Az buz değil, sekizer kişilik takımlar arasında dokuz turda toplam 360 karşılaşma, 360 karşılaşmada bireysel düzeyde gerçekleşen toplam 2880 maç. Bunların 200'ü yabancı oyuncularla Türk vatandaşı oyuncular arasında gerçekleşmiş. Şampiyona boyunca yapılan maçlar içindeki yabancı - Türk vatandaşı karşılaşmalarının oranı ise yaklaşık yüzde 7.
Bu oran, genele bakıldığında son derece küçük görülebilir ama zaten yabancı oyuncuların toplam oyuncu sayısı içindeki oranı da çok ama çok küçük.
Düşünsenize, yaklaşık 700 oyuncunun yalnızca 29'u yabancı asıllı sporculardan oluşmuş. Üstelik bunların altısı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki iki kulübümüzün listesinden Şampiyona da yer almışlar. Yani, yabancı oyuncuların toplam sporcu sayısı içindeki oranı yüzde 3.5'a, (23/654), ancak ulaşabilmiş.
Öte yandan, listesinde unvanlı yabancı sporcu bulunduran kulüplerimizin sayısı 80 kulüp içinde yalnızca 15'le sınırlı. Bu 15 kulüpten ikisi ise KKTC kulübü. KKTC kulüplerini dışarıda bıraktığımızda yabancı unvanlılara sahip kulüplerin, toplam kulüp sayısı içindeki oranı, (13/78), yüzde 16.6'da kalmış.
İncelememizi derinleştirdiğimizde, listesinde en az bir yabancı GM ile WGM bulunduran kulüp sayısının yalnızca 3 olduğunu görüyoruz. Listesinde en az bir yabancı GM bulunduran kulüp sayısı ise yalnızca 7. Nihayetinde yetmiş sekiz Türkiye kulübü içinde, iki yabancı GM bulunduran kulüp sayısı da 2 olarak gerçekleşmiş. Yabancı asıllı oyuncular ise temel olarak, birinci ve ikinci masalar ile bayan masalarında karşılaşmalara çıkmışlar.
Şampiyona'nın Türk oyuncularına gelince.
Katılımcı yaklaşık 700 sporcudan, (yedek Türk oyuncularla birlikte), yalnızca beşi bir unvan, (IM, WIM, FM, WFM), sahibi. Karşılaşmalarda aktif olarak yer alan toplam 654 Türk sporcudan 490'ı Elo derecesine sahip değiller. Sporcularımızdan 164'ü ise Elo'lu. Bu kitlenin Elo ortalaması ise 1930.
Tablonun geneline bakıldığında şöyle bir sonuç çıkıyor; Kulüpler Şampiyonası'nda yabancı ağırlığı sayısal açıdan yok. Ancak, karşılaşma sonuçlarına bakıldığında yabancı unvanlı sporculara sahip az sayıda kulübün belirgin bir üstünlük, (örneğin ilk üç kulüp), elde ettiğini de göstermekte ve geri kalan büyük kütlenin, (az sayıda yerlilerden oluşmuş kulüp dışında), Şampiyona'nın rekabetine önemli bir katkıda bulunamadığını ortaya koymakta.
Öte yandan ilk onda yer alan kulüplerden üçünün, (07 Deniz Gençlik, Taş Duvar ve Moda), tamamen yerli oyunculardan kurulu takımlarla 5.,9. ve 10.'luğu elde ettiklerini hatırlatmakta da kanımca fayda var. Bu durum, yeri geldiğinde, yerli oyunculardan oluşturulmuş bir takımla da başarılı ve rekabetçi olunabileceğine işaret etmekte.
Konu önemli, devam edeceğiz.
Murat KUL



