Adana, 11 Haziran 2007
Maç Bitti
Pazar günü, köşe yazısını yenilemeyi düşünürken birkaç dostumuzdan gelen telefon üzerine köşe yazısının konusunun değiştiğini geçen yazımda belirtmiştim. O gün yazılan köşe yazısını yayınlamak bu güne kaldı.
Konu şu: Oyun ne zaman biter? Bu konuda bir şeyler yazıldı çizildi. Eksik veya hatalı yanları vardı ama tartışma güzeldi.
Maç bitti diyerek başladığım satırlara açıklık getirmek istiyorum.
FIDE Satranç Kurallarına* dayanarak. Oyuncuların kimi zaman masada ters renkle oyuna başladıkları görülür. Kurallarda bunun karşılığı vardır. 7.2 ye göre maç ya oturulduğu gibi devam edecek ya da oyuncular doğru renklerine oturarak oyun yenilenecektir. Buna da hakem karar verecektir. Oyun devam edecek ise eşlendirmedeki renklere asla dokunulmayacaktır. Devam ederek maçın tamamlanmasının ardından geçecek sürede bu duruma itiraz etmenin faydası olmayacaktır. Oyunun devam etmesi veya yeniden oynatılması hakemin takdirine bırakılmıştır. Oyun bu şekilde devam etmişse, maç bitmiştir.
Bir başka durum da, bitmiş oyunların, imzalanmış notasyon kağıtlarının ardından, yapılan itirazların sonunda, skorun değişmesi, maça devam edilmesidir. Kurallar içerisinde hareket edildiğinde olmayacak bir şey değildir. 8.7 bu gibi durumlar için hakeme takdir yetkisi vermektedir. Hakemin asıl görevinin, hakkaniyet içerisinde, doğru biçimde, kurallara uyarak, oyuncuların hak mahrumiyetine uğramasına engel olarak, maçları yönetmek olduğunu anımsamakta yarar vardır. Kurallar manzumesinin önsözünde ve 13. maddede de buna işaret edilir. Oyun kuralları böyle iken bir de yarışmanın kuralları vardır ki, oyun kurallarını uygularken asla göz ardı edilmemelidir. İmzalanmış notasyon kağıtları üzerinde başka bir hükme varmak için yarışma kurallarını gözetmek gerekecektir. O da itiraz süresidir. Yönergelerde itiraz süresi ve itiraz makamı belirtilir. İtiraz süresi içerisinde yapılan itiraz başvurusunun bu noktada değerlendirilmesi yine hakemin takdirine bırakılmıştır. Bu süre geçilmiş ise maç bitmiştir.
Takım yarışmalarında, bitmiş bir maçın hükmen skorla tescil edildiğine de tanık olmaktayız. FIDE Oyun Kuralları değil, yarışmanın özel kuralları, yönergede yazan kurallar öne çıkmaktadır. Yönerge esaslarına göre yanlış maça çıkış listesi verildiğinde, bu şekilde maça devam edildiğinde, o masa/masalar, belki de takım hükmen yenik sayılacaktır. Bu şekilde maça başlanmış ise hakemin de bu yanlışlığa ortak olduğunu düşünmekteyim. Listeler kontrol edilerek alınmalıdır. Yine de maç hükmen bitmiştir.
Oyun kurallarının uygulamasında yarışmanın kompozisyonu önemli değildir. Yani, çocuklar, bebeler, bayanlar, veteranlar gibi kategorilerde olması asıl oyun kurallarının uygulanmasına engel oluşturmaz. Yarışma kurallarında, önceden belirlenecek ve herkese uygulanacak bazı esnemeler yapmak olasıdır. Oyuncuların kural bilmemesi, hakemin müdahalesini gerektirmez. 13.6 hakeme bunu emreder. Bunun dışındaki müdahaleler hatadır. 50 hamle, tekrarlanmış konum savları oyuncular tarafından ileriye sürülür. Hakemler, böylesi durumların oluşmasına tanık olsalar da, bu yönde oyunculardan bir başvuru gelmeden oyuna müdahale edemeyeceklerdir. Hakemin 5.2.b ye göre oyuna müdahalesi ile diğer durumlar birbirine karıştırılmamalıdır.
Notasyon kağıdına yazılan hamlelerin nasıl ve ne zaman yazılacağı konusunda da son dönemlerde bazı tartışmalar olmaktadır. Çok uzun yıllardır önemli olmayan bir durum, bir süre önce kurala bağlandı. Oyuncular hamlelerini yaptıktan, tamamladıktan sonra yazabildikleri gibi, hamlelerini yapmadan da yazabiliyorlardı. Şimdi böyle değil. Yazma işlemi en az hamle yapıldıktan sonra yapılacaktır. Öncesinde yazmak artık yaptırım gerektiriyor. Ama oyuncuların bu duruma çok uzun yıllar boyunca alışık olmamaları, işte yukarıda değindiğim yarışma kurallarından esneme olayının yerine getirilmesini gerektiriyor. Bir süre, oyuncular, kurala uygun davranmaları, önce hamle, sonra yazma, konusunda uyarılmalı, bu alışkanlığı terk etmemeleri, ısrarcı olmaları durumunda yaptırımın uygulanması gerektiği anlayışına sahibim.
Anlaşmalı beraberlik kavramı da oyuncuları, hakemleri, organizatörleri her zaman yormuştur. Kavramı böyle ‘Anlaşmalı’ olarak ortaya koyduğumuzda bu tartışma ve yorulma sürecektir diye düşünüyorum. Anlaşmanın oyun sırasında olması gerektiği 5.2.c nin amir hükmü. Bunun dışında olarak, maçtan önce, maç sırasında dışarıda, kantinde anlaşıp masada bunu yaşatmanın adı masum biçimde ‘anlaşmalı’ değildir. Böylesi anlaşmaların kabul edilir tanıkları, belgeleri olmalıdır ki hakem her iki oyuncu için takdir hakkını uygulayarak 13.4 e göre yaptırım uygulayabilsin. Hep sorarlar, kaç hamle yapılmalı ki ‘anlaşmalı beraberlik’ halel görmesin? 5.2.c iki taraf için ‘oyun sırasında’ anlatımını kullanmış. Yani oyun başlayacak ve her iki taraf da oyun sırasında tanımlamasına göre hamle yapmış olacaklar. Hamle yapmayı öne çıkarmamın nedeni, beyaz e4 yapıyor ve skor ½ - ½ imzalanıyorsa maddenin amir hükmü uygulanmıyor demektir. Her iki taraf da oyun sırasında olmasının önemi buradadır. Bu sayılanların dışında hakem, kendisine uzatılan notasyon kağıdında gördüğü birer hamlelik yazılımı kabul etmeyerek skoru kendisi belirlemişse, bir dayanağı vardır diye düşünürüm. Sonuç olarak burada da hakemin vereceği karar ile maç bitmiştir. (5.2.c den net olarak anlaşılanın oyun sırasında olması gerektiğini bir kez daha ısrarla vurguluyorum. Tahtada hamlelerin gösterilmeden beraberliği hakemler kabul etmiyor artık, 13.4 uygulanıyor.)
Sözün özü hakemlik zor ‘zanaat ‘. Ne yaparsa yapsın, hakem her zaman eleştirilecektir. Bunun önünü almak olanaklı değildir. Yine de hakemler, katılacakları organizasyonu iyi tanımalı, kuralları, yorumları, yaşananları, öyküleri iyi bilmeli, dinlemeli, oluşabilecek durumlar karşısında kurallarda tam karşılığı olmayan konularda benzer durumlardan ders çıkararak en adil kararı vermelidir. Kararsız kalmak daha kötüdür.
*FIDE kuralları ile ilgili yeni kaynak kitabın hazırlığının tamamlandığını, ikinci baskı için matbaaya verildiğini, yeni düzenlemeye ‘Resmi Kurallar’ menüsünden ulaşılabileceğini anımsatırım.
Sağlıcakla kalın…
Tahsin AKTAR



