Sevgili ailemiz,
Bugün çok kıymetli bir dostumla bir araya geldim. Ailemizde tanınan bir sima. Bana çok kıymetli velilerimiz arasında hakkımda bir söylenti olduğunu, bazı kişiler tarafından bulunduğum görevde menfaat elde ettiğim ve para yediğimin konuşulduğunu söyledi.
Benim durumumda bulunan herkes hakkında butür söylentiler çıkar ve konuşulur. O yüzden görevde bulunduğum süre içerisinde kimin ne dediğine çok fazla aldırış etmeden ben görevimi yapmaya çalıştım hep.
Ancak, bu makamda bulunan birisi olarak durumumun da tıpkı yönetimimizdeki herkes gibi bilinmesinin doğru olacağını düşünüyorum.
Öncelikle size, Başkanınız Ali Nihat YAZICI'nın kamu adına bir görev yaptığını ve bütün ekonomik durumunun şeffaf olması gerektiğini ifade etmeliyim. Zaten yasalar da bunu gerektirdiği için, tüm federasyon başkanları ve yöneticileri her yıl başında mal bildiriminde bulunur. Bu yasal bir zorunluluktur.
Ben halen görev yaptığım TRT Kurumundan yaklaşık olarak ayda 3.200 YTL maaş almaktayım. Eşim Ebru YAZICI ise çalıştığı özel sektörde yaklaşık olarak 5.000 YTL ücret almaktadır.
Yani ikimizin aylık geliri 8.000 YTL'nin üzerindedir.
Ne güzelki, 2004 yılından beri federasyon başkanlığının bana herhangi bir yükü bulunmamaktadır. Tüm resmi gezi ve toplantı masraflarım federasyon bütçesinden karşılanmaktadır.
2004 yılında başkan seçildiğimde borcu bulunan kredi ile alınmış bir araba (Seat Cordoba) ve yıllarca aidat ödememe karşılık henüz bitmemiş bir kooperatif hissesinden başka bir mal varlığım yoktu.
Bugünkü değeriyle ayda yaklaşık 8.000 YTL gelir elde eden bir ailenin yıllık geliri 100.000 YTL civarında olur.
Bunu dört yıl ile çarparsak 400.000 YTL civarında bir gelir olur. Bunun cidi bir gelir olduğunun altını çizmeliyim.
Ayrıca, hem eşimin hem benim eğitimimizin çok üst düzeyde olduğunu ve bu nedenle bu düzeyde bir maaş almamızın çok doğal olduğunu da herkese anımsatmak isterim. (eşim 2 master ben 2 master yapmış iki dili bilen bu ülkenin yetiştirdiği insanlarız)
2007 yılı Ekim-Kasım ayında bir daire aldım. Bunu da eşimin üzerine aldım. Çünkü sevgili karıcığım bana göre, Federasyonumuzun en önemli sponsorlarından birisidir. Kendisi görevde bulunduğum sürede tam anlamıyl arkamda olmuş, birbirimize olan sevgimizden dolayı maddi manevi olarak özveri göstermiştir. O yüzden kendisinin talebi olmadan bu evi onun üzerine aldım bir süpriz olarak.
Evimiz Ümitköy'de 140 m2 bir daire. bedeli aldığım zaman 250.000 YTL'ydi. Bunun 65.000 YTL'sini peşin ödedik. Gerisini de 12 yıl tutsat kredisiyle ödedik.
Bu 65.000 YTL'yi de aşağıdaki kişilerden borç olarak aldım:
Babam Mehmet YAZICI'dan 15.000 YTL
Kayınvalidem ve kayınpederimden 5.000 YTL
Bacanağımdan 7.000 YTL
Çalıştığım kurum olan TRT'nin yardımlaşma sandığı ve Ratelvak sandığından yakaşık olarak 22.000 YTL (bir yıl süresince ödenmek üzere)
Ve 4 yıllık birikimimiz olan 16.000 YTL
Bankaya olan aylık tutsat ödememiz de yaklaşık olarak 2.880 YTL'dir.
Bu borçları aldıktan sonra
10 yıl önce aldığım bir arsa hissesini yaklaşık olarak 10.000 ABD dolarına satarak bir kısmını ödedim. Kayın valideme ve bacanağıma herhangi bir borcum kalmadı.
Sandıklara olan borcum da önümüzdeki aylarda bitiyor.
Aylık gelirimizden ödediğimiz banka kredisi borcu dışında başka bir borcumuz kalmıyor.
Herkese başlarını sokacak bir evleri olsun diye dua ediyorum. Gerçekten ev sahibi olmak olağanüstü bir şey.
Sevgili dostlarım,
bu saydıklarım dışında bir mal varlığım yok. Halen kooperatif hissem duruyor ama tam anlamıyla batık bir kooperatif, umarım bir gün üç beş kuruş ordan gelirim olur da evime ait diğer borçlarımı da kapatırım.
Şimdi bunları anlattıktan sonra dedikodulara ilişkin söyleyeceğim bir kaç şey olacak.
Öncelikle,
kamu adına seçilmiş olarak bir konumda bulunup bundan maddi menfaat sağlamak ülkemiz kanunlarına göre suçtur. Böyle bir suçu bilip de savcılığa şikayet etmeyen de bu suça bir şekilde yasal olarak ortak olur.
Ayrıca, böyle bir suçu duyup görüp elinde kanıtları olan ve söylemeyenler de ahlaki olarak sorumlu olurlar.
Eğer bir kuruş para yediğimi bilen varsa ve söylemiyorsa dünyanın en onursuz en aşağılık insanıdır.
Ama bunu bilmediği halde, sadece duyduklarına inanıp bunu dedikodu haline getiren insanlar da en az onlar kadar onur eksikliği ve vicdan azabı çekmelidirler.
Burdan çağrı yapıyorum,
Gecesini gündüzünü birbirine katıp, çoluğundan çocuğundan özveri gösterip çalışan benim gibi yöneticilerimize bu tür arsız ithamlarda bulunanlar varsa, bunu duyanlar varsa, hemen savcılığa gidip bir şikayet dilekçesi yazsınlar.
Bu söylentileri yayan, ama şikayet etmeyenler onursuz insanlardır.
Herkesi benim hakkımda bildiklerini kanıtlamaya çağırıyorum.
Bu kadar özveri gösterip bu tür ithamlarla suçlanmak nasıl bir takdirdir?
Sevgili dostlarım,
Bu söylentileri içimizden dışımızdan yayan kişilerden bazılarını biliyoruz. Yakında siz de kim olduklarını öğreneceksiniz.
Ama her anlamda, namuslu insanlar hakkında söylentiler çıkartmak en aşağılık davranış bozukluğudur.
Sizlerle paylaşmak istedim.
Mutlu olun mutlu kalın..
Saygılarımla,
Ali Nihat YAZICI



