Evliya Çelebi, Peygamber efendimizi rüyasında görmüş. Heyecandan "Şefaat yaresulallah!" diyeceği yerde heyecandan "Seyahat yaresulallah!" demiş. Bundan Evliya Çelebi, 12 ciltlik seyahatname çıkardı; ama türküde olduğu gibi "Bulgur ile tarhana/ Fakirlik bizden yana"...Benim kısmetime de 8-10 tane seyahat çıktı.
Eski Genel Sekreter Hakan Aktaç bana geldi, "Hocam, heyet raporu lazım" dedi. "Niye?" dedim, "Hocam, dağa çıkacaksın o yüzden." Üç beş, günde rapor çıktı. Götürüp eski Genel Sekretere verdim. Bir soru sordum, "Dört yıldır bu seyahatleri yapıyorum, niye şimdi istedin?" diye sordum. O da "Sizi çok sevdiğimizden" dedi. Böylece, çevremdeki herkes tarafından sevilen bir adam olarak dört elle yaptığım işe sarıldım.
Dağdan indikten sonra, öncekinden de büyük bir dağa çıktım, Davos'a. Davos'ta da bir sorun yoktu; ama dönüşte sağ kulağımda bir uğultu başladı. Bu uğultunun, sebebini keşfedemeden döndük; çünkü öyle olaylar oldu ki normal bir insan olsa aklını kaybederdi.
Bir gün önce hazırlık yaparken, çantama neyim var neyim yoksa yerleştirip hazırlandım. Çantamı da omzuma taktım. Tren yarım saatte bir gidiyor Zürih'e ve akşam saat 5'te uçak var. Trenler birer birer Davos'tan geçiyor. Kompartımanda pencere kenarına oturdum. Çantayı trenin camıyla kendi arama koydum. Manzara güzel keyfime de diyecek yok.
Zürih'e giderken bir tren daha değiştirmemiz gerekiyordu;ama sadece 10 dakikamız var. Öbür trene giderken çantamın olmadığını fark ettim. Heyhat, geç kalmıştım; çünkü ayrıldığım tren çoktan Davos'a geri dönmeye başlamıştı. Mecburen Zürih'e gittik ve havaalanına gittik. Akşam beşte uçak var.
Fevkalade bir takım çalışması örneği gösterdi arkadaşlar ve Zürih'de tren istasyonunda kayboldular. Çantayla aramızdaki mesafe de 2,5-3 saat, tabii bulunursa!
Arkadaşlar kayıp bürosuna danışıyorlar. Danıştıkları görevli plandan çantanın kaybolduğu yere bakıyor özel sektör olduğu için o bölgeye bakamayacaklarını söylüyorlar.
Hayri Özbilen, Mülkiyeli'dir, belki tanıdık çıkar diye şansını deniyor. Tanıdık çıkmıyor; fakat iki güzel hanım var sadece. Hayri Bey, ne yapıp ediyor ve hanımı ikna ediyor. O da hemen Davos'a haber gönderiyor. Tren 20 dakikada bir geliyor ve Zürih'te 10 dakika duruyor. Hanımefendi, sonraki seferde bir adamın çantayı taşıyacağını söylüyor. Tam giderken, Hayri Bey bize yardım eden hanımefendiye "Ne güzelsiniz!" diye iltifat ediyor.
Çantayı taşıyan adamı hemen görmemiz lazım. Çanta trenle geri geliyor. Tren de bayağı uzun. Beşimiz dağıldık.
Hayri Bey şapkalı adamı gördü. Trene bindik, ve çanta koyduğumuz yerde duruyor. Tek bir fark var, plastik bantla bir kağıt yapıştırılmış ve üzerinde adım yazıyor. Adamla iki İsviçreli gibi öpüştük ve uçağa da yetiştik. Bu şok da mı etkili oldu diyorum şimdi düşününce...
Türkiye'ye geldik ama biraz yürüyünce nefes nefese kalıyordum. Yemek de yiyemiyordum. Ertesi gece 2'de "İmdat" dedim ve beni Hacettepe'nin Acil Servis'e götürdüler. Tabii acil hiç boş kalmıyor ve bir sürü garip manzara gördüm. En sonunda beni sıkıntı bastı, karakola gittim ve komiserle ahbap oldum. Ondan sonra da karakolda durdum daha çok.
Üç silahşörler (kibar çocuk Erman, ortanca Melih, mavi gözlü Cengiz) bana çok iyi baktılar, sağ olsunlar. Sık sık uğradılar. Bunları niye mi anlattım?
Federasyonumuz ve camiamız bana sahip çıktı. Bir de bana oksijen makinesi bağlandı. Başkanımız, Başkanvekilimiz, Genel Sekreterimiz beni ziyarete geldi. Geçmiş olsun mesajlarını da okudum Sabri Koçak sağ olsun. Gördüğüm mesajların içinde beni en çok mutlu eden Sevgili Ferruh Kangöz'ün mesajı oldu.
Tanrı bana biraz daha müddet verdi. Ben de artık seyahatleri kesmeye karar verdim. Geçenlerde, bu kez yeni genel sekreter Erman Üsküdarlı geldi. "Hocam, heyet raporu almamız lazım." dedi. Şaşırdım, "Daha bir hafta önce vermedik mi?" Yani, yaşlılara tavsiyem satranç oynamak istiyorlarsa sağlıklarına epey dikkat etsinler...
Burada yatan adam, kendinden kıymetli insanları etrafına topladı ve 20. Satranç Olimpiyatları'nı yaptı. Oyumu halef olmakla iftihar ettiğim Sayın Ali Nihat Yazıcı'ya sakladım. Halef-selef olmuştuk, inşallah şimdi de halefim olur. Başka söz istemez.
Sağlıcakla kalın,
Kahraman Olgaç
kahraman@tsf.org.tr



