1950 Amsterdam, Hollanda doğumlu. Asıl mesleği ilkokul öğretmenliği. 1987'den itibaren beş adım sistemi üzerinde çalışmaya başladı ve bugün, beş dilde yayınlanan Hollanda ve Almanya'da önemli satış rakamlarına ulaşan, (110 bini aşkın), satranç eğitim sistemi geliştirdi.
Yanılmadınız, Cor van Wijgerden'den söz ediyorum. TSF tarafından Türkçesi yayınlanan "beş adım sisteminin" tanıtım toplantısı ve satranç ailemizle bir araya gelmek üzere Antalya'da gerçekleşen 2010 Türkiye Yaş Gurupları Şampiyonası'na katılan Wijgerden, temel satranç eğitimi konusunda ufuk açıcı değerlendirmelerde bulundu.
Bu değerlendirmelerin bazılarını başlıklar halinde şöyle sıralamak mümkün;
Çocuklar başlangıçta "yalnızca" satranç taşlarıyla ilgililer, tahtanın "boş"alanlarını, "boş" kareleri görmüyorlar.
"Taş" almak ve "taşları" oynamak daha çekici geliyor.
Sadece "kendi" taşlarıyla ilgileniyorlar. "Rakibin" taşlarına ve oyununa bakmıyorlar.
Taşların "önemini" bilmiyorlar. Örneğin "piyonun" gerçek "değer ve öneminden" habersizler.
"Şah" tehdit altına girince öncelikle onu "kaçmaya" çalışıyorlar.
Oyunu öğretmeye "mat" hamlesiyle başlamak yanlış çünkü çocuk, başlangıç aşamasında matla değil "taş almakla" daha çok ilgili.
Çocuğun düzeyini anlamak için oyun sırasında kaç tane alabilecekleri taşı "almadıklarını" ve kaç tane kendi taşlarını "korumasız bıraktıklarını" belirleyin.
Çocuklar başlangıçta çok "hızlı" öğrenirler ancak belirli bir aşamaya gelince orada durup "yatay" ilerlemeye başlarlar.
En "büyük" hatalardan biri "hızla" ilerlemektir.
Oynanan oyun mutlaka "tartışılmalı" ve üzerinde "değerlendirme" yapılmalıdır.
"Tek bir kitapla" başlangıç düzeyinden ustalık düzeyine gelemezsiniz böyle bir yöntem ve kitap yoktur.
Erkek çocuklar "kazanmak" için, kız çocuklar ise daha çok "sosyalleşmek" için satranç oynuyorlar.
Bu değerlendirmelerden biri özellikle dikkat çekici ve bırakın satranç eğitimini, bizdeki tüm eğitim sisteminin temel sorunlarından birine de işaret ediyor. Bunu da bir sonraki yazıya bırakalım izninizle.
Murat KUL







