“Efendim” diyor, “Satranca başladığım tarih bugün bile aklımda.”

Küresel ısınmayla harareti daha da artan kızgın temmuz güneşi dışarıda hükmünü ilan etmişken, Atatürk Satranç Merkezi’nde, benzeri olmayan anılar dinlemeye hazırlanıyorum.

“1 Şubat 1944. Tabii savaş bütün hızıyla devam ediyor. Bendeniz Ankara’da, Kızılırmak Kahvehanesinde, satranç oynayanları izliyorum.”

1944. İnsanoğlunun bu gezegen üzerinde yaşadığı belki de en kötü yıl. Kötülüğün orduları Stalingrad yenilgisi sonrası hızla geri çekiliyor, Nazi imparatorluğu çökmeye başlıyor ve milyonlarca insan kan ve gözyaşı okyanusunda hayatta kalmaya çabalıyor.

Birden aklıma aynı gün Bolu, Gerede ve Çankırı’da şiddetli bir deprem yaşandığı, beş bine yakın kişinin can verdiği geliyor.

“Yani her şey böyle mi başladı” diye soruyorum merakla, Hoca keyifli, hiçbir detayı atlamıyor.

“Aslında şöyle, Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi bir satranç meraklısı var, ismi Bahadır Palavan, ben sürekli onu izliyorum bir gün beni yanına çağırıyor acemi olduğumu öğrenince bir kalesini de dışarıda bırakıyor. Başlıyoruz oynamaya.”

“Sonuç ne oldu” diye sormama gerek kalmadan hikayeyi nihayete erdiriyor,

“Altı oyun oynadık sonuç altı – sıfır. Perişan olmuşum. Palavan bana baktı ve şöyle dedi ; ‘Satranç kafa işidir, sen git pişti oyna’, işte aslında satranca bundan sonra başlıyorum.”

Türkiye Satranç Federasyonu’nun Onursal Başkanı Kahraman Olgaç’tan söz ediyorum tabii ki, Hoca’da hikaye de çok, hemen devamını getiriyor ;

“İlk satranç kitabımı o feci yenilginin ardından aldım. Ulus’ta Berkay Kitabevi’nden 17.5 kuruşa. Kitabın ismi Şatranç Kılavuzu. Başında Ş var. Yazarı, bir pedagog olan Halil Fikret Kanad. O mahcubiyetle kitabı hatmettim tabii.”

İşte o kitap, TSF’nin yeni merkezinde yer alan, Türkiye’nin en kapsamlı ve büyük satranç kitaplığının, “Kahraman Olgaç Satranç Kütüphanesi”nin en değerli parçalarından biri aynı zamanda.

Dr. Fikret Kanad, Şatranç Kılavuzu, Ankara Ulus Basımevi, Ankara Satranç Kulübü Neşriyatı, Sayı 1, 1936

Hikayenin bundan sonrası, genç kahramanın, ustalık kazanıp geri dönüşü hakkında.

“16. Gün Kahvehaneye geri döndüm. Palavan Hocayı yakaladım ve yeni bir karşılaşma önerdim. Kalesini yine çıkarmak istedi ama ben itiraz ettim. Eşit şartlarda oynayacaktık artık.”

Tahmin ettiğiniz gibi sonuç bu kez de altı – sıfır. Ancak Kahraman Hocamızın lehine.

“1945’ti sanıyorum. Kulübe bir beyefendi geldi, birlikte oynamaya başladık. Oyunumu beğenmiş olmalı ki, bana satrancı nereden öğrendiğimi sordu. Fikret Kanad’ın ‘Şatranç Kılavuzu’ isimli kitabından dedim. ‘Memnun oldum’ dedi birden. ‘Ben, Halil Fikret Kanad’ “

Efendim, değerli satranç ailemize duyurulur. “Kahraman Olgaç Kütüphanesi”nde yer alan kitapların tam listesi artık TSF’nin internet sitesinde yer alıyor.

Kahraman Olgaç Kütüphanede

Okumak, çalışmak isteyen ve TSF lisansı çıkartan herkese de açık. Üstelik Kahraman Olgaç gibi bir efsaneyle karşılaşmak da an meselesi. Daha ne olsun.

Bekliyoruz.

Murat KUL

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler