İngiliz The Guardian gazetesinin spor yazarı, (tarih mezunu, oyuncu, şarkıcı, sunucu ve köşe yazarı), Nicky Campbellin, keyifli makalesine rastlamam, eski ve yaygın bir yanlış anlamayı yeniden gündeme getirmek için vesile oldu doğrusu.
http://blogs.guardian.co.uk/sport/2007/01/04/march_of_chess_checked_mate_by.html
Yazının alt başlığı son derece manidar ; Satranç, Londra 2012nin (yani 29. Olimpiyat Oyunlarının) spor listesinde yer almalı mı ? Bu soru, aslında şu temel soruya yanıt arar nitelikte ; Satranç bir spor mu ?
Sporun ve satrancın ne olduğunu bilenler için böyle bir soru, hiç kuşku yok ki, dünyanın düz olduğunu savunmak kadar saçma. Ancak çok iyi biliyoruz ki, bu soruya yol açan kadim yanlış anlama yalnızca futbolun anavatanına özgü değil.
http://www.tsf.org.tr/index.php?option=com_koseyazilari&yazar_id=5&task=yazigoster&arsivyazi_id=111
Satrancı klasik spor faaliyeti olarak görmeyen, Türkiyenin en büyük ve en etkili gazetesinin okur temsilcisi, bu anlayışın küresel uzantılarından da biri aynı zamanda.
Tabii sporun klasik olanı ile modern yahut post modern olanı nasıl ayrılıyor doğrusu o da ayrı bir merak konusu. Düşünebiliyor musunuz, kökleri binlerce yıl öncesine giden tekvando ancak 2000 yılında olimpik listeye alınmış, ama modern pentatlon 1912 girişli.
İyi güzel de, bir zamanlar halat çekme yarışmasının bile olimpik spor sayıldığı bir dünyada, bu tartışma, biraz kabak tadı vermiyor mu ?
http://www.olympic.org/uk/sports/past/index_uk.asp
Haklısınız ben de ilk karşılaştığımda gerçekten şaşırdım. Ama gerçek böyle bir şey işte. İnsanı şaşırtıyor. Halat çekme yarışması 1900, 1904, 1906, 1908, 1912 ve 1920 olimpiyat oyunlarında resmi listeye dahil olmakla kalmamış, olimpik spor kategorisinde yarışmaları da yapılmış.
Peki ama bu olimpik liste nasıl belirleniyor ? Bu listeye hangi sporun gireceğine kim yada kimler karar veriyor ? Bu karar vericiler kimlerden oluşuyor ?
Yanıtlarını yazacağız ama şuna inanın, küresel spor yönetimi ile diplomasi, küresel siyaset ve ekonomi arasında giderek güçlenen ve artık açıklaması da, anlaşılması da zorlaşan bir ilişki var.
Biz genel tabloyu ortaya koyalım da, varsın açıklaması zor olsun.
Murat KUL



