İnsanlar ikiye ayrılıyor.
Bir şeyleri değiştirmek için kendiliğinden harekete geçenler ile, harekete geçmek için bir şeylerin değişmesini bekleyenler.
Tahmin ettiğiniz gibi, ikinci grupta yer alanlar insanlık ailesinin neredeyse tamamını oluştururken, birinci grup her yerde ve her dönemde azınlıkta kalıyor.
Ancak “değişim” dediğimiz şeyi de onlar başlatıyor.
İşte bir örnek.
Yer ; İstanbul Teknik Üniversitesi.
Yıl ; 1982 başı.
İstanbul Satranç Derneği’nin Genel Sekreterliği’ni de yürüten genç bir mühendis adayı fakültesinde bir satranç odası açmak istiyor, bu düşüncesini de önce Dekana ardından da Rektör Kemal Kafalı’ya bir şekilde iletiyor.
12 Eylül darbesinin izleri henüz daha çok sıcakken gelen bu isteğe Rektörün yanıtı net oluyor ; “Oğlum biz öğrenciler bir araya gelmesin, toplanmasın diye uğraşıyoruz sen bir araya getirmek için oda istiyorsun olur mu yani ?”
Tabii olmuyor. Ancak genç arkadaşımız da vazgeçmiyor.
Derken dönemin güçlü adamı Orgeneral Kenan Evren, 1982 Anayasasını tanıtmak için Edirne’ye gidiyor ve bir konuşma yapıyor.
3 Kasım 1982 tarihli konuşmanın bir yerinde Evren, Edirnelilere şöyle sesleniyor ;
“...Boş zamanlarımızı faydalı bir şekilde geçirmek istiyoruz dediler. Ellerine sapık ideolojilerin kitaplarından başka kitap verilemedi. Zihinlerini geliştirebilmeleri, hiç değilse zihin yorup düşünerek oyun oynayabilecekleri bir satranç tahtası bile verilemedi. “
Evren’in, “Türk gençliği bundan böyle başıboş bırakılmayacak.” mealindeki sözlerini Edirneliler dikkate aldılar mı bilmiyorum ama onun yukarıda belirtilen bu cümlesi İTÜ’de satrancın önünü yeniden açıyor.
Genç mühendis adayı bu metni alıp doğruca Rektörlüğe gidiyor ve başvurusuna ekleyip şansını yeniden deniyor.
Sonucun ne olduğunu artık hem satrançta hem de mühendislikte epey bir deneyim sahibi olan o öğrenci bakın nasıl anlatıyor ;
“Kemal Kafalı hoca herhalde Orgeneral Kenan Evren’in o sözlerini görünce yeni bir değerlendirme yapmış olmalı ki, sonunda Gümüşsuyu’ndaki fakülte binasında satranç odasını bize verdiler.”
Belki hatırlayanlar çıkabilir. Ama bilmeyenler için biz söyleyelim. O öğrencinin ismi Ali Nihat Yazıcı’dır.
Murat KUL



