Sabah, Vatan, Zaman ve Cumhuriyet gazetelerinin okurları dün bu gazeteleri ellerine aldıklarında arka sayfada dev bir satranç taşı ile karşılaştılar.
Karşılaştıkları şey, Türkiye'nin Bankası, Türkiye İş Bankası'nın, 85. Kuruluş yıl dönümü için ülkemizin önde gelen gazetelerine verdiği satranca olan destek ve işbirliğini öne çıkaran bir ilandı.
Tiraj toplamları bir milyon üçyüz bin adete ulaşan bu gazetelerde yer alan ilanda şöyle yazıyordu;
Türkiye Satranç Federasyonu ana sponsoru olarak tam 1.7 milyon çocuğumuzun satranç öğrenmesine destek olduk. Çünkü bizim için, Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek çağdaş zihinlere yatırım yapmak, bugün ülke ekonomisine değer katmak kadar önemli.
Haziran 2005 tarihinde MEB ile TSF arasında imzalanan protokolle okullarımızda seçmeli ders haline gelen satranç, o günden bu yana öyle büyük yol aldı ki, kanımca ancak böyle bir ilanla vurgulanabilirdi.
Yalnızca TSF lisanslı sporcu sayısının 121 bini aştığı, satranç eğitmeni unvanı alan öğretmen sayısının 40 bine yaklaştığı bir ülkede yaşıyoruz artık.
Üstelik, bu ülkenin okullarında her yıl satranç öğrenen çocuk ve gençlerimizin sayısı da milyona yaklaşıyor.
Tüm bu süreç boyunca satranç eğitimi alan öğrencilerimizin toplam sayısının iki milyona ulaştığı hatta aştığını da söylemek mümkün.
Tüm bu rakamlar bir gerçeği çok açık ve çarpıcı biçimde ortaya koyuyor; satranç bugün, Türkiye'nin en yaygın, yaygınlığı en hızla artan spor dallarından birisidir.
Ancak daha önemlisi Türkiye İş Bankası'nın ana sponsorluğunda seçmeli ders olarak girdiği okullarımız sayesinde sosyolojik bir dönüşüm yaşamış, kitleselleşmiştir.
Satranç, bu ülkede artık bir azınlık sporu, bir elit oyunu değildir.
Hatay'ın Samandağ ilçesinde Büyükusta Gurevich'ten ders alan çocuklarımızla, Ordu'nun Durugöl İlköğretim okulunda ders alan çocuklar, bu ülkenin her köşesinde ve herkes için satrancın var olduğunu kanıtlamakta.
Ne mutlu bize ki bu tarihsel dönüşümün tam orta yerinde duruyoruz.
Murat KUL



