Bekliyordum... Bu kötü haberi bekliyordum ne yazık ki....

2008 Mali Genel Kurulundan önce kenddisini ziyaret ettim. Cihaza bağlı olarak yaşıyordu. Yine satranç sevdası yüzünden, biraz sonra anlatacağım nedenden dolayı. Bana bu seçimi mutlaka kazanmamız gerektiğini söyledi. Kendisine rahat kazanacağımızı, endişe etmemesini söyledim. 'Geleceğim! Bir oy bir oydur dedi!'

'Hocam sakın gelme! Sen burda internetten takip edersin genel kurulu' dedim.

'Oğlum, kaybedersen kendimi öldürürüm' dedi.

Geldi... Azraile karşı olan meydan okumasını o gün de kazandı!

Bizi hiç yalnız bırakmadı. Rahatsızlığın nüksetmesinin nedeni Davos'ta oynadığı veteranlar şampiyonasında oksijen yetersizliğiydi. Kaç insan var dünyada, satrancı bu kdar çok seven? Kaç insan vardı?

Son olarak bir kaç hafta önce ziyaretine gittim. Çok kötüydü durumu.

Onu kaybettik! Kahraman OLGAÇ'ı... Türk Satrancının efsane ismini...

Cenaze töreninde konuşma yapmamı vasiyet etmişti.

Naaşının yanına gittiğimde ne söyleyeceğimi bilmiyordum. O anda o her zaman gülümseyen yüzü geldi gözlerimin önüne... Şiir okumasını anımsadım. Son görevimizi onun olsa yapacağı gibi onun yaşamını anlatan bir şiirle gerçekleştireyim dedim.

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

bir sincap gibi meselâ,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani, o derecede, öylesine ki,

meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut, kocaman gözlüklerin,

beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

insanlar için ölebileceksin,

hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

hem de en güzel, en gerçek şeyin

yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından.

İşte Kahraman Olgaç böyle yaşadı. Neşeli, satranca aşık, yaşamayı ciddiye alarak ve 68 yaşındayken bir zeytin ağacı dikerek. Öyle bir zeytin ağacı ki, Atilla'ya ya da Bilge'ye kalsın diye değil! Sonsuza kadar sağlıklı büyüyecek bir ağaç, Türk Satrancı!

Hocam, beni oğlun gibi sevdin. Sana layık olmaya her zaman çalıştık. Biz de seni babamız gibi sevdik.

Varsın ailemizde nankör, kıymetini bilmeyen, cenazene bile gelmeyen kardeşlerimiz de olsun!

Sen gerek olmadığı halde onlardan özür dileyebilecek kadar yücelirken, onlar naaşını omuzlarına almayı bir görev olarak yerine getirebilecek insanlığı gösteremediler. Aralarında bazıları bu satırları okurken bile kahkaha atıyorlardır ama bence tarih onlara layık oldukları dersi herzaman verdi ve vermeye de devam edecek.

Sevgili büyüğüm, adını, yaptıklarını, varlığını hep yaşatacağız! Bir tek genetik oğlun vardı ama bugün yüzbinlerce manevi çocuğun, seni gerçek babaları gibi seven evlatların, ardından ağlıyorlar.

Hep aramızda oalcaksın!

Ruhun şaad olsun!

Kahraman Olgaç diyor ki....

3 Aralık 2005, Ankara, 2005 TSF Mali Genel Kurulu

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler