TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı’nın kapısından girmek üzere olduğu bu bina, bir okula ait. Kalmukya Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Elista’da “sadece unvan maçı finalini izlemek yada FİDE’de görüşmelerde bulunmak yetmez” deyip, son gün soluğu bir satranç sınıfında alan Başkan Yazıcı, ne yazık ki büyük bir hüsrana uğradı.
Hayır hayır, uğradığı hüsran, kurumsal görüşmelerle ilgili değil. Tam tersine onlar fazlasıyla başarılı geçti. Ancak satranç sınıfında karşısına çıkan “genç bir rakip” gösteri maçına hazırlanan Başkana, “evdeki hesap çarşıya uymaz, satrançta kesin hesap olmaz” sözünü bir kez daha hatırlattı.
Bakın bu genç satranççının ismi “Dersin”. Henüz on yaşında ama, biliyoruz ki “akıl yaşta değil, başta”. Kendisi okulun satrançta en başarılı ismi. Ancak daha önemlisi kendi yaş grubunda Rusya Federasyonu birinciliğini elde etmiş olması. Sayın Başkan bunu, oyunun ilerleyen safhalarında bizzat yaşayarak öğrendi.
Neyse ki Başkan Yazıcı ikinci maçında “Nagano” ile berabere kaldı da durumu biraz kurtardı. Evet tam tahmin ettiğiniz gibi, bendeniz o anda durumu tahlil edip hiç oynamamanın daha iyi olacağı kanaatine çoktan varmıştım bile.
FİDE Başkanlarının, Dünya Satranç Şampiyonlarının resimleri ile süslü, turnuva sonuçları asılı sınıf, doğrusu satranç tutkunları için mutluluk verici türden. Hiç kuşku yok ki en önemlisi misafirperver Kalmuk halkının satranca olan bu düşkünlüğü ve çocukların ilgisi.
Bu muhteşem yapı ise yalnızca Rusya’da değil, Avrupa’nın en doğu ucunda yer alan en büyük Budist tapınağı. FİDE Başkanı Kirsan İlyumzhinov tarafından yaptırılan tapınakta, yaklaşık 10 metrelik devasa bir Buda heykeli de bulunuyor.
Kalmuklar, batı Moğolistan kökenli bir halk. 17.Yüzyılın başında şimdi bulundukları bölgeye yerleşmişler. 18. Yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren de Rus hakimiyetine girmişler. “Bozkırın İncisi” olarak adlandırılan Elista, yüz binlik bir nüfusa sahip.
Kentin en ilgi çekici mekanlarından biri de, neredeyse her şeyin açıkta satıldığı “pazar alanı”. Buna etler dahil.
Anıtın ismi “Sürgün ve Dönüş”. İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle, binlerce Kalmuk, Sovyet Diktatörü Stalin’in hışmına uğrayarak Sibirya’ya sürülmüş. Sürgün, Stalin’in ölümünün ardından 1955’te son bulmuş ve bir kısım Kalmuk, geri dönmeyi başarabilmiş. Belli ki “Sürgün” ün acısı, Kalmuk halkının içinden hiç çıkmamış.
Ve son bir not. İşte bu da Kalmuk mantısı. Doğrusu epey kalorili olsa da tadı gerçekten güzel.
Murat KUL




















