Yıllardır göremediğim doğduğum şehre karlı bir havada otobüsle gidiyoruz. Dikmen sırtlarında kar yüzünden çakılı kaldık. Kayma tehlikesi var. Santim santim ilerliyoruz. İçimi bir korku bastı. Dua etmeye başladım.
“Allahım biz fakir kullarına yardım et.” Saatler geçiyor, yollar uzuyor. Kilometre yazılarını okuyorum Adana çok uzak. Bir kaç saat sonra Toros dağlarına varınca kar şıp diye kesildi. Rahat bir "oh!" çektim. “Ferman Padişahın, Dağlar Bizimdir.” “Ne güzeldir mavi dağların, mor dağlara gülümsemesi, gönül hey gülümsemesi.” Bir de dolunay çıkmaz mı karşımıza. Gurupla ve dolunayla birlikte Adana’ya girdik. Güneş batmış, akşam olmuş ortalık sakindi. Birdenbire karşımıza Sabancı Camii çıkmaz mı? Bütün lambalarını yakmış, minarelerini kılıç gibi gökyüzüne çekmiş. Muazzam harikulade ihtişamlı bir sanat eseri. Hayatımda böyle ilahi bir manzara görmemiştim. Büyük bir mutluluk duygusu içimi sardı. Bir süre kendime gelemedim. Gördüklerim düş müydü gerçek miydi? Eğer bu gördüklerim gerçekse benim doğduğum sevgili Adana, “Şehirler Padişahı" İstanbul'la bile yarışabilirdi. Adana ne kadar gelişmiş, ne kadar güzelleşmiş. Bütün Belediye Başkanlarını kutlamak lazım. 5 kanunsani(ocak) Adana’nın kurtuluş törenlerinde Ulu Cami ile Saat Kulesi arasına büyük bir Türk Bayrağı asılır. O bayrağı diken Terzi Mehmet Nuri Efendi'yi rahmetle anıyorum. Onun sekiz çocuğundan biri olmakla gurur duyuyorum. Nur içinde yatsın. Büyük baraj şehrin hayatını değiştirmiş.
Çocukluğumda yalın ayak başı kabak bodi-bodicilerin peşini bırakmazdık. Bodi-bodiciler evlerin kapısını çalar, türkü temposunda bağırırlardı.
Bodi-bodi
Neden hodi
Bir kaşıkcık sudan hodi
Çifçilerin tarlasında
Hacı Bayram kuyusunda
Koç koyun kurban ister
Allahtan rahmet ister
Ver Allahım ver!!
Sulu sulu bir yağmur.
Kapısını çaldıkları evin sahibi balkonlarından bodi-bodicilerin başına bir helke (kova) su döker. Biraz para genelde yiyecek içecek verirlerdi. Şehrin büyükleri de yağmur duasına çıkarlardı. Yatmadan evvel yine Sabancı Camii karşısında rahmetli Arif Hoca'mın naatini okuyordum.
Konsun yine pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
Yarın açılış var, açılışta buluşalım.
Kahraman Olgaç



