Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet SEZER’in himayesinde Ankara Sheraton Oteli salonlarında yapılan 1. Türk Satranç Eğitim Şurası ve 5. Cumhurbaşkanlığı Kupası Satranç yarışması açılış törenleri yapılırken ben de bir köşede oturuyor ve bu mutlu tabloyu keyifle seyrediyordum. Türk Satrancı nereden nerelere gelmişti. Dünya ve Avrupa şampiyonları çıkarmaya başlamıştık. Okullarda satranç seçmeli ders olmuştu. Şimdi de Üniversitelere sıra gelmişti. Derken, biraz ağır işiten kulağıma tatlı bir anons çarptı. Cumhurbaşkanlığı Satranç Turnuvasının ilk hamlesini yapmak üzere sahneye davet ediliyordum. O kadar sevindim ki sanki dünyalar benim oldu. Satrançla kucak kucağa geçmiş 64 yılın sonunda, bütün hayallerimin gerçek olduğunu görmenin mutluluğu beni sarhoş etmişti. Sahneye yalpalaya yalpalaya çıkabildim. Sahnede Türkiye şampiyonlarından Suat SOYLU ve Avrupa şampiyonu Kübra ÖZTÜRK karşı karşıya oturuyorlardı. Ve ben ilk hamleyi yaptım.

Türkiyede ilk kez gerçekleştirilen Şura, çok faydalı çalışmalarla geçti. Ayrıca 5. Cumhurbaşkanlığı satranç yarışmasına giren en yaşlı oyuncu FM Ateş ÜLKER ile tatlı tatlı sohbet etmek fırsatını buldum. Onbir yaşındaki Dünya şampiyonumuz Atilla Köksal ile aşağı yukarı iki yıl önce Yalova’da tanışmıştık. Kıran kırana maçlar yapıyorduk. İlk zamanlar ben iki oyun ilerde idim. Her görüşmemizde kapışıyorduk. Bu arada o iki oyun öne geçmişti. Dünya şampiyonu olunca önce kutladım. Sonra tahtanın başına geçtik. O kadar uğraşmama rağmen beni evire çevire yendi, aramızdaki farkı yediye çıkardı. Kendi kendime “Hey gidi ihtiyar hey!” diyorum. Oğulların Dünya şampiyonu olamadılar ama onların yetiştirdikleri torunların Dünya şampiyonu oldular. Böylesine bir mürüvveti görmek herkese nasip olmaz. ”Ne mutlu bana! “ “Ne mutlu

Çalışkan ve kadir kıymet bilen vefakar oğullarıma “Ne mutlu Dünya şampiyonu olan, gözlerinden pırıl pırıl zeka fışkıran torunlarıma” diyorum ve de Ay yıldızlı bayrağımızı öpüp koklayarak ‘BAYRAK’ şiirini okuyorum ve bütün gücümle haykırıyorum: NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Haftanın atasözü: Az söyle çok dinle

Haftanın şiiri:

BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü

Kız kardeşimin gelinliği , şehidimin son örtüsü

Işık ışık dalga dalga bayrağım

Senin destanını okudum senin destanını yazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku ne keder

Gölgende bana da bana da yer ver

Sabah olmasın günler doğmasın varsın

Yurda ay yıldızının ışığı yeter

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün

Gölgene sığındık

Ey şimdi süzgün rüzgarda dalgalı

Barışın güvercini savaşın kartalı

Yüksek yerlerde açan çiçeğim

Senin altında doğdum

Senin dibinde öleceğim

Tarihim,.şerefim,şiirim,her şeyim

Yeryüzünde yer beğen

Nereye dikilmek istersen

Söyle seni oraya dikeyim

Arif Nihat Asya

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler