Türkiye Satranç Federasyonu, Mayıs 2004 tarihinde, Futbol Federasyonu'nun ardından özerklik sürecine adım atan ilk spor federasyonu oldu.

Özerklik süreci, yeni sponsorluk mevzuatı ile birlikte, ülkemizdeki spor federasyonlarının gelişmesinde yeni fırsatlar ve olanaklar dünyasına da kapı açtı.

Hiç kuşkusuz, geçmiş alışkanlıklar, bilgi ve deneyim eksikleri bu sürecin pek çok noktasında tartışmalara, rahatsızlıklara da yol açtı.

Bu da normaldi çünkü yeni olan, eskisinden farklı, ileriye doğru atılmış her adım, beraberinde tartışma ve rahatsızlıkları da getirdi, getiriyor.

Ancak geldiğimiz nokta itibarıyla çok iyi biliyoruz ki bu süreç tüm tartışma ve eksiklerine rağmen pek çok federasyon için olumlu oldu.

Bu sürecin en iyi örneklerinden birini de Türkiye Satranç Federasyonu oluşturdu.

Her şeye rağmen TSF bugün, özerklik süreci öncesine göre her alanda hem nicelik hem de nitelik olarak ileride bulunuyor.

Sizlere nelerin değiştiğini madde madde aktaracak değilim. Bu süreçte TSF'yi izleyen, etkinlik ve çalışmalarına katılan, satranç ailemize dahil olan herkes, yapılanları az ya da çok biliyor.

Vurgulamak istediğim asıl nokta, bu süreçte ardımızda bıraktığımız ize ilişkin son derece önemsediğim bir açıklama.

TSF, özerklik dönemi içinde son beş yılda tam beş kez GSGM Teftiş Kurulunca denetimden geçirildi ve halen de geçiriliyor.

Doğrusu bizlerin bundan dolayı en ufak bir şikayeti de olmadı. Olamaz da. Tam tersine, spor federasyonlarının temel metni olan çerçeve statü de yapılması öngörülen değişikliklere ilişkin görüşümüzde buna da yer verdik.

Beklentimizi şu cümlelerle dile getirdik; "Son beş yılda, şikayet ya da ihbar adı altında, üç kez teftişten geçmiş ve halen geçmekte olan bir özerk federasyon olarak TSF, Denetleme Kurulunun tüm üyelerinin GSGM tarafından, GSGM Teftiş Kurulu içinden atanmasının, hem Genel Kurul, hem de GSGM Yönetimi ve ilgili Bakanlık açısından çok daha güven telkin edeceğini düşünüyor ve bu değişikliği ısrarla öneriyoruz."

Tam burada bir noktaya da dikkatinizi çekmek isterim. GSGM'ce federasyonlar için yürütülen "olağan denetlemeler" yukarıda andığımız denetimlerin dışında yer almakta. Bu denetimlerle birlikte TSF, "son beş yılda tam beş kez" denetimden geçmiş oluyor anlayacağınız.

Her denetimin ortalama bir ay sürdüğünü varsayarsanız, son beş yılda tam beş ay, yani 150 günlük bir süreyi TSF teftişle geçirmiş, geçiriyor.

Bu denetimlerin "ikisi" genel, "üçü" şikayet ve ihbar üzerine başlatılmış. Yani şikayet ve ihbar üzerine yapılan denetimler olağan denetimlerden daha fazla.

"Bu nasıl oluyor" diye şaşırdığınızı sanmıyorum. Satranç ailemiz, hiç kuşkum yok ki, kimlerin hangi gerekçelerle "ihbar ve şikayette" bulunduğunu çok iyi biliyor. Bu kişilere gereken yanıtları da bugüne kadar verdi, veriyor.

Bu kişiler çok önemli değil. Birileri iş yapar, çalışır ve üretir, birileri de ihbar eder, şikayet eder. Kısaca herkes, kendisine yakışanı yapar.

Bence asıl önemli olan şu; geçtiğimiz Mayıs ayına kadar, GSGM Teftiş Kurulu Başkanlığını yürüten sayın Haluk Çetin'in "Sporda Özerklik" başlıklı konferansta vurguladığı bir nokta.

Bu ifadeyi şimdi dikkatinize sunuyorum.

"Özerkliği sayıları az da olsa çok iyi kullanan federasyonlar da var. Bunlardan bir tanesi Satranç Federasyonu'dur. Gerçekten çok önemli işler yaptılar. Çok güzel imkanlara kavuştular. Bizim verdiğimiz bütçenin birkaç katını kendileri yaptılar."

Dikkatinizi çekmek istediğim nokta bu ifadeyi kullanan kişinin TSF'nin denetim sürecini doğrudan yöneten, GSGM Teftiş Kurulu'nun eski Başkanı olması.

Sayın Haluk Çetin bugüne kadar açık ve rahatsız edici bir yanlışla karşılaşsaydı, TSF için böyle bir ifade de kullanmazdı diye düşünüyorum.

Haksız mıyım?

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler