Adana, 24 Nisan 2010
Çocuk Bunlar
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Ulusumuza ve çocuklarımıza kutlu olsun. Hafta boyunca etkinliklerini sürdürecek çocuklarımızın görülesi güzelliği, yaşanası coşkusu gözlerimizden, gönüllerimizden, duygularımızdan eksik olmasın. Çünkü çocuk bunlar.
Evimizin karşısında bir ilköğretim okulu var. Günlerdir hazırlıklar provalar sürüyordu. Dün enerji boşaldı. Prensesler, krallar, çiçekler, böcekler, kelebekler, lortlar dans ediyor, oyuyor, koşup coşuyorlar. Gelenek haline gelen 23 Nisan yağmuru bu yıl yerini sıcak ve güneşli bir havaya bırakmıştı, bu da çocukların neşesine neşe kattı. Marmaris'te, Çocuk Ligi sırasında, çocuklarımızın becerilerini de izledikten sonra dedim ki kendi kendime, balkondan okul bahçesini izlerken "... yarın bunlar koca adam olacaklar ve bazıları o okulun müdürü/müdiresi, bir kısmı ülke yöneticisi, bir kısmı da şimdi kantinde çalışan kantincinin çocuğu o kantinin işletmecisi... "diyorum. Ne garip değil mi? Çocuk bayramında kantinde çalışan bir çocuk. Ama ne olursa olsun çocuk bunlar.
40 yıl önceki bir bayram gözlerimin önünde. Altta beyaz bir şort, üstte beyaz gömlek, kırmızı bir yelek, üç sıra sarı yaldızlı kordon yelek önünde, çiçekli bir ev yapması gıravat. Şehir stadındaki geçit töreninde çekilmiş siyah beyaz bir resimden anımsadıklarım. Öğretmenimiz Mualla hanımın önderliğinde törene katılmışız. Mualla hanım her zamanki gibi bakımlı saçları, (o zamanlar mizanpli denilirdi) şık döpiyesi ve dimdik yürüyüşü ile genç bir Cumhuriyet öğretmeni. Sevgi ile bakıyor törendekilere ne de olsa çocuk bunlar.
Velilerimiz zaman zaman gelen e-postalarda yakınırlar. Bütün uyarılara karşın notasyon yazmayan sporcuya hakem dayanamamış sonunda ceza vermiş. "... çocuk bunlar cezaya ne gerek var?... " derler.
Hayır, hakem doğruyu yapmış. Ceza vermek gerekecek bir durum oluştuğunda verilecek. Çocuk bunlar diyemeyeceğiz.
Oyun sırasında tahta dışındaki bir taşı rakibinin görmediği bir anda yeniden oyuna sokan bir sporcunun yaptığı hata saptanmış. Sporcu turnuvadan atılmış. Maç rakibin lehine hakem kararı ile kazanç olarak yazılmış. İl Disiplin kuruluna sevk istemiyle başvurulmuş. Antrenörü yakarıyor, " ... bu defalık affetselerdi ne olurdu çocuk bunlar ... "
Hayır, bu tutum hakem tarafından görmezden gelinemez, hakem doğru yapmış. Çocuk bunlar diyemeyeceğiz.
Masada oyun beyaz adına kazanç ile bitmiş. Rakip ağlayıp duruyor. Baba hakeme, "... amcası tekrar oynasınlar, ağlamasın, yazık, çocuk bunlar ... " diyor. Hakem bunu dinlememiş tabi. Skoru tescil etmiş. Çocuk bunlar diyerek masadaki sonuç değişir mi hiç?
Şimdilerde maç başladığında masada olmayan oyuncu kayıp puanı alıyor ya, kahvaltıda biraz oyalanınca maça geç kalan sporcunun annesi de aynı yakarış içinde. "... ne olacak ki, beş dakika geç kalmak bu kadar öneli mi? Bırakın oynasınlar çocuk bunlar ... " Yönergede yazıyorsa bu kural uygulanacak. Hakem ne yapsın? Bu durum karşısında da çocuk bunlar diyemeyeceğiz.
Cep telefonunun çalması, bayrağın düşmesi durumlarında da yapılan yakarmaları bir görseniz, "... ne olur oynasalardı, çocuk bunlar... "
Yukarıdaki yakarma ve istemler değişik zamanlarda çeşitli illerden gelen haberlerden derlendi. Hakemlerin çocuk, büyük, yaşlı, diyerek kuralları esnetme, uygulamama, hafifletme hakları yoktur. Kurallarda yazmayan hiçbir uygulamayı yapmaya, cezanın şeklini, şiddetini değiştirmeye hakları da yoktur. Yazmayan bir cezayı verme hakları olmadığı gibi. Hakemler, sadece ve sadece kurallarda yazan uygulamaları yaparlar. 14 madde içinde yazan kurallar hangi turnuva ve yarışma formatı, kategorisi olursa olsun uygulanır. Masada biten maçın skorunu olduğu gibi kullanırlar, başkaca bir skor ile değerlendirmezler (olağan durumlarda tabi ki). Hakemler çocuk sporculara tabi ki çocuk psikolojisinden anlayarak yaklaşmalılar ama çocuklar için başkaca bir kural kitabının yazılmadığını bilerek.
Ancak bazı turnuvalarda sporcular lehine, yine kuralların verdiği yetkiye göre, organizatörler tarafından yönergeye yazılarak ayrımcılık yapılabilir. Örneğin geç kalma süresi.
Çocuk bunlar ama yarının büyüğü çocuklar bunlar. Çok yaşasınlar.
Sağlıkla kalınız.
Tahsin AKTAR



