bir gerçekleştirirken zorlandığı organizasyonları, biz ayda 4-5 kere yapabiliyoruz: Aynı heyecan ve başarıyla." 5 Ekim 2009 (Yapmayın üstadım bu kadar övgü hayırlara vesile olmaz sonra.)
"Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı sayın Bayatlı bildiğimiz kadarıyla bir satranççı değil. Ancak TSF kurum olarak üye kabul edildi biliyorsunuz. Ali Nihat Yazıcı ise şahsen Milli Olimpiyat Komitesi üyeliğine kabul edildi. Değerli satranççılar, bu komiteye üye olarak kabul edilmenin pek kolay olmadığını, az sayıda kişinin bir, iki ancak yıllar içerisinde kabul edildiğini bilmiyorum belirtmeme gerek var mı? Başkanlık bizde değil bugün ancak, kabul gördüğümüz ve saygınlık uyandırdığımız bir gerçek." 1 Mayıs 2009
"Yanlış bilgilere dayandırılan, marazi duygu hallerinin itici gücüyle yapılan eleştiriler; bir haksızlık yapar nitelikte ve yanıt hak eder durumda değiller. "Eleştiri" başlığına sığınılarak yapılan böylesi değerlendirmeler; doğru eleştirilerin önüne geçerek, onlardan yararlanılmasını engellemektedir. Olumsuzdan beslenen ve kendi tezi olmayan kişiler, umarım haklı eleştiri sahiplerinin bu kirlilikte ortaya çıkmamaları gibi bir sonuca sebebiyet vermiyorlardır." 28 Şubat 2009 (İşte en beğendiğin paragraf. Her şeyi özetliyor gibi. Aslında düşününce bir yandan da hüzün verici.)
"TSF Yönetimi; şeffaf ve katılımcı bir yapıda. İş Bankası Halkla İlişkiler Müdürü, Milli Takımlar Menajeri, tüm kurul başkanları Y.K. toplantılarına katılıyorlar. İllerde yapacağımız Y.K. toplantılarına il temsilcisi de davet ediliyor." 8 Ocak 2009 (TSF Yönetiminde bir şey değişmedi. Tek değişen bu ifadeleri yazan eski çalışma arkadaşımız oldu.)



