Konya'da gerçekleşen 2009 Türkiye Kulüpler Şampiyonası üzerine düşünmeye ve tartışmaya devam ediyoruz. Önce, ilk iki yazıda aktarmaya çalıştığımız verileri kısaca bir kez daha vurgulayalım;
Şampiyona boyunca her on takım karşılaşmasının yaklaşık yarısında, (161/360), sonuçlar, 8 - 0, 7.5 - 0.5, 7 - 1, 6.5 - 1.5 ve 6 - 2 olarak gerçekleşmiş. Yani neredeyse her iki takım karşılaşmasından birinde rekabet yetersiz kalmış.
Takımların listesinde yer alan unvanlı yabancı oyuncuların toplam sayısı tüm oyuncuların yüzde 3.5'i, (23/654), yabancı oyunculara sahip takımların oranı ise yüzde 16.6, (13/78), olarak gerçekleşmiş.
Toplam beş unvanlı yerli sporcunun yer aldığı Şampiyonada 654 Türk oyuncudan 490'ı Elo'suz, 164'ü ise Elo'lu. Elo ortalaması 1930.
İlk üçte yer alan takımlar yabancı unvanlı sporculara sahipler, ancak ilk on da yer alan toplam 9 Türk takımından 3'ünün kadrosunda tek bir yabancı oyuncu bile bulunmuyor.
Verileri değerlendirdiğimizde ise şöyle bir sonuç çıkıyor;
Kulüpler Şampiyonasında, ulusal düzeyde kulüp katılımı sayı ve çeşitlilik anlamında son derece üst bir noktaya çıkmış olmasına karşın, takımlar arasında rekabet, olması gerekenin altında kalmıştır.
Kulüpler Şampiyonasında yabancı oyuncu ağırlığı ne bireysel ne de kulüp düzeyinde bulunmuyor. Tam tersine, yabancı oyuncuların sayısı toplam oyuncu listesi içinde çok küçük bir oranı temsil ediyor.
Öte yandan ilk üçte yer alan kulüplerde yabancı unvanlı oyuncular da yer almakta. Ancak, ilk on içinde bulunan kulüplerden üçü, tümüyle yerli sporcularımızdan kurulu bir kadro ile rekabet edilebileceğini de göstermekte.
Gelelim işin parasal boyutuna. Kulüpler Şampiyonası?nın mevcut haliyle TSF'ye ve dolayısıyla satranç ailemize maliyeti yaklaşık 300 bin TL.
Rakamın büyüklüğünü yahut Şampiyonaya ayrılan kaynağın ulaştığı noktayı en iyi şöyle açıklayabiliriz: 2004 Yılı için, yani özerklik sürecinin ilk döneminde, GSGM'den TSF'ye ayrılan yıllık bütçe 300 bin TL'den ibaretti.
Bugün itibarıyla, bu rakamın tamamı yalnızca tek bir turnuvaya, Kulüpler Şampiyonasına harcanmaktadır. Bu durum, TSF'nin bu süreçte ürettiği kaynağın nasıl büyüdüğünü de ortaya koymaktadır.
Doğrusu TSF olarak bundan fazlasıyla memnunuz. Ancak bir başka derdimiz daha var. Harcanan kaynak ile verilen emeğin hem kulüplerimiz hem de ülke satrancı adına akılcı ve verimli biçimde gerçekleşmesi.
Varolan rekabetin üst düzeye taşınması gerekiyor örneğin.
Ve asıl beklenti ise kulüplerimizin her birinin, olması gerektiği gibi altyapı ve eğitime kaynak ayıran, bulundukları şehrin spor ve kültür hayatına katkıda bulunan, kurumsal yapılarını oluşturan, yalnızca Şampiyona dönemi için değil, dört mevsim yaşayan kulüplere dönüşmesinin sağlanabilmesi.
Bunu gerçekleştiren kulüplerimizden birini, TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı ile birlikte Antakya'da ziyaret etme fırsatı yakaladık.
Kulüpler Şampiyonası'nı üçüncü sırada tamamlayarak İş Bankası Satranç Ligi'ne yükselen Samandağ Rock Satranç Kulübü'nden söz ediyorum.
Kulübün başında bulunan değerli hocamız Bedrettin Günay ve arkadaşlarının, ilçe GSGM müdürlüğünden kiraladıkları yeni kulüp merkezini görüp, yapılanlara, planlananlara, Samandağ'da satranç adına gelinen noktaya tanık olunca işte olması gereken bu diyoruz haliyle.
Emeği geçen herkese teşekkürler.
Samandağ Rok Satranç Kulübü'nün Yeni Merkezinde Antakya ve Samandağ'ın satranç emekçileriyle birlikte
Murat KUL




