Onunla ilk tanışmam seksenli yılların başlarında dayımın hediye ettiği, temel satranç eğitimine yönelik "Satranç Öğrenelim" başlıklı serinin ilk kitabını okumamdı. Daha sonraları yedi kitaba ulaşan bu serinin altı kitabı halen kütüphanemde duruyor.

İkinci tanışmam TSF yönetimine katıldığım 2004 sonunda gerçekleşti.

Hakkında söyleyebileceğim en önemli şey; Bir yaşam tutkunu ve satranç sevdalısı olmasıydı.

İyi giyinir, aklının bir köşesinde hep tuttuğu o güzel şiirlerden mutlaka okur, yaşamın ve satrancın güzelliğine mutlaka bir vurgu yapardı.

TSF'nin Ankara'daki merkezinde yer alan ve kendi ismiyle açılan "satranç kütüphanesini" ilk duyduğunda ne kadar heyecanlanıp, mutlu olduğunu dün gibi hatırlıyorum.

TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı'yı açık söylemek gerekirse "oğlu" gibi severdi. Federasyonun yaptığı her girişimden, gerçekleştirdiği her atılımdan ayrı bir sevinç duyar, "boynuz kulağı çoktan geçti" der, sonra sanki bu aramızda kalması gereken bir sırmış gibi hınzırca eklerdi; "aman diğerleri duymasın köpürürler valla."

Onu en son, her daim yanında olan değerli hocamız Sabri Koçak ile bir buçuk ay önce ziyaret etmiştim. Belki yürüyemiyor, artık pek çok şeyi anımsamakta güçlük çekiyor ama satranç oynamaktan da geri durmuyordu.

İyileştiğinde uzun, anıları ve macerası bol bir görüşme yapacak, bunu da internet sitemizde yayınlayacaktık.

Olmadı.

Dün, sevenleri, dostları önce TSF merkezinde bir araya geldiler, ardından Karşıyaka camii ve mezarlığında son yolculuğunda ona eşlik ettiler.

Satranç ailesi en önemli emektarlarından, Federasyon Başkanlarından birini içtenlikle, sevgiyle, kederle sonsuzluğa uğurladı.

Eğer böylesi bir cenazede bile bir araya gelemiyorsak, bir aile olduğumuzdan, "gens una sumus"tan söz edebilir miyiz zaten?

Hiç sanmıyorum.

İnternet sitemizdeki köşesinin isim babası bendim. Ülkemizde satranca yaptığı katkıyla o, TSF'nin kurucu babası olma unvanını ise çoktan hakketti.

Mekanı cennet olsun.

Murat KUL

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler