“Müzmin bir kötümser” olmaktansa “eleştirel bir iyimser” olmanın hayatı daha yaşanılır kılacağını düşünenlerdenim.
Türkiye’de satranç sporunun “gelişimine” ve Federasyonun gerçekleştirdiği “dönüşüme” bakınca bu eleştirel iyimserliğimin ne denli “doğru” olduğunu da görüyorum.
Kanımca “gerçekçi” bir değerlendirme ancak “karşılaştırmalı” yapılabilir.
İster lisanslı sporcu sayısı açısından ele alın, ister sporcu unvanları açısından,
Yahut düzenlenen uluslararası turnuvalara göre belirleyin ölçünüzü yada bütçe büyüklükleri ve “kıymetli varlıklar” açısından,
TSF, özerkleştiği tarihten bugüne, hemen tüm alanlarda, kayda değer olmanın ötesinde bir ilerleme sağlamış bulunuyor.
Sayısal olarak tek bir örnekle yetineceğim.
7 Mayıs 2004’ten bugüne, yani özerkleşme sürecinin başından bu yana TSF’ce, 3’ü Dünya, 4’ü Avrupa ve 5’i farklı nitelikte olmak üzere toplam 11 adet uluslararası yarışma organizasyonu gerçekleştirilmiş.
Kuşadası’nda halen süren Avrupa Bireysel Satranç Şampiyonası’nı yerinde görmüş birisi olarak, şunu söylemeliyim ki, bu organizasyonların kalitesi de uluslararası düzeyde.
Hiç kuşku yok ki, bu süreçte pek çok sorunda yer alıyor.
Örneğin, “devrim” niteliğinde bir proje olarak, Milli Eğitim Bakanlığı ile gerçekleştirilen ve ilköğretim okullarında satrancı seçmeli ders haline getiren “protokol” sonrası yaşanan sıkıntılar var.
Kimi il temsilciliklerinde yaşanan sıkıntılar var.
Birincisinde “top” tamamen MEB’in ilgili bürokratlarının oyun alanında.
Çünkü TSF, bu konuda yapılması gerekenleri hem zamanında hem de fazlasıyla yapmış durumda.
İkincisinde ise kanımca hemen değişmesi gereken bir yönetmelik maddesi bulunuyor.
İlgili yönetmelik, özerk federasyonların il temsilcilerinin de, GSGM il müdürlerinin önerisi ve il valisinin onayı ile atanmasını öngörüyor.
Ve bu yöntemin özerk federasyonlar için artık değişmesi gerekiyor.
Ancak bunu değiştirecek olan yer de TSF değil, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü.
Özerkleşme sürecinin başından bu yana satranç ailesine her türlü desteği veren Spordan Sorumlu Bakanımızın ve GSGM Genel Müdürü’nün bu konuda da bizlere yardımcı olacağını düşünüyorum.
Kısaca bugünden yarına değil ama, belirli bir süreç içinde, atılması gereken tüm adımlar atılacak.
Değerli satranç ailesi,
Adorno’nun çok sevdiğim bir sözü var.
“Gerçekler bazen doğrunun yerini alabilir”' diyor büyük düşün adamı.
Değişimin zorluğu da burada ortaya çıkıyor.
Mevcudu, daha iyiyle değiştirmek için, sabırla, yılmadan yol almak gerekiyor.
Tabii bir de “hayale kapılmadan” iyimser olmak.
Sevgi ve saygılarımla.
Murat KUL
Not : Adorno'nun sözü "Minima Moralia" adlı başyapıtından alınmıştır.



