Mersin'de süren Dünya 16 Yaş Altı Satranç Olimpiyatları'nda yayına başlayan Satranç Tv çok kısa bir sürede ailemizin büyük ilgisini çekmiş görünüyor. Açılışı 17 Ağustos pazar günü yapılan televizyonda son dört günde toplam 8500 defa video izlenmiş. Doğrusu bu sayı gelecek için fazlasıyla umut verici. Öte yandan satranç televizyonu şimdilik internet ortamında ancak uzun vadede hiç kuşkum yok ki giderek gelişen ve çeşitlenen tematik kanallar içinde de yerini alacak ve sadece internette değil, televizyon yayınları arasında da kendine bir ortam yaratacak.

Şimdi gelelim asıl önemli konuya. Bilindiği gibi TSF, 2012 satranç olimpiyatlarının ülkemizde, şehirlerin kraliçesi İstanbul'da düzenlenmesi için bir süredir yoğun bir çalışma içinde. Dünya Satranç Federasyonu, FIDE'nin yönetiminde 1927'den bu yana gerçekleşen en büyük satranç organizasyonu olan olimpiyatlar, 2000 yılında yine ülkemizde düzenlenmişti. Ancak, bu kez durum oldukça farklı. Türkiye, tıpkı dünya gibi, aradan geçen son sekiz yılda çok değişti. Değişen ve gelişen yapılar arasında hem İstanbul hem de Türk satrancı ve TSF var. Lisanslı sporcu sayısından, satranç eğiticilerine, satrancın ilköğretim okullarında seçmeli ders olmasından büyüyen bütçe ve yaratılan mali kaynaklara, sponsor ve medya desteğine kadar Türk satrancı pek çok alanda çok önemli başarılara imza attı.

Adaylık sürecinde İstanbul'un rakipleri ise bağımsızlığına yeni kavuşan Karadağ'ın Herzeg Novi şehri ile İsveç'in başkenti Stockholm. Nüfusu bir milyona bile ulaşmayan, toplam geliri 6 milyar doları bulmayan Karadağ'ın en büyük avantajı ülkedeki satranç altyapısı ve devlet desteği kuşkusuz. Stockholm ise nihayetinde 36 bin doları aşan kişi başına geliri ile yer kürenin en zengin toplumlarından biri. Ancak tüm avantaj ve dezavantajları düşünüp sonuca geldiğimizde üç aday şehirden sadece birinin, yani İstanbul'un, en heyecan verici coğrafyaya ve atmosfere sahip olduğunu söyleyebiliriz kolaylıkla.

FİDE Başkan Vekili ve Yunanistan Satranç Federasyonu Başkanı Georgios Makropoulos'ta aynı kanıda olmalı ki dünden bu yana denetim için geldiği İstanbul ve sonrasında Ankara'daki görüşmelerinden epey mutlu ayrılmış görünüyor. TSF, İstanbul 2012 için bir yandan tam bir devlet desteği sağlamaya bir yandan da satrancın ülke çapında tanıtım ve yaygınlığını arttıracak sponsorluk olanaklarını geliştirmeye çalışıyor. Doğrusu geride bıraktığımız dönem, tüm bunların sağlanabileceğine olan inancımızı da pekiştirir nitelikte. Son 5 yıl içerisinde Federasyonumuz tarafından düzenlenen 8 Dünya, 20 Avrupa Şampiyonası ve 40'a yakın uluslararası organizasyon, bu inancın sağlam temeller üzerine oturduğunu da kanıtlamakta. Türkiye'nin başarıyla gerçekleştirdiği diğer büyük spor organizasyonları ise bu kanıtın ne denli güçlü olduğunun bir başka anlatımı.

Geriye kalan en önemli şey ise yalnızca böylesine büyük bir organizasyonu alnının akıyla düzenlemek değil, aynı zamanda burada yarışacak heyecan verici satranççılarımızın yetişmesine ve güçlenmesine destek olmaktan geçiyor. Doğrusu ben bunun olmaması için hiçbir neden göremiyorum. Türk satrancında ve TSF'de bunu yapacak insan kaynağı da var, istekte.

Sağlıcakla kalın.

Not: Forum ortamına yansıyan tartışmalardan tabii ki haberim var. Önce şunu vurgulayayım kimseyi üzmek, incitmek değil niyetim. Yalnızca, birinci elden tanık olduğum bir ilişki içinde durumun bu noktaya gelmesine fazlasıyla şaşırdığımı aktarmak istedim. Sorulara da zamanı geldiğinde, (Adaylar, Başkanlık için yarışacaklarını resmen açıkladıklarında ve TSF Yönetimi bu yanıtların duyurulmasını onayladığında), tek tek yanıt verilecek. Mal bildiriminde de bulunulacak. Nerelerden gelir elde ediliyor, ne kadar maaş alınıyor, hangi hesaplar bulunmakta, vs...açıklanacak.

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler