| Betül Cemre Yıldız: "Başarılı Olmak İsteyince Her Şey Zor" |
| Çarşamba, 04 Nisan 2007 20:23 |
|
Betül Cemre Yıldız : Geri Döndü, Geliyor (1)
O yıllardır satrancın içinde ve şampiyonluklara alışmış bir isim. Yaş Grupları'ndaki şampiyonluklarının yanı sıra tam beş defa üst üste Türkiye Bayanlar Şampiyonu (2001-2006) oldu. ÖSS nedeniyle satrançtan kopmak zorunda kaldı. Satranca geri döndüğü ilk turnuvalarda eski formundan uzaktaydı. Sonra Türkiye Birinciliği Seçmeleri'nde başarılı olarak Türkiye Şampiyonası'nda oynamaya hak kazandı ve geçtiğimiz ay oynanan Türkiye Şampiyonası'ndaki tek bayan sporcuydu ve başarılı maçlar çıkarttı. Hem Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Bölümü hem de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İktisat Bölümü'nde eğitimini sürdüren Betül Cemre Yıldız ile TSF Basın Koordinatörü Özgür Akman uzun bir söyleşi yaptı. Üç sene önce Dresden'de bir Avrupa Bireysel Şampiyonası'nda WIM (Bayan Uluslararası Usta) olmuştu. Betül, Dresden'deki bir başka Avrupa Bireysel Şampiyonası'na, bu kez bir üst katın merdivenlerinin basamaklarını tırmanmaya başlamak için gitti: İlk WGM normunu almak! Söyleşinin ilk bölümünü okumak için devamına tıklayınız. "Ailemden gizlice satranç kursuna kaydoldum. İlk turnuvamda birinci oldum”
Özgür Akman: Betül, öncelikle satranca nasıl ve ne zaman başladın? Betül Cemre Yıldız: Aslında çok iyi hatırlamıyorum nasıl başladığımı. Çok uzun zaman oldu. Hatırladığım kadarıyla 8-9 yaşlarındaydım. Ağabeylerim ve babam hep oynuyorlardı; fakat çok da iyi bilmeden kuralları oynuyorlardı. Ben de onları izleye izleye öğrendim. Sonra ağabeylerimle hep oynamak istedim. “Benimle de oynayın” derdim onları izlerken. Ağabeylerim de küçük olduğum için beni reddediyorlardı. Ben de üzülüp kızardım onlara. Hırs yaptım ve okuldaki kurslara kimseye haber vermeden kayıt oldum. Kayıt olduktan sonra onlara da söyledim. Zaten satrancı biraz öğrenmiştim. Bir ay sonra da İzmir Yaş Grupları Seçmeleri’ne katıldım. Aslında babam katılmamı istemedi; çünkü daha yeni başladığım için çok maç kaybedersem şevkim kırılacağı için bırakacağımı düşündü. Abdullah Hoca (İlhan, Ö.A.) “Bu kızda yetenek var, katılırsa başarılı olur” demiş. Babam, yine de ilk tura gelmedi. Benim ilk turnuvamdı. 7/7 yaptım ve yaş grubumda İzmir Şampiyonu oldum. İlk tur kazandım babamı aradım, babam tabii hemen geldi. Ö.A.: Ne zaman satranççı olmaya karar verdin? Hedeflerin büyüdü? B.C.Y.: Benim hırslı bir yapım var. Daha satranca başlarken, aklımda başarılı olmak vardı. İzmir’de birinci olur olmaz, hedeflerimi büyüttüm. İlk senemde, daha iki aylık satranççıyken pek ümitli olmasam da, Yaş Grupları Türkiye Şampiyonası'nda sekizinci oldum. Sonraki sene ise Türkiye Şampiyonu olmayı hedefliyordum ve oldum. Ö.A.: Ailen peki sana destek oldu mu bugüne kadar? B.C.Y.: Ailem destek olmasa bu noktaya gelemezdim herhalde (Yanındaki ağabeyi Emre Yıldız’a bakarak). Ailemde herkes satranç bildiği için, ağabeylerim, annem, babam ve amcam, hepsi bana destek oldular. Onlar satrancı bilmeseydi belki bu kadar kolay olmazdı. Emre Yıldız burada bize dahil oluyor ve Betül’ün ilk günlerini anlatıyor: Emre Yıldız: “Ben burada bir ekleme yapayım. Betül ilk satranca başladığında okulda anlatmıştır. Üçüncü sınıfta kurslar belli olduğunda bir kursa gitmek istediğini söylemişti. Satranç ya da voleybol istiyordu. Ben de ona ikisinin de faydalı olduğunu istediğine gidebileceğini söyledim. [Sonradan ortaya çıkıyor ki zaten dört yıldır folklor kursuna gidiyormuş. İkinci bir kursa gitmek istediğinde satrancı seçmiş.] B.C.Y: Doğru, her ikisine de gidiyordum. O sene sonunda folkloru bıraktım. Dördüncü sınıftan sonra Çamlaraltı Koleji’ne geçtim. Burada burslu okudum. Ö.A.: Bu burstan bahseder misin? B.C.Y.: Üçüncü sınıfta İzmir Şampiyonu olduktan sonra, babam burs için bu okulla konuştu ve benim sonraki yıl mutlaka Türkiye Şampiyonu olacağımı söyleyerek söz verdi. [Burada yine Emre Yıldız bize katılıyor ve Betül’ün bursu nasıl aldığını anlatıyor.] E.Y.: Zaten iyi bir öğrenci olduğu için Betül’ü bir özel okulda okutmak istiyorduk. Satranca ise kendi isteğiyle başladı. Onlar da bu tip etkinlikleri destekledikleri için bizim isteğimize sıcak baktılar. Ertesi yıl Türkiye Şampiyonu olamazsa okul ücretini de ödeyeceğimizi söyledik. Türkiye Şampiyonu oldu ertesi yıl; ama biz yine de tekrar konuştuk onlar da sonuna kadar Betül’ü destekleyeceklerini söylediler.
Betül Cemre Yıldız ile Özgür Akman'ın söyleşi için ilk buluşmasında ağabeyi Emre Yıldız da yanlarındaydı ve Emre Yıldız, Betül'ün satranca nasıl başladığına ilişkin hatırladığı her şeyi anlattı. "Bugün olsa daha farklı davranırdım” Ö.A.: Peki lisedeyken nasıl bir öğrenciydin? B.C.Y.: İyi bir öğrenciydim ve çalışkandım. Satranç turnuvalarından ötürü okula gitmediğim zamanlarda da öğretmenlerim bana destek olmuşlardı. Bazen dönemin yarısında okula gidemediğim oluyordu. Sınavlarımı ona göre ayarlıyorlardı. Öğlen teneffüslerinde beni çalıştırıyorlardı. Ö.A.: Sanıyorum, ilk kez Türkiye’yi yurt dışında 1999 yılında temsil ettin, İspanya’da. Nasıl bir turnuvaydı, neler hissetmiştin anlatır mısın? B.C.Y.: Evet, 1999’da İspanya’da Oropesa Del Mar’daydı. O turnuvayı hiç unutmam. Çok farklı bir deneyimdi ve bana sanki karşıma uzaylılar çıkacakmış gibi geliyordu. Rakiplerim bambaşka yaratıklarmış gibi hissediyordum. Küçük yaşta öyle düşüncelere kapılmışım. İlk turda berabere yaptım. Rakibim de iyi bir oyuncuydu: Polonya'dan Anna Leksi. O turnuvada bir kaybım var. Tek kaybımın olduğu gün de 40 derece ateşim vardı. Doktorlar boş günde oynamayı isteyip istemeyeceğimi sordular. Ben de o zaman ne düşündüm hatırlamıyorum; ama oynamak istemediğimi söyledim.
Betül, 1999'da Oropesa Del Mar'daki Dünya Yaş Grupları Şampiyonası'nda ilk kez yurtdışına çıktı ve Türkiye'yi temsil etti. Turnuvadaki tek yenilgisini 40 derece ateşle oynarken almış. Ö.A.:Pişmansın yani? B.C.Y.: Çok pişmanım. O maçta da beyazlarla oynuyordum ve bir konumda tek hamleyle çok üstün konuma geçecektim. Ö.A.:Peki şu anda durum nasıl? Turnuvalar nasıl geçiyor? Özellikle üst seviyedeki bayan satranççılarla mücadele ederken? B.C.Y: Eskiden çok daha stresliydim. Artık çok daha rahatım. Tecrübem de olduğu için tek bir maçı fazla kafama takmıyorum. Ö.A.: Betül, bu arada senin farklı bir deneyimin de oldu bu turnuvalar içinde. Çin’de güçlü bir kapalı hızlı satranç turnuvasında oynadın. Bu turnuvadan bahseder misin? B.C.Y.: Aslında diğer turnuvalar gibi değildi. Hatta turnuva gibi de değildi. Çok iyi oyuncular vardı, o zamanki Dünya Şampiyonu Zhu Chen vardı; ancak turnuva havasında değildi. Sabahları bizi gezdiriyorlardı, sonra öğleden sonra maçımızı yaptıktan sonra yine gezdiriyorlardı. Pek de turnuva havası yoktu; ancak orada başarılı olduğumu düşünüyorum, kuvvetli oyuncular içinde. Turnuvanın, oradaki ortamın nasıl olacağını bilmiyordum ve çok çekinerek gitmiştim; ama çok mutlu bir şekilde döndüm. Çok misafirperverlerdi. (Turnuva ile ilgili ChessBase'de TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı tarafından hazırlanan haber için, tıklayınız-Ö.A.)
“Başarılı Olmak İsteyince Her Şey Zor” Ö.A.: Üniversitede senin satranç kariyerini, başarılarını biliyorlar mı? B.C.Y.: Açıkçası bu konularda arkadaşlarımla konuşmayı fazla sevmiyorum. O nedenle sadece yakın arkadaşlarım bilir. Turnuvalara gideceğim zamanlarda da hocalarıma söylerim. Ö.A.: Lisedeyken biliyorlar mıydı? B.C.Y.: Lisede çok daha iyi biliyorlardı ve beni çok da desteklerdi arkadaşlarım. Turnuvalara gitmeme de o kadar alışmışlardı ki, bana “ne zaman turnuvaya gideceksin?” diye soruyorlardı. Ö.A.: Peki sen, hem de iki üniversitede birden öğrenimi sürdüren bir satranççı olarak eğitimle profesyonel satranççılığın bir arada yürüyeceğini düşünüyor musun? B.C.Y.: Ben dördüncü sınıftan beri satrançla eğitimimi bir arada götürüyorum. Okul da satranç da benim için çok önemli. Başarılı olunca insan her konuda başarılı olmak istiyor. Herkes Hukuk Bölümü’nü kazandığımı duyunca satranca nasıl devam edeceğimi sordu. Bununla beraber birçok kişi de bitince çok rahat edeceğimi, çok boş zamanımın kalacağını söyledi. Gelecekteki hedefim kendi hukuk büromu açmak. Zorlanmama rağmen okuduğum bölümden de memnunum. Zor olabilir; ama bana uygun bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Başarılı olmak isteyince her şey zor. (Bu sırada, Emre Yıldız’dan, Betül’ün okulunun evine yürüyerek on beş dakika mesafede olduğunu öğreniyoruz. Sonra Betül devam ediyor) Ö.A.: Genellikle satranççılar hukuk okumaz, değil mi? B.C.Y.: Evet, haklısın. Babam, hukuk okumamı çok istiyordu. Ben de aslında hiç istemiyordum. Hatta “hukuk” konusu açıldığı zaman tüylerim diken diken oluyordu. Öte yandan, ne yapıldığını da pek bilmiyordum. Lisedeyken üniversite sınavıyla ilgili olarak farklı bölümleri araştırırken birçok arkadaşım hukuktan bahsediyordu. Ben de merak edip araştırmaya başladım. Babam da kanıma girdi tabii. Öğretmenlerime de sordum , onlardan da olumlu yorumlar duyunca da orayı tercih ettim. Sonuçta istediğim bölümü kazandım. Şu anda çok mutluyum. Ö.A.: Peki, üniversite telaşı senin satranç kariyerini etkiledi mi? B.C.Y.: Tabii ki etkiledi. Bir sene ara verdim. Ö.A.: Hiç mi oynamadın? B.C.Y.: Türkiye Bayanlar Şampiyonası’nda oynadım. Ayrıca nisan ayında da liglerde oynadım; ama Türkiye Bayanlar Şampiyonasından sonra hiç satranç oynamadım. Ligde de kafamı dağıtmak için oynamıştım bir daha hiç elimi sürmedim sınava kadar. Zaten ÖSS’ye de bir sene çalıştım.
WIM Betül Cemre Yıldız, Özgür Akman'a Hukuk Bölümü'nde okumaktan ne kadar memun olduğunu anlatıyor. İki üniversite birden okuyan WIM Yıldız ile Akman'ın yaptığı röportajın ilk bölümü İzmir'deki Palmiye Alışveriş Merkezi'nde gerçekleşti. |












































