Sporda başarı, sürekli ilerleyen bir çembere benziyor.

Bu “başarı çemberinin” olmazsa olmazları, temel unsurları ise şöyle sıralanıyor ;

Toplumsal vasat, akılcı yönetim, parasal büyüklük, bilimsel çalışma ve sporcu.

Sporda başarı, ancak ve ancak bu unsurların uyumlu birlikteliği ile söz konusu olabiliyor.

Çünkü “başarı çemberinin” unsurları olarak her biri, bir diğerini tetikliyor ve “kar topu etkisi” yaratıyor.

Herhangi bir spor dalında “başarıyı” tartışırken önce yukarıda sözünü ettiğim unsurların var olup olmadığına, varsa, kalite ve yeterliliğine, iyi işleyip işlemediğine bakmamız gerekiyor.

Ülkemizde satrancın en büyük engeli, hiç kuşkusuz, satranç kültürünün, vatandaşın evine henüz istenilen yaygınlık ve derinlikte girmemiş olmasıdır.

Satranç ülkemizde uzun yıllar, dar bir grubun içinde, spordan çok “entelektüel bir boş zaman faaliyeti”, “bir oyun” olarak yürütülmüştür.

Profesyonel bir federasyon yönetiminin olmaması, kamu kaynağına bağlı kalınması, bir çekirdek sporcu altyapı grubunun oluşturulamaması ve bunun gibi birçok neden sonucunda, tıpkı diğer pek çok spor dalında olduğu gibi satrançta da, istenilen seviyeye ulaşmak mümkün olamamıştır.

Ancak değişim başlamıştır.

Kuşkusuz bu değişimin, satrancı bir spor olarak “dönüştürmesi” uzun vadeli bir süreçtir.

Bugünden yarına, Türkiye’yi, satranç dalında bir Rusya’ya, bir İngiltere’ye dönüştürmek mümkün değildir.

Ama “imkansız” da değildir.

Satrancın ilköğretim okullarında seçmeli ders haline gelmesi, medyada daha çok yer alması ve bir spor olarak “toplumsal farkındalığının” arttırılması “dönüşüm” sürecinin başladığına işaret etmektedir.

Öte yandan, sponsorlukta sağlanan başarı ile yabancı sporcular arasında hiçbir ilgi bulunmamaktadır.

Satranca destek yabancılar için değil, şimdilik sadece “satranç” için gelmektedir.

Dileğimiz, kısa bir süre içinde bu desteğin, yerli ve genç sporcularımıza yönelik olarak gelişim göstermesidir.

Bunun için özellikle kulüplerimizin yerel düzeyde, kendi “yerli” sporcuları için sponsor desteği aramaları ve çekirdek bir altyapı oluşturmaları son derece önemlidir.

Ortak çaba ve ortak hedeflere dönük inanç ve uyumlu çalışma, satranç ailesinin paylaşılmış değerleri olmadan satrancın ülkemizdeki makus talihini "mat" mümkün değildir.

O nedenle hayale kapılmadan umudumuzu korumaya ve eleştirel iyimserliğimizi sürdürmeye devam.

Murat KUL

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler