30 Ocak 2009 günü yalnızca Türk satrancı için değil, aynı zamanda spor federasyonları için de yeni bir milat oluşturdu kanımca.
Hayır hayır, sizlere Türkiye Yaş Gurupları Şampiyonasının organizasyon başarısından, küresel krizin yansımaları ülkemizi de etkilemişken, 996 çocuğumuzun aileleri ile birlikte turnuvada yer aldığından söz edecek değilim.
Hatta Şampiyonaya katılan her dört sporcudan birinin bayan olmasının, bırakın satrancı ya da sporu, Türkiye'nin gelişimi için ne denli önemli olduğunu da unutmuş değilim.
Yahut, Büyükusta ve Bayan Büyükustalar için yeni belirlenen ödül rakamlarının geldiği düzeyin Dünya için de bambaşka ve şaşırtıcı bir yeni ölçüt oluşturduğunu da unutmuyorum.
Bunların ayrıntılarını Milli Takımlar Menajerimiz sayın Özgür Solakoğlu'nun köşesinde bulabilirsiniz. O ödül miktarlarına dikkatle bakmanızı öneririm. Bu yeni anlayışın küresel düzeyde dahi örneği olmadığını göreceksiniz.
Benim sözünü ettiğim şey, TSF'nin Yönetim Kurulu'na 30 Ocak 2009 günü, Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız sayın Murat Başesgioğlu'nun başkanlık etmesidir. İlk kez bir Bakan, bir spor federasyonunun toplantısına başkanlık etmiş ve İstanbul 2012 Satranç Olimpiyatları için nelerin, nasıl yapılması gerektiğini bizzat ifade etmiştir.
"Son yıllarda Türkiye, satrançta büyük ilerleme kaydetti." Vurgusunu yapan Bakanımıza, ana sponsorumuz Türkiye İş Bankası'nın Genel Müdürü sayın Ersin Özince, "Bugün burada verdiğimiz destekle neler başarıldığını gördüm ve gurur duydum." sözleriyle katılmıştır. Yönetim Kurulu toplantısında yer alan Uluslararası Satranç Federasyonu, FIDE'nin, güçlü Başkanvekili Makropoulos'un TSF'nin ulaştığı noktayı takdir ettiği konuşmasından ise hiç söz etmiyorum.
Büyük satranç ailemiz için duyduğumuz gurur işte bu yüzdendir.
"Satranç Dahisi" Büyükusta Suat Atalık, 2006 yılının Temmuz ayında yaptığı açıklamasında Türkiye'nin 2010'dan itibaren yeni Büyükustalara kavuşacağını belirtmişti.* İnanıyorum ki çocuklarımız bundan çok daha önce bu unvanı hak edecekler.
Ne mutlu bize değil mi ?
* Suat Atalık'ın cümlesinin tamamı şöyle : "Satrançta profesyonelleşme Türkiye'de son yılların eseri. Daha önce TSF'de böyle bir şey yoktu. Bu denli uluslararası turnuva ve aktivite yoktu. Bakın Yunanistan bizim şimdi yaptığımız değişimi, profesyonelleşmeyi 1980-81'de yaptı. İlk Büyükustasını da 1987'de çıkardı. Türkiye için hedef 2010'dur. 2010'dan itibaren Büyükustalar çıkmaya başlayacaktır. Daha önce de olursa ne ala. Ancak başka şeyler de var. Örneğin Japonya. Bu ülke satranç için gereken her şeye fazlasıyla sahip ama bu alanda son derece zayıflar. Neden, çünkü para kazanmaya, sanayi üretimine dönük bir toplumsal kültür içinde spor görece zayıf kalmış. TSF şu anda yatay gelişmede ve kurumsal olarak son derece başarılı. Üst düzey sportif başarı ise ancak süreç içinde olabilecek bir şey. Bugünden yarına şampiyon olmak satrançta o kadar kolay değil. Unutmayın ki 2000 öncesinde Türkiye'de gerçek anlamda uluslararası turnuva bile yapılamıyordu."
Söyleşinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.



