Adalet İstiyorum!!
16 Aralık günü Disiplin Kurulumuz toplandı. Ateş Ülker ve Cengiz Özdemir Keleş’in forum köşesinde sarf ettiği cümleler nedeniyle bu iki kişiye ceza verdi.
Bunun üzerine Forum köşemizde kıymetli dostlarımızdan bazıları tepkiler dile getirdi. Bunun demokratik düşüncelere tahammülsüzlük olduğunu söyleyenler, utanç verici bir karar olduğunu dile getirenler, düşüncelere pranga vurulamayacağını ifade edenler oldu.
Öncelikle, ben Disiplin kurulu’nun yaptığı hiçbir toplantıya iştirak etmedim. Bağımsız bir Kurul ve çalışma esas ve usullerine yönelik olarak kabul edilmiş bir Talimatları var.
Öncelikle, Demokrasi birilerinin haklarına tecavüz etmek değildir. Düşünmek asla ve asla suç olamaz, olmamalıdır da… İnsanların düşüncesinin sınırı da olamaz. Ancak insanlar düşüncelerini ifade ettiklerinde, başka birisinin haklarına, kişiliklerine, namuslarına, şerefine tacizde bulunuyorsa, bu iddiaları doğru değilse, onların demokratik hakları yasalar ve hukuk kapsamında kısıtlanabilir.
Bu insanlar, düşüncelerini ifade ettikleri ve bizi eleştirdikleri için cezalandırılmadı.
Neden cezalandırıldıkları kararlarda yazılıdır. Tahkim Kurulu nezdinde itiraz yolu da tabii ki açıktır, bu da kararların ilanında yazılıdır.
Türkiye Satranç Federasyonunun binlerce sporcusu, bunların aileleri, velileri ve yakınları vardır. Bu sporcuların üye olduğu ve TSF Genel Kurulunu oluşturan kulüpler vardır. TSF’nin İl temsilcilikleri, Bölge Temsilcilikleri, İl Müdürleri, hakemleri, antrenörleri vardır. Bu İl Müdürlerinin bazıları, hakemlerin bazıları da Yasaların getirdiği yönergelerle Genel Kurulu oluşturur. Yani TSF Genel Kurulu, tüm camianın kucaklandığı ve temsil edildiği en yüksek organdır. Bu Genel Kuruldaki üyeler, Sayın Ateş Ülker tarafından genelleme yapılarak ‘satrançtan çok alkolü sevdikleri’ gibi yanlış ve asılsız bir iddia ile küçük düşürülmüştür. Sayın Ülker’e, bunu düzeltmesi, açıklaması, özür dilemesi için çağrıda bulunulmuştur. Bu yerine gelmeyince, disiplin işlemi başlatılmıştır. Sonucu da budur. Bunun demokratik tahammülsüzlükle açıklanması akıl almazdır. Unutulmamalıdır ki, TSF’nin seçilerek gelen tüm organları fahri çalışan ve bu camia tarafından seçilmiş organlardır. Tıpkı Genel Kurulu gibi.
Sayın Keleş’in durumu ise çok daha farklıdır. Sayın Keleş, Federasyonun manevi şahsiyetine hakaret suçundan ceza almıştır. Yine Sayın Keleş de, düşüncelerini bu forum ortamında onlarca kez iddia etmiştir. Bize ve özellikle bana karşı ciddi bir husumet içinde eleştiri kastını aşan ve hakarete varan suçlamalarda bulunmuştur. Sanırım, Disiplin Kurulu, benim bu Federasyonu yasal olarak temsil eden şahsıma hakareti, Federasyonun manevi şahsına hakaret olarak cezalandırılmıştır ki, bu da son derece doğru bir karardır. Açıkçası bütün samimiyetimle bu kararın ne kadar doğru olduğuna inandığımı belirtmek istiyorum.
Eğer insanların bellekleri söylenenleri unutma konusunda zayıfsa anımsatmak isterim.
Sayın Ülker’in söylediklerine ilişkin yazı halen Forum köşemizde durmaktadır.
Sayın Ülker’in Forum iletisini okumak için iletide Sayın Ülker'in metni aşağıda yer almaktadır.
Sayın Keleş’in söylediklerine ilişkin ileti için.
Sayın Ülker’in iletisini talihsizlik ve maksadını aşma olarak görüyorum. Keşke özür dileseydi…
Sayın Keleş’e gelince buzdağının görünmeyen kısmı da var.
Bunların büyük kısmını Disiplin Kurulu da bilmiyor. Sizler de ilk kez öğreneceksiniz.
Sayın Keleş bakın 5 Haziran 2006 tarihinde beni Başbakanlık Teftiş Kuruluna nasıl şikayet ediyor.
5 Haziran 2006 tarihli Cengiz Özdemir Keleş’in dilekçesinin resmi yollardan istenen nüshası
(not: dosya pdf dosyasıdır, acrobat reader ile okunabilir)
İnanılmaz iftiralar, üstelik sadece beni itham etmekle kalmıyor, Bakanımız ve Genel Müdürümüzü de ithamın içine alıyor. Bu dilekçe sonucunda, Bakanlık Oluru ile söz konusu iftiralarla ilgili olarak teftiş edildik. O kadar işimizin gücümüzün arasında, tabii ki onlar haklı olarak bunu yapmak zorundalar, Genel Müdürlük müfettişleri bu iftiralara ilişkin hususlarda ifademi aldılar. Ailemin ‘vukuatlı nüfus cüzdanı’ sureti istendi. Yani tüm şecereleri… Bütün ihalelerimizin dosyaları tek tek incelendi. Bırakın herhangi bir eksikliği, ihalelerimizi video kaydı olarak baştan sonra DVD ortamında sakladığımız için övgü bile aldık.
Teftiş sonucunda söz konusu konularda herhangi bir eksiğimiz olmadığı ve herhangi bir şey yapılamayacağı hususu da Başbakanlık Teftiş Kuruluna iletildi. Ben bu süreçte kimin şikayet ettiğini bilmiyordum. Avukatım aracılığıyla resmi olarak şikâyeti istedim ve gördüğünüz yazı bize geldi. Şimdi hem ceza hem de manevi tazminat davası açacağım.
Bu mu demokratik eleştiri? İşte bu kişi söz ettiğiniz kişi.
Bitti mi?
Bitmedi…
Genel Kuruldan yaklaşık bir ay önce, Federasyonumuzun çok kıymetli bir çalışanı aranıyor, ve iki katı maaş ve daha iyi olanaklar ile iş sunuluyor. Ne güzel değil mi?
Bilin bakalım teklif eden kim?
Aynı kişi, 25 Kasım günü geldiği Genel Kurul Toplantısında (çoğunluk aranan toplantı), aynı elemanımıza ısrarla görüşmek istediğini söylüyor.
Bakın elemanımızın dün bana yolladığı e-postada belirttiklerine….
Federasyon çalışanı olan arkadaşımızın bana yazdığı e-postadan olduğu gibi alınmıştır:
‘Genel kurul zamanı (Cumartesi) benimle mutlaka görüşmek, varsa bir 5-10 dakikam konuşmak istediğini söyledi. Ben de kabul ettim. (Cengiz Keleş’ten söz ediyor)
Konuşmaya “ senin için ne yapabilirim?” deyince kalkacakken acaba neler düşünüyor diye vazgeçtim ve “benimle görüşmek isteyen sizsiniz, sizin bir söyleyeceğiniz varsa ben dinleyeyim dedim”. Kendisi her zamanki gibi Federasyon ve Yönetim hakkında atıp tutmaya başlarken susturdum. “Ne konuşmak istiyorsanız söyleyin Federasyon ve kurullar hakkında konuşmanızı istemiyorum devam ederseniz kalkarım” dedim. Bunun üzerine “bu yönetimi yıkacağını, artık devrinin bittiğini, elinden gelen her şeyi yapacağını” söyledi. Ben de bir kez daha bu konulara girerse konuşmanın biteceğini belirttim. Bir şirket kuracağını ve benim gibi birine ihtiyacı olduğunu söyledi. Tekrar Federasyon ve Yönetim Kurulu hakkında konuşmaya kalkınca konuşma bitti.’
Bu arkadaşımızın ismini açıklamayacağım. Çünkü bu konuda mahkemede ifade vermesi daha uygundur. Ama, son cümleye baktınız mı? Cengiz bey bir şirket kurup bu tür işler organizasyonlar yapacağını söylüyor. Bu konuda, Asbaşkanımıza (Tahsin Aktar) bir teklif getirmiş ve demiş ki, ‘Federasyon organizasyon işleriyle uğraşmasın. Bu işleri özel sektöre bıraksın. Denetleyici durumda olsun’ Bakın hele, ne kadar hayırsever bir dostumuz? Allah razı olsun. Federasyon olarak en önemli gelirlerimizden olan turizm gelirlerimizi özel sektöre bırakalım diye öneri getiriyor. En iyi elemanlarımızdan birine de iş teklif ediyor. Şirket kuruyormuş.
Şimdi adalet istiyorum!!
Türk Adaletine güveniyorum. Benim bir evim yok bankada param yok. TRT’de işimden kazandığım ve eşimin kazandığı maaşa karşı bir birikimimiz yok. Ama onurumuz, namusumuz, iki kızımız ve pırıl pırıl bir ismimiz var. Şimdi bu isme leke sürmeye kalkan kişi hesabını verecek.
Adalete güveniyorum.
Not: Murat Akdağ’ın 2003 yılında şahsıma yine forum köşesinden yaptığı hakarete karşı Manevi Tazminat Davasını kazandım. Sayın Akdağ itiraz etti. Yargıtay’da da kesinleşti. 2500 YTL ve yasal faizleri. İlk taksit olarak da maaşına haciz kondu 500 YTL geldi. Adalet ne güzel şey? Satranç centilmenlerin sporu!!



