Tarihi bir fotoğraf
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Başbakan Şükrü Saracoğlu satranç oynuyorlar.
İstanbul Türk Şatranç Kulübü 1943 haziran ayında kuruldu. Şimdi İSD dediğimiz İstanbul Satranç Derneğinin ilk adı böyle. Şatranç deyimi zamanla Satranç olmuş. Şimdilerde Şnin kuyruğu gitmiş. Adını unuttum. Ünlü bir Yunan filozofu şöyle demiş: Seneler geçip giderken bizden de bir şeyler götürür ve keder atımızın terkisinde bizimle beraber gelir.
O zamanki üye sayısı sadece 100 imiş. Ben de bu satranç kervanına Şubat 1944de katıldım. Başlar başlamaz hedefimi belirledim. Dünya satranç olimpiyatlarına iştirak edecek Türk Milli Takımı'nda yerimi alacaktım. Daha ortada fol yok yumurta yoktu. Bir kere Türkiye Olimpiyatlara çağrılmıyordu. Nedeni şu ki Türkiye Satranç Federasyonu ortada yoktu. Ve de Fide üyesi bile değildik. Ama ben daha satranca başlar başlamaz kolları sıvamış, hemen Deutshe Sachzeitung dergisine abone olmuştum.
Aradan dört sene geçti. Ankara Satranç Derneğinin tertip ettiği kulüp turnuvasında on usta arasında dördüncü oldum. Bu benim ilk turnuvamdı. Türkiye Satranç mecmuasında şöyle yazıyor: Orhan Alnarla Kahraman Olgaç stil itibariyle birbirlerine benzeyen oyunculardır. Pozisyon oyunu oynamak, hasımdan bir hücum bekleyip hücumu kırmaya çalışmak başlıca vasıfları. Hani mübalağalı bir şaka ile kenarda bir mat görseler, merkezi bırakmayalım diye mattan vazgeçecekleri söylenebilir. Kahraman daha yeni bir oyuncu olduğu için ileri de belki atak bir oyuncu olur. İlk turnuvada dördüncülük azımsanacak bir şey değildir. Bu satırların yazarı Necmettin Süngetin de dahil olduğu Ankara birinciliği aynı yılda yapıldı ve herkesin şaşkın bakışları altında tek başıma şampiyon oldum. Kısa kesiyorum.
1966 tarihinde başlayan Türkiye şampiyonalarına iştirak ediyor, fakat bir türlü milli takıma giremiyordum. İdealimden bir an bile vazgeçmedim. Hiç bir zaman ümitsizliğe düşmedim. Ve nihayet 1974 yılında başarıya ulaştım. Aradan otuz yıl geçmişti ama ben de Fransada Nice şehrinde yapılan Dünya Satranç Olimpiyatına iştirak eden Türk Milli Takımında yerimi almıştım. Seçtiğim hedefe varmıştım. Bundan sonraki hedefimi Olimpiyatı gördükten sonra seçecektim. Olimpiyatta Azerbaycanlı genç bir hakemle ahbap oldum. K.G.B yi atlatarak bana geliyor, rozet falan veriyordu. Adı Faik Gazanovdu. İkinci hedefimi ona açıkladım: Bak Faik bu Olimpiyattan daha güzel bir Olimpiyat yapacağım ve sana yüksek bir görev vereceğim. Dediğimi tuttum. 26 sene sonra Dünyanın parmak ısırdığı bir Olimpiyat yaptım. Faik de APPLE KOMİTE Başkanı oldu. Bu olaya birlikte gerçekleştirdiğimiz o günlere ne özverilerle ulaştığımıza Sayın Başkanımız Ali Nihat Yazıcı da şahittir. Aradan bu kez 26 sene geçmişti. Satranç tek kural olsa Tutulan taş oynanır. Yani verilen söz yapılır.
1 Martta 85 yaşına giriyorum. Yeni bir hedef seçmiyorum. Yeni hedefleri, örneğin ikinci Olimpiyatı Sayın Başkanımız Ali Nihat Yazıcıya bırakıyorum. Genç ve dinamik Başkanımız Dünya Olimpiyatını da yapacaktır. Bakarsın beni de FİDEnin ONURSAL ÜYESİ yapar. Bu yazımı Forumdaki güzel yazısını okuduğum Sayın Selçuk Aydın kardeşime ithaf ediyorum.
Kalın sağlıcakla.
Haftanın Şiiri:
GİTME KAL
Nice nice acıları aklına getir
Bunca yoksulluğu aklına getir
Gözyaşlarını aklına getir
"GİTME KAL" var yok dinlemez bir çocuk isteğidir
Gitme aklına getir
Kıraç mı kıraç toprakların üstüne
Güneşler açar yağmurlar kesilince
Çırılçıplak kayada yeşerir incir ağacı
Dağların kuytusunda bir uslu çiçek
Dağıtır mavisini kendi kendine
Gitme beraberlik içinde
Nasıl sevinirdik aklına getir
Her şeyi her şeyi aklına getir
Gece yarılarını aklına getir
Söylediklerini aklına getir
Sinsi yağmurlar yağıyordu
Soğuktu
Yaktığımız ateşi aklına getir
Nelerden geçiyorsun aklına getir
Gitme dünyamızın her yerinde
Yorgun eller gülleri derleyince
Ellerin sevincini aklına getir
Güllerin sevincini aklına getir
Ne çok severdik seni aklına getir
Arif DAMAR
Haftanın Atasözü:
Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olamaz
Kahraman Olgaç




