Geçtiğimiz yıla kadar ülkenin tek Büyükustası sıfatını taşıyan Suat Atalık'ın 1 Ağustos 2010 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki yazısını hatırlayacaksınız.

Dünyadaki GM enflasyonunu gündeme getiren Atalık, ülkemizde son bir yıl içinde kazanılan GM unvanlarını bu enflasyona bağlamış ve şöyle demişti;

"...90'larda federasyonların unvanlı oyuncularının arttırılmasının ülkeleri cesaretlendireceği fikri 21. Yüzyılda unvanlı oyuncuların sayısı üzerinden para kazanma fikrine dönüştü ve gereken şartların kolaylaştırılmasıyla enflasyon ortaya çıktı. Bunun neticesinde tarihi boyunca bir büyükusta çıkarabilmiş Türkiye, 2009 yılında Kıvanç Haznedaroğlu ve 2010 yılında Barış Esen'in unvana ulaşmasıyla 3 büyükustaya sahip oldu"

Oysa aynı Atalık, çok değil bundan yalnızca dört yıl önce, 2006'da şöyle söylemişti;

"Satrançta profesyonelleşme Türkiye'de son yılların eseri. Daha önce TSF'de böyle bir şey yoktu. Bu denli uluslararası turnuva ve aktivite yoktu. Bakın Yunanistan bizim şimdi yaptığımız değişimi, profesyonelleşmeyi 1980-81'de yaptı. İlk Büyükustasını da 1987'de çıkardı. Türkiye için hedef 2010'dur. 2010'dan itibaren Büyükustalar çıkmaya başlayacaktır. Daha önce de olursa ne ala"

GM Atalık 2006'da bu sözleri TSF'nin Atatürk Satranç Merkezi'nde söylerken eşiyle birlikte sözleşmeli sporcu olarak TSF Yönetiminden maddi ve manevi güçlü bir destek alıyordu.

Atalık'ın bugünkü konumu ise mevcut Yönetime karşı olmasıdır ve halen TSF ile Atalık arasında bir hukuki dava da devam etmektedir.

Sözü eğip bükmeye gerek yok. Açık ki, iki yorum arasındaki Atalık farkı, Büyükusta'nın bulunduğu pozisyonla ilgilidir.

GM Atalık'ın 5 Eylül 2010 tarihli yazısı ise hem TSF'ye, hem GSGM'ye, hem de TSF'nin desteklediği sporculara eleştiriler içermektedir.

Atalık bu yazısında; TSF'nin seçilmiş yöneticilerini "kurumu ele geçirmiş kişiler" TSF'nin desteklediği çocuk ve gençlerimizi "uluslararası seviyede birer hiç olan kişiler" olarak tanımlamaktadır.

Ayrıca Atalık şaşırtıcı biçimde spordan sorumlu teşkilatın yöneticilerini, yani GSGM Yönetimini de TSF'nin yaptıklarından "rahatsız olmayıp onları gerektiği biçimde soruşturmak" yerine "kullanmakla" suçlamaktadır.

Öncelikle şunu vurgulamalıyım; Atalık'ın TSF Yönetimine olan husumetini, haksız ve hatalı bulsam da anlayabiliyorum.

Ancak Türkiye'nin daha bir yıl öncesine kadar tek GM'si sıfatını taşıyan deneyimli bir Büyükustanın, evladı yaşındaki sporculara olan eleştirisini, öfkesini doğrusu anlayamıyorum.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'ne yönelik eleştirisi ise bence tümüyle anlamsız ve haksızdır.

İlgili yazıyı ve değerlendirmelerimi bir sonraki "Pencereye" bırakıyorum.

İçten saygılarımla.

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler