2000 kişiyi geçen büyük bir organizasyonu gerçekleştirmeye "ayın görünmeyen yüzünde" çalışan arkadaşlarla LİMRA Oteli’ne doğru dörtlü bir konvoyla hareket ettik. Ben çok heyecanlı idim. Benim de içinde bulunduğum araba otele ilk varan araba idi. Lobide oturarak arkadaşları bekledik. Girişte uzay tipi iki kırmızı koltuk dikkatimi çekti. Gittim birine oturdum. Derken yanıma iki genç yaklaştı. Genel Müdür Yardımcısı Bora Özgen ve yanında Sadi Yıldırım. Otele girişte bir müraacaat vardır, oraya kimlik kartınızı gösterir müşteri belgesini doldurursunuz. Benim koluma girip odama götürdüler. Şaştım kaldım. Bundan önce hiç böyle sıcak bir karşılaşmaya şahit olmamıştım.
Ervin ve Nermin Hanımlar (isimleri çok yakıştığı için kardeş gibi diyorum) bana çok yardımcı oldular. Ben de onlara veda ederken şiirler okudum. Limra Otel anıları hafızamda özel bir yerde saklı duracak. Uzatmaları oynadığım şu son günlerde inşallah bir daha bu sıcak kanlı, güler yüzlü genç insanlarla karşılaşmak nasip olur diyorum.
3 yıla yakın zamandır bütün yarışmaları yakından izliyorum. Her yarışma bir öncekinden daha güzel oluyor. Nedeni şu; hep kendimizi eleştiriyoruz, eksiklerimizi tamamlıyoruz, hep daha güzele koşuyoruz. Artık kimseye ‘sol şeridi açın’ diye seslenmiyoruz. Artık jet hızıyla havalarda yol alıyoruz. Başkanımız çok iyi çalışıyor. Ona ayak uydurmaya çalışan bir ekip var. Bu isimsiz kahramanlar sessiz, sedasız gece gündüz demeden Başkanımızın hızına yetişmeye çalışıyorlar.
Ben 85 yaşındayım. Başkanımıza bayrağı teslim ettiğim zaman Federasyonun küçücük bir yeri ve 4-5 personeli vardı. Şimdi Türkiye Satranç Federasyonu ofisinde 20 çalışan var. Adı "Atatürk Satranç Merkezi". Uçaktan bile göründüğünü söylüyorlar. Ayrıca içinde "Kahraman Olgaç Kütüphanesi" var. "Nevzat Süer Salonu" var. Dünya Federasyonları arasında liderlik mücadelesi veriyoruz. Dünya Şampiyonlukları dahil her türlü organizasyona "hayır" demiyoruz. Türk Satrancı son altı yıl içinde büyük başarılara ulaştı. Bütün bu başarılar genç ve dinamik başkanımızın eseri. "Bir gün böyle olacağını bilseydim daha seni yeni tanıdığım 1985 yılında Federasyonu teslim ederdim" diyorum. Tevazu gösteriyor "olmaz hocam, o zaman tecrübeli değildim" diye cevap veriyor. Seni nasıl övmeli Ali Nihat Yazıcı!.. Türk Satrancı bugünkü durumunu ve yarınki parlak geleceğini sana borçlu. Bütün kalbimle her sabah sana dua ediyorum. Bütün rüyalarım gerçek oldu ki buna mürüvvet diyorlar. Allah sana da, yetiştirdiklerinin, kızlarının mürüvvetini gösterir inşallah diyorum.
BAŞKA SÖZ İSTEMEZ!
Haftanın Şiiri:
Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,
Ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;
Serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;
Sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,
Ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta.
Sen bana çok güzeldin, senin ayakların da.
Ülkü Tamer
Haftanın Atasözü:
"Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur"
Kahraman OLGAÇ
Not: ‘Komşuda Pişer’ yazım çok yankı uyandırdı. Beni arayan okuyucularıma çok teşekkür ederim. Komşularımdan da iyi haberler aldım. Onlara da şükranlarımı sunarım. e-mail adresimi yazdım. Hepinizi beklerim!?





