Adana, 23 Ekim 2006

asbaskan@tsf.org.tr

BAYRAM

Birkaç gün önce yeni bir ayakkabı ve yeni giysiler almıştık, bana ve kardeşime. Oldukça güzel ve kaliteli giysiler. Ayakkabı son derece gösterişli. Bağcıklı. Moda olan renklerde. Bordo ve siyah karışık renkli deriden. Hem de tabanı kösele. Kardeşimin ayakkabısı biraz daha, nasıl söyleyeyim, çocuksu ve ucuz. Hemen kullanmayı arzu ediyorum ama babam, “…olmaz oğlum bayram sabahı giyeceksiniz…” diyordu. Daha bayrama üç gün var, nasıl geçecekti ki o koca üç gün.

Böyle anıları vardır pek çoğunuzun. Dün gibi anımsıyorum. Farklı heyecanlarla beklenen bayram sabahları. Tüm aile, komşular, akrabalar bayram boyunca gezilir elleri öpülürdü. En heyecanlısı da verilen harçlıkların ara sıra sayılması, her ziyaretten sonra artışı hissetmek. Tadına doyulmayacak bir duygu. Biriken harçlıklar kumbarada toplanıyor, sonra da-sonradan anlıyoruz- et, süt, sebze olarak aileye geri dönüyormuş. Ya da bayram için yapılan alışverişler nedeniyle açılan bütçeye takviye oluyormuş.

Şimdi nedir durum? Baktım ki çok yakın dostlardan ve annemden başka gidecek kapı kalmamış. Komşular, kuzenler, arkadaşlar ya tatilde, ya da bir kısmı başka yerlerde yaşıyorlar.

Sabah erken saatten itibaren telefon neredeyse hiç susmadı. Aranmanın yanında SMS ile de kutlamalar. Biraz önce bilgisayarı açtığımda da yanıt vermeyi bekleyen onlarca bayram kutlaması amaçlı e-postaları gördüm. Bir süredir artık bayramlar böyle kutlanır oldu. Çocuklar elde ettikleri harçlıkları cep telefonlarını değiştirmede ön ödeme olarak kullanıyorlar.

Sağlık ve huzur içerisinde geçirilecek nice güzel bayramlar diliyorum. Büyüklerin ellerinden, küçüklerin mini mini yanaklarından öpüyorum. E-posta ve SMS ile güzel dileklerini ileten dostlara teşekkür ediyorum. Bayramların neşesi yaşantınıza yansısın.

Sağlıcakla kalın…

Tahsin AKTAR

İlgili içerikler

Turnuvalar ve organizasyonlarTüm haberler