Hayır hayır, sizlere Dresden’deki uluslararası kongre merkezinin devasa yapısından ve sıra dışı mimarisinden söz edecek değilim.
Yahut 2007 Avrupa Bireysel Satranç Şampiyonasına katılan büyük usta sayısının çokluğundan, oyuncuların kaldığı otelin yemek ve kahvaltılarının epey şikayete neden olduğundan veya kapanış töreninin fazlasıyla sönük geçmesinin kendi adıma bir tür hayal kırıklığı yarattığından da bahsetmeyeceğim.
Sözünü etmek istediğim şey, kapanış töreni için Dresden’e doğru gitmek üzere uçağa yerleştiğimde, elimdeki gazetede hemen gözüme çarpan bir haberle yakından ilgili.
Radikal gazetesinin haber için kullandığı başlık yanılmıyorsam şöyle bir şeydi ;
“Kurt Vonnegut Noktayı Koydu”
Haberde, Amerikalı ünlü yazar Vonnegut’un 84 yaşında hayata veda ettiği yazıyordu.
Bazı kitaplar ve yazarlar vardır. Kitabın ve yazarın değerini içten içe hissedersiniz de, onu okumayı bir türlü hayata geçiremezsiniz.
Vonnegut ve onu ünlü yapan romanı “Mezbaha No 5” işte böyle bir şeydi benim için.
Yazarı ölümsüz kılan kitabı okuyamama nedenim, bir zaman sorunu, yahut öncelik sıralaması değil, tam tersine, keyifli olacağını hissettiğim bu okuma deneyimini geciktirerek, onu kendime saklamamdan kaynaklanıyordu aslında.
Dresden’e, içinden Elbe nehrinin geçtiği, Kuzey’in Floransa’sı olarak bilinen, bisiklet, sanat ve yeşil dolu şehre doğru yola çıktığımda kentin tarihindeki en önemli olayı romanlaştırarak ünlenen bir yazarın da ölümünü okuyordum.
Üstelik ilk kez gittiğim bu şehrin, yerle bir edilişini anlatan ünlü kitabın, benimle aynı yaşta olduğunu da biliyordum.
Bilmediğim, romanın ve şehrin beklentimin çok ötesinde olduklarıydı.
UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası” sayarak korumaya aldığı, bu güzel şehir, benim gibi bisiklet ve fotoğraf tutkunları için kelimenin tam anlamıyla biçilmiş kaftan.
Her yaştan insanın, her türden bisiklet üzerinde, (bazen arkasında), sabahın ilk ışıklarıyla yola koyulduğu, görkemli katedralleri, sarayları ve Elbe nehriyle onu gezen herkesi adeta büyüleyen şehir, 62 yıl önce, İkinci Dünya Savaşının son günlerinde, İngiliz ve Amerikan savaş uçaklarınca ateş ve dumana boğulmuştu.
Savaş sırasında, Almanlara esir düşerek Dresden’e getirilen yazar Vonnegut’un, bizzat tanık olduğu bu korkunç saldırının, müttefik güçlerin, sivillere yönelik bir katliamı olarak açıkça tarihe geçmesi için 1990’lı yılların başlarına kadar beklenecekti.
13, 14 ve 15 Şubat 1945’te, hiçbir ciddi askeri hedef, hiçbir stratejik zorunluluk olmamasına, üstelik Almanya’nın teslimine ramak kalmasına rağmen, (Hitler 30 Nisan 1945’te karargahında intihar etmişti), neredeyse tamamen sivillerin yaşadığı şehir merkezi, her biri iki tonluk bombalarla vuruldu.
Yalnızca 15 kilometre karelik bir alana, ilk iki hava akınında 650 bin yangın bombası, 529 hava mayını ve 1800 tahrip bombası atılmıştı.
Şehirde çıkan yangın öyle bir hale gelmişti ki, sivillerin çok büyük bir bölümü, ateşten çok duman soludukları için ölmüşlerdi.
Katliamdan sağ olarak kurtulan yedi esir Amerikan askerinden biri olan Vonnegut, bu durumu kitabında şöyle tasvir edecekti ;
“…Dışarıda bir alev fırtınası vardı. Tüm organik maddeleri, yanabilecek her şeyi yalayıp yutan koskoca bir ateş topuna dönmüştü Dresden.”
Paramparça olmuş binalar, yanıp kül olmuş, kavrulmuş cesetler, dumanla zehirlenmiş bedenler.
Bugün her biri yeniden inşa edilmiş, zarif ve muhteşem “Semper Opera Binası”nın, tarihi Frauenkirche Kilisesi’nin de bulunduğu bölgede 35 bin ile 135 bin arasında sivilin öldüğü belirtiliyor.
Kimi kaynaklar bu rakamın iki yüz binin üzerinde olduğunu öne sürüyor.
Vonnegut, kitabında oğullarına, (ve tabii okurlarına) şöyle sesleniyordu ;
“Oğullarıma, ne olursa olsun asla bir katliama dahil olmamalarını ve düşmanların katledildiğine dair haberler aldıklarında da tatmin veya coşku duymamalarını söyledim.”
Mümkünse bahar vakti, yolunuz bir gün Dresden’e düşerde, Augustus köprüsünün hemen öte yanında, Elbe’nin kıyısındaki yeşil alanda tıpkı benim yaptığım gibi keyifle ilerleyip, Gül Bahçesi Kafesine rastlarsanız lütfen oturun ve bir şeyler için.
Ve eğer hala okumadıysanız, yanınızda getirerek kendinize büyük bir “güzellik” yapacağınız bu şaşırtıcı savaş karşıtı kitabı, oracıkta okumaya başlayın.
Yahut hemen bugün yapın bunu.
İnsanın aptallığı ve zalimliğine dair eski ve tanıdık bir hikayenin, bu benzersiz versiyonu inanıyorum ki sizin de ilginizi çekecek.
Murat KUL
“Mezbaha No 5”, Kurt Vonnegut, Dost Kitabevi, Şubat 2007, 190 sayfa, 9 YTL



















