Avusturya Arşidüşesi Maria Theresa, 1770te Dünyanın ilk satranç bilgisayarı sayılabilecek Türk ü gördüğünde, mucidi Wolfgang Von Kempeleni çokça ödüllendirmiş olmalı.
Bunun bir satranç otomatı değil de, yetenekli mekanikçinin takdire şayan bir hilesi olduğunu bilseydi, (otomatın içinde düzeneği kullanan ve satrancı iyi oynayan bir insan vardı), ne yapardı doğrusu bilemiyoruz.
Fransa İmparatoru Napolyonu, üstelik en güçlü günlerinde yenmeyi başaran Türk ün yapılışının üzerinden geçen 237 yıl sonra bugün, insan ve makine, satranç tahtasında yine karşı karşıya.
Tahmin ettiğiniz gibi, Almanyanın Bonn kentinde, Ulusal Sanat Galerisinde başlayan Kramnik Deep Fritz düellosundan söz ediyorum.
İlk oyunu beraberlikle sonuçlanan altı maçlık karşılaşmayı kimin kazanacağını tahmin etmek epey zor.
Ekim 2002de Bahreynde gerçekleşen ilk Kramnik Deep Fritz düellosunun dört dört beraberlikle sonuçlandığını hatırlamak da insan olarak içimizi pek rahatlatmıyor anlayacağınız. Çünkü yeni Fritz gelişen ve hızlanan yapısıyla artık biraz daha derin.
İntelin geliştirdiği, yeni çift çekirdek teknolojili paralel işlemcileri ile saniyede sekiz ile on milyon arasında pozisyonu gözden geçirip, hafızasındaki 3.2 milyon oyunla karşılaştırabilen bu olağanüstü programın, insanın fazlasıyla karışık aklına karşı, önünde sonunda kesin bir zafer kazanacağını söylemek mümkün.
Mümkün çünkü, Dünya Satranç Şampiyonu, Rus Büyük Usta Vladimir Kramnik bile Makinayı yenme şansına sahip son insan olabilirim diyor, karşılaşma öncesi yaptığı bir söyleşide.
Ancak Kramnikte işi şansa bırakmış değil kuşkusuz. Kısa bir süre önce, FİDE Dünya Şampiyonu ve halen FİDE sıralamasında 2813lük derecesiyle birinci durumda bulunan Bulgar Büyük Usta Veselin Topalovu yenmeyi başaran Kramnik, haftalık haber dergisi Der Spiegelde yer alan bir makaleye göre, hem bir açılış uzmanı Alman Büyük Usta ile hem de rakibinin nasıl düşündüğü konusunda kendisine yardımcı olacak bir satranç programcısı ile çalışıyor.
İyi güzel de, acıkmayan, tuvalet ihtiyacı hissetmeyen, yorulmayan ve hepsinden önemlisi, oyun yokuş aşağı gittiğinde kendini kötü hissetmeyen bir programa karşı, nihayetinde etten ve kemikten bir insan ne yapabilir ki ? diye de sorulabilir tabii.
Kanımca satrancın ve insanın doğaları, böyle bir soruya, en azından şimdilik yanıt verebilmemizi sağlıyor. Birincisi için Alman Büyük Usta Dr. Helmut Pflegerin makalesinden kısa ancak çarpıcı bir alıntı yapalım.
40 hamleden oluşan normal bir satranç oyunu, 1.5 x 10128, evrendeki atom sayısından daha fazla sayıda, farklı permütasyona sahiptir. Eğer evrendeki her bir atom, saniyede bir milyon pozisyonu hesaplayabilen bir süper bilgisayar olsaydı ve her bir bilgisayar, 15 milyar yıl önce yani evrenin başlangıcından itibaren aynı anda hesaplamaya başlasaydı bugün ancak 31. hamleye ulaşabilirlerdi.
Bu bir anlamda, makine yada program ne kadar gelişmiş olursa olsun, satrancın engin doğası karşısında hep sınırlı kalacaklar demek.
Geriye hamle ve pozisyon hesaplamada programın çok gerisinde olan, ancak deneyimi, iradesi ve hepsinden önemlisi sezgileri ile yolunu bulmaya çalışan, insan zekasının öngörülemeyen yaratıcılığı kalıyor.
Unutmadan, bir de kazanan "insana" bir milyon Euroluk ödül.
Ben olsam Derin Fritz için hemen bahse girmezdim doğrusu.
Murat KUL



