Yazı iki ay öncesinin. Ancak ilgimi çekti. Efendim neymiş, Satranç açık uçlu değilmiş, kapalı bir evrenmiş, gizlisi saklısı yokmuş, kurallar değişmez, şans olmazmış. Kısaca, satranç bu nitelikleriyle hayattan çok farklıdır demiş Sabah Gazetesi yazarı sayın Emre Aköz.
http://www.sabah.com.tr/2006/11/07/yaz13-10-102.html
Sayın yazar tüm bu değerlendirmeleri, efsane Kasparovun, Daha uzun yıllar insan bilgisayarı yenmeye devam edecek yorumu üzerine yapmış.
Yener mi, yenemez mi ? Tartışmalarına girmeyelim, yalnız satranç ve hayat üzerine yapılan kıyaslama, bence, sayın Aközün yanıldığını düşündürüyor.
Önce şunu vurgulamakta fayda var. Hiçbir şey, hayatı tekrarlayamaz. Buna en çok yaklaşacak spor yada oyun ise satrançtan başkası olamaz. Gelelim yanılgılara.
Hayat açık uçlu değildir. Her canlı, belirli bir süre sonra ölür. Gelişen tıp ve koşullarla insan ömrü uzasa da, kimse ilanihaye yaşamaz. Kişinin fiziksel varlığı belirli bir uzam içindedir.
Hayatın kuralları değişmez. İnsan hep aynı hataları tekrarlar. Temel unsurlar, aşk, ihanet, sadakat, hastalık, kaza, açlık, yoksulluk, savaş, hırs, güven, sevgi, intikam, vs.. her dönemde vardır. Hiç kimse, aynı anda birden fazla hayatı yaşayamaz. İnsan ve insanlık, mevcut doğa içinde, onun günü birlik değişmeyen kurallarına bağlı olarak, ( örneğin yerçekimi kanunu), yaşamını sürdürür.
Hayatın gizlisi saklısı yoktur. Yanlış yaparsanız, yaptığınız yanlışın büyüklüğüne ve önemine göre, er yada geç bunun sonuçlarıyla karşılaşırsınız. Kişi, hayatının herhangi bir evresinde, isterse ve aklı yerindeyse, makul bir çerçeve içinde, neyi yapıp neyi yapamayacağını tam olarak öngörebilir.
Hayatımızı değiştirecek öneme ve değere sahip asli bilgi her zaman orta yerdedir ve her şeyde olduğu gibi görmek için çaba harcamak gerekir. Yaratıcı zeka ve çok çalışma, uygun koşullar altında nasıl başarıyı getirirse, cehalet ve tembellik yine uygun koşullar altında bilinen sonuçları hazırlar.
Öte yandan satrancın 64 karelik evreni, bizlerin sadece günlük yaşam alanı ve sürecinden (ev, iş, aile) değil, bazen kişinin tüm bir hayatından daha fazla karmaşa ve büyüklüğe sahip olabilir.
Hiç kuşku yok ki hayatla satrancı birbirine en çok yaklaştıran şey, onu yaşayan/oynayan kişinin karakterine doğrudan bağlı olmasıdır.
Kişinin karakteri hayatını belirlediği gibi, oyununu da belirler.
Şans, yani olasılık konusuna gelince. Rakibinizin dalgınlığı yahut anlık dikkat eksikliği sizin şansınız değil midir ? Bunun çok sayıda örneği yok mu ?
Evet satrancı çok seviyoruz, çünkü hayatı çok seviyoruz.
Murat KUL



