Adana, 10 Ekim 2010
Oimpiyat
39. Olimpiyat ve FIDE Gene Kuruluna ilişkin, köşe komşum sevgili Kul değerlendirmelerini sürdürüyor. Dikkatle ve zevkle izliyorum.
Bu yazıda ben de teknik oluşuma ve düzenlemelere değineceğim.
Olimpiyat hazırlıklarının çok uzun bir zaman dilimine yayıldığını gözlemledim. Konakladığımız otel yeni olmamakla birlikte baştan sona elden geçirilmiş, boyanmış, tesisat ve diğer donanım yenilenmiş. Adını da Olimpiyat Oteli olarak koydukları yep yeni bir otel yapmışlar kent merkezine. Spor tesisleri ile dolu 30 bin nüfuslu Khanty-Mansiysk satranç ve olimpiyat ile odaklanmış her alanda.
Düzen ve kurallara uyum en üst derecede duyarlılık gösterilen konuların başında. Sporcu ve diğer katılımcıları yarışma yerine götüren araçlar ki çok büyük çoğunluğu otobüs, hazırlanmış programa göre tam zamanında hareket ediyor. Vardığı yerde kendilerine ayrılmış park yerinde çizgilerin arasına birkaç manevra ile yerleşmeden ve dışarıdaki görevlinin komutu gelmeden kapılar açılmıyor. Bu örnek sanırım durumu en iyi anlatan türdendir. Bir sıkıntı, araçların içindekileri binanın önünde indirmek varken önce parka yerleşip insanları aşağıya almak ve -2 derecede 200-250 m. yürümek zorunda bırakıyorlar.
Yarışma salonları da kontrol altında. Söylenene göre 600 dolayında gönüllü gençlerin bir kısmı bu kontrol işini yapıyor. Tanıtım kartı olmayanlar ya da girme yetkili kartlara sahip olmayanlar oyun alanına alınmıyorlar. Bu işi daha sistemli yapabileceklerine işlerini zorlaştırmışlar aslında tek tip kart uygulaması hata olmuş. Ek kartlar ile işi çözmeye kalkmışlar. Alışılageldiğinin dışında kart sahiplerinin ülkelerine, bayraklarına yer verilmemiş.
Kapalı tenis kortlarından oluşan devasa yerleşkede iki salonda oyunlar oynandı. Biri tribünlü diğeri de antrenman niteliğinde iki koca salonda. Aslında olimpiyat ortamı olarak ben pek beğenmedim, soğuk ve itici idi. Daha şık ve görkemlisini biz yaparız elbette. Oyuncuların dışında kalan katılımcılar için bekleme dinlenme alanlarını yetersiz buldum. Teknik ve organizasyon birimleri de sıkışık ve yetersizdi. Basın merkezi bir o kadar sıkışık ve yeterli donanım ve olanağa sahip değildi.
Çok fazla sayıda hakemin görevlendirildiği göze çarpıyordu hemen. Ortada gezen, boş boş bakan, sadece güvenlik görevlisi gibi duruş sergileyen hatta masada uyuyan hakemleri gördüm. Hiçbir zaman bir araya gelip bir toplantı, bir değerlendirme dahi yapmamışlar.
Bütün masalar canlı yayınlandı. Oyun alanına girilemediği için oyunları izleyecek tek seçenek canlı yayınlardı. Ancak çok sınırlı sayıda masaların oyunları toplu gösterime sunulabildi. Daha fazla masa gösterime sunulabilirdi aslında. Yerleşkede çok sayıda dizüstü bilgisayar sayesinde maçları izlemeye çalışalar da yoğunluk nedeniyle internette hat kopmaları yaşadılar.
FIDE Genel Kurulu olimpiyatın önündeydi benim gözlemime göre. Bunun yanında kıta seçimleri de vardı elbette. Bu önemli etkenler olimpiyatın heyecanını bastırdı. İlgili tüm ülkeler, delegasyon bu yöne odaklanmıştı, ben öyle gördüm.
Her organizasyon için bir ayrı yerleşke kullanılması, tesis zenginliğinin göstergesi idi. FIDE toplantıları Satranç Akademisinde, açılış-kapanış törenleri buz sarayında (buz sporları burada yapılıyor), kapanış resepsiyonu fuar merkezinde gerekleştirildi. Su oyunları merkezi, ayrıca kapalı havuz, tiyatro salonu ne yazık ki kullanılmadı. Dekatlon, atlama ve atıcılık pistleri de öyle.
İlk kar 1 Ekim öğleden sonrası tipi şeklinde yağdı. Kar ve böylesi iklimden uzak ülkelerin katılımcıları çılgınca gösteriler ile bu anı resimlediler.
4 Ekim öğleden sora Atatürk Hava limanına indiğimizde 29 derecelik ısı ile güzel bir sonbahar bizi karşıladı. Kazaklar, paltolar tekrar çantalara yerleştirilmişti çoktan.
40. olimpiyatı 2012 de İstanbul'da biz organize edeceğiz. Bu günden biliyorum. Olimpiyat tarihinin en görkemli ve güzellerlinden biri olacak İstanbul 2012.
Nice güzel günlere.
Sağlıkla kalınız.
Tahsin AKTAR



